Haftalardır Fransa'da devam eden protestoları izliyoruz. Protestoların şiddeti artarken İslam güneşinin doğduğu Avrupa'yı görme hayalimizin gerçekleşmesi için de dua ediyoruz.
Öğrencilerin Fransa'daki eğitim sorunlarını gündeme getirme adına başlattıkları eylemin, büyük kitlesel protestolara dönüşmesi beklenmeyen bir durum olsa da özellikle Avrupa ülkelerinde gerçekleştirilen gösterilerin çoğu zaman ciddi bir seviyeye tırmandığı ve kimi yetkililerin istifasıyla sonuçlandığını daha önceleri de müşahede ettik.
Fransa'da başlayan gösteriler kısa sürede Almanya, Belçika, Portekiz, İspanya, Arnavutluk, İtalya ve Yunanistan gibi diğer Avrupa ülkelerine sıçradı.
Protestoların en temel sebepleri arasında daha iyi bir eğitim ve hayat şartı yer alsa da ülke yöneticilerinin halkın sorunlarına çözüm üretmekten uzak kalmasıyla protestoları baskılamak için polisin şiddeti kaçınılmaz oldu. Bu durum "çağdaş medeniyet" dedikleri Avrupa'nın aslında ne kadar vahşi olduğunu tekrardan gösterdi. Protestoları bastırmak için polisin orantısız güç kullanması, göstericilerin darbedilerek gözaltına alınması, hatta polislerin göstericileri öldürmesi protestoların büyümesine sebep oldu.
Avrupa'da ortaya çıkan bu büyük kriz, bir anda dünyanın gündemine oturdu. Dünya bir kez daha demokrasinin beşiği olarak tanıtılan Avrupa'nın barbarlığına şahit oluyor. Peki, Avrupa halkı ne istiyor, nasıl bir hayat yaşamayı talep ediyorlar ya da neyi göremediler de gidişattan rahatsız oldular?
Bu soruyu protestoların öncüleri olan gençlerin arayışlarına işaret ederek cevaplandırmaya çalışalım.
Evvela Avrupa gençliği İslam'ı istiyor İslam'ı! Beşerî sistemler, çöküşe doğru sürükleniyor. Bunu bir kez daha görüyoruz. Art arda krizler patlak veriyor, protestolar başlıyor ve ardından şiddet olayları sahneleniyor.
Tüm bunlardan anlaşılıyor ki beşerî sistemlerin yönetimleri halkın sorunlara çözüm üretemiyor, halkın refahını ve huzurunu sağlayamıyor. O halde Avrupa'nın ve dahi tüm insanlığın İslam'ın yönetimindeki bir hayatı müşahede etmeleri gerekiyor. Avrupa halkının talepleri irdelendiğinde ismi konulmamış bir İslamî yönetim istedikleri anlaşılacaktır.
Çünkü istedikleri hakları ancak İslam'da bulabilirler, bu nedenle ismi konulmamış İslami yönetim istediklerini söylüyorum. Avrupa'da eksik olan İslam'ın güneşidir. Bu güneş er ya da geç doğacaktır biiznillah ve doğmaya başlamıştır da... Aksa Tufanı ile Avrupa'da İslam'ın güneşi doğmaya başladı ki on binlerce insan İslam'a akın etti.
Avrupa halkları ihtiyaç duydukları şeyin İslam'da olduğunu er ya da geç görecektir. Zira her gün, her saat, bir kişi daha kelime-i şehadet getiriyor. Çünkü adalet İslam'da, hak ve hukuk İslam'da, huzur ve refah İslam'da, insanca yaşam İslam'da...
Avrupa ülkeleri "Demokrasi"nin ana vatanları olarak öğretildi, öyle okutuldu. Bugün ortaya çıkan gerçekler bunun öyle olmadığını bizlere gösteriyor. Aslında değil demokrasi, insanca yaşam bile yokmuş Avrupa'da! İnsanı önemseyen, insana değer veren bir Avrupa, neden insanları öldürsün ki? Bize çağdaş medeniyetin beşiği dediler ancak geçmişlerinde medeniyet namına tek bir şey olmadığı da bir kez daha görüldü.
Medeni dedikleri vahşilerin; insanlığa düşman, insanı rengine göre ayıran, insanı sömürgeleştiren birer kan emici vampir olduklarını gördük. Gördük ki "demokrasi" bir aldatmacadan ibaretmiş, insana ve insani olan hiçbir şeye müsamaha etmediklerine şahit olduk. Ve bu Avrupa ülkelerinde insanlar sadece kendilerine vadedilen hakları istedi diye türlü eziyetler ile ölümü yaşadılar. Bu da "Medeni"lerin insanlığa layık gördüğü bir hak oldu.
Avrupa'yı kasıp kavuran bu protestolar, Batı'nın kanlı medeniyetini ortaya çıkarmaya devam ederken, nihayetinde üstadın "Avrupa İslâmiyete hâmiledir; o, bir İslâm devleti doğuracaktır." öngörüsü de gerçekleşecektir inşallah.