Hangi ara toplumumuz böyle dönüşüm yaşadı da insanlık bozuldu…
Bak arkadaşım, çocukluğumuzun masum ülkesi ne hale geldi…
Yıllarca faili meçhul kalan cinayetler, saklı yaralar ve saklanan suçlular,
Şimdi birer birer dökülüyor ortaya ama…
Giden canları geri getirmiyor itiraflar.
İçim acıyor arkadaşım.
Kalemini, makamını, siyasetini… bir avuç altına satanları gördükçe,
Kısa yoldan zengin olan kibirli yüzleri izledikçe…
Bize "doğru ol" demişlerdi, "dürüst yaşa"
Şimdi hırsızlığı parlatıp boyuyorlar boy boy ekranlarda.
Devasa şirketler, sırça holdingler, sırça villalar/köşkler/saraylar kurmuşlar masumların ahından,
Biz utançtan gözümüzü kaçırırken, onlar utanmıyor insanlıktan ve korkmuyor Allah’tan.
Makam koltuklarında oturan büyüklere bakıyorum,
"Maaşlarıyla asla alamayacakları devasa mülklerin gölgesindeler."
Fonlarda, borsalarda spekülasyon yapan masum yüzlü süper hırsızlar/arsızlar mazlum ve sade insanların hakkını çalıyorlar,
Dijital çağdaş hırsızlıkla çaldıkları paraları Sayan’lar ve hatta saklanan/saklayan niceleri var,
Sorularım boğazımda düğümleniyor,
Yöneticiler ihalelerden pay kapma derdinde,
Siyasetçiler, yan cebine girecek gizli paraların, yakınlarına parsellenecek arazilerin peşinde…
Biz ne ara unuttuk bir yetimin başını okşamayı?
Ne ara bu kadar sevdik dünyayı?
O ışıklı ekranlarda, sosyal medya dedikleri o sahte dünyada,
Haksız kazançla gülen ne çok insan var…
Gençliğin hayalleri rüşvet çarklarında eziliyor arkadaşım,
İşe girmek için kimileri cinsi cazibesini öne sunuyor,
Para kazanmak uğruna edepsizlik saçılıyor ortaya,
Ahlakımız, çocukluğumuz, geleceğimiz satılıyor üç kuruşa.
İçeride, dışarıda birileri fonluyor lgbt karanlığını…
Yukarıda oturanlar kraldan çok kralcı olmuş,
Vatandaşın derdini dinleyen yok, herkes kendi tahtını koruma derdinde.
Bizim temiz toplumumuzu zehirliyorlar sessizce ve usulca…
Gençler babasını düşünüyor arkadaşım,
Yirmi beş yıl boyunca alnının teriyle çalışan,
Ama başını sokacak iki odalı bir ev bile alamayan babasını…
Sonra iki-üç yılda haksız kazanç ile altına lüks arabalar çeken gençlere bakıyorum.
Yüreğim daralıyor, adalet duygum kayboluyor.
Siyasete yakın olanlar sayıyor paraları, saklıyor tapuları…
Çalışan bir memura "Nereden buldun?" diye hesap soran devlet,
Neden görmezden geliyor bu dağlar kadar serveti?
Her gün bir dolandırıcının tuzağına düşen masum yaşlılar,
Parası olanın borazanını çaldığı bu sessiz, kimsesiz şehirler…
Hak isteyeni, hukuk diyeni, resmiyet arayanı "enayi" sayıyorlar artık.
Helal lokma derdiyle işine-gücüne bakan esnaflar, karanlık çeteler tarafından kurşunlarla tehdit ediliyor,
Alın teriyle çalışanların yüzüne baka baka "caka satıyor" arsız hırsızlar,
Dürüst yaşayanlar temiz kalpleri yüzünden aşağılanıyor,
Hırsızlık yapanlar ise "zeki", "çalışkan" ve "kurnaz" diye alkışlanıyor.
İçim acıyor be arkadaşım, bu adaletsizlik canımı yakıyor…
Asgari ücretlinin mutfağında sessiz ama alevli bir yangın var,
Emekliler, ak saçlarıyla pazar tezgahlarının arkasında hesap yapıyor ve evde yaptığı hesabı çarşıya uyduramıyorlar.
Şimdi soruyorum kırık bir sesle bu yorgun dünyaya,
Bu adaletsizliğe dur diyecek bir şefkat eli yok mu?
Bu haksız kazancın önünde duracak bir baba yiğit yok mu?
Kul hakkı yemek ne zaman yeniden en büyük günah/suç sayılacak?
Suçlular ne zaman hak ettiği cezayı alacak?
"Halka hizmet, Hakka hizmettir" derdi büyüklerimiz.
Bu samimi, bu güzel anlayış ne zaman geri dönecek vicdanlara?
Gazeteciler, siyasetçiler, o şaşaalı fenomenler,
Ne zaman başlarını yastığa koyduklarında insanlığı hatırlayıp ağlayacaklar yaptıklarına?
Hesap ne zaman sorulacak be arkadaşım?
Toplumun bu kanayan, bu yaralı vicdanı ne zaman sarılacak?
Cesur yürekli hukukçular, adil insanlar ne zaman çıkacak ortaya?
Neden unuttuk o feryadı:
"Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste…"
Biliyorum Allah, haksızlığı, zulmü, ‘yarına bırakır’ belki…
Ama asla ‘yanlarına bırakmaz’, değil mi arkadaşım?
Ne olur söyle, elbet bir gün bitecek değil mi? Arkadaşım!
Makamını, yetkisini, etkisini kim kötü yönde kullanıp vatandaşın hakkını yiyorsa zehir-zıkkım olsun. Adalet adil bir şekilde gücünü kullansın. Yapılan hırsızlık, yolsuzluk, suistimaller kimseye kâr olarak kalmasın.
Arkadaşım beni teselli ediyor…
"Allah yarına bırakır ama yanına bırakmaz, merak etme…Dosdoğru ve Dürüst olmaya, hak-hukuk bilmeye, vicdanının sesini dinlemeye devam et" diyor.
Bir süre sustum…Sonra…!
Kendi kendime söylendim…
Eyvallah arkadaşım eyvallah!