Kur'an kıssalarına baktığımızda, geçmişte yaşanmış pek çok olaydan bahsedildiğini görürüz. Anlatılan bu olaylar, yaşanmış dersler ve ibretler barındıran kıssalardır. İlk bakışta bizlere sıradan birer hikaye gibi gelebilse de aslında içi derin anlamlarla dolu anlatılardır.
Bu kıssalardan kendimize pay çıkarabileceğimiz pek çok ders vardır. Tarih bir nevi tekerrürden ibarettir!
Tekrar eden bu tarihten, günümüz şartlarına göre dersler çıkarabiliriz. Böylece aklımızı daha aktif kullanarak hareket etme, daha az hatayla daha doğru kararlar alma bilincine ulaşabiliriz.
Kıssaları anlatılan tüm peygamberlerin yaşadıkları, kendi dönemlerine ait olmakla birlikte, sonraki nesillerin de bu deneyimlerden ders çıkarması için aktarılmıştır.
Amaç, aynı hataların tekrarlanmaması ve özellikle toplumun ve ailelerin huzur, barış ve mutluluk ekseninde varlığını sürdürebilmesidir.
Bu doğrultuda kıssalar, derin mesajlar barındırır. Siyasetten ekonomiye, Devletten millete, Hukuktan ahlaka, bilimden sanata, hatta toplumu oluşturan en küçük temel yapı taşı olan aileye kadar çok önemli örnekler sunar.
Kıssalar daha aklıselim bir yaklaşımla okunduğunda, günümüz şartlarında sergilediğimiz pek çok davranışın aslında doğru yönteminin Kur'an'daki peygamber kıssalarında da yer aldığını görebiliriz.
Örneğin evlilik-Aile-meselesini ele alıp Hazreti Nuh'un evliliği ile kıyaslamaya çalışırsak...
"Hz. Nuh ile günümüzdeki evlilikler arasında nasıl bir bağlantı kurulabilir ki?" diye bir soru aklınıza gelebilir.
Evet, bu merak edilecek haklı bir sorudur, ancak Hazreti Nuh'un evliliği ile günümüz evlilikleri arasında aslında çok önemli ve derin detaylar gizlidir.
Hazreti Nuh, dile kolay, tam 950 yıl boyunca kavmini hak dine davet etmiştir. Bu zorlu peygamberlik mücadelesinde en büyük imtihanlarından birini ise kendi evinde yaşamıştır. Eşi ona iman etmediği gibi, Hazreti Nuh'un karşısında saf tutan inkârcılarla iş birliği/casusluk yapmış, Hz. Nuh'a iman edenleri ihbar etmiş, münafık çevrelerle irtibatını hiçbir zaman kesmemiştir.
Ancak maruz kaldığı bu büyük, iman sadakatsizliğine, inanma hainliğine ve inançsal düşmanlığına rağmen Hazreti Nuh, eşinden boşanma yolunu seçmemiştir.
Kur'an-ı Kerim'in Tahrîm suresi 10. ayetinde, Hz. Nuh'un eşinin imansızlığı ve inkârcılarla olan kader ortaklığı açıkça zikredilir. Bu ilahi beyan, "peygamberlik gibi yüce bir makamın bile aile içi inanç hürriyetine zorla müdahale etmediğini ve hidayetin tamamen nasip meselesi olduğunu" göstermekle beraber Hz. Nuh'un sabır ve merhamet ile hareket ettiğini anlayabiliriz.
Kuşkusuz bu tabloyu bugünün modern hukukuyla kıyaslamak yerine, kıssanın kalbimize sunduğu ahlaki ve manevi mesajlara odaklanmak daha doğrudur.
Bu kıssa bize, insanın en yakın çevresinde, yani ailesinde bile fikir, inanç ve mizaç ayrılıklarıyla sınanabileceğini öğretir. Ankebût Suresinin 14. ayetinde belirtilen 950 yıllık süre, sadece toplumsal bir davetin değil, aynı zamanda evdeki muazzam bir merhametli sabrın da vesikasıdır.
Hz. Nuh, eşinin tüm yıkıcı tutumlarına karşı evliliğini şefkat ve tahammül, sabır ve merhamet ekseninde yürütmüştür. Boşanmayı "Allah'ın sevmediği helal" bir çare olarak görmemiş, aile birliğini ayakta tutmak ve çocuklarının sahipsiz kalmasını önlemek adına büyük bir sorumluluk bilinciyle hareket etmiştir.
Hz. Nuh Eşine tahammül ederek, hak ve doğruluk kapısını büyük Tufan anına kadar açık tutmuştur. Ta ki Tufan kopup gemiye binememesine kadar…!
Bir sonraki; "Evlilikte Sabrın Kutsal Parolası" (Hz. Eyyüp'ün örneği ile) konulu yazımda buluşmak üzere…