Son günlerde yürütülen "Ailem Güvende" operasyonları, malum çevreler tarafından çarpıtılarak hedef alınmaktadır.
Gençliğin ahlaksızlığı arzuladığını iddia eden birtakım hadsiz odakların, toplumu zehirleyen söylemlerine derhal son verilmelidir.
Sapkınlıkları "normal" gibi sunmak, insanlığın aklıyla ve yaratılışıyla alay etmektir.
"Anormal olanı normalleştirmeye çalışan bu zihniyete geçit verilmemelidir."
Özellikle halkın vekili olma iddiasındaki siyasetçilerin asli görevlerine dönmesi şarttır. Sapkınlıktan DEM vurmak, sapkınlığı savunmak halka ihanettir.
Milletin gerçek sorunları ortadayken, cinsi bozgunculukları hak ve özgürlük kılıfıyla savunmak kimsenin haddi değildir.
Toplumumuzda hiçbir anne-baba, çocuğunun yaratılışa aykırı bir şekilde bu sapkın LGBT ile anılmasına razı olmaz.
Günümüzde öyle bir algı operasyonu yürütülmektedir ki, aile değerlerini savunmak suç, LGBT sapkınlığını arka çıkmak ise çağdaşlık gibi pazarlanmaktadır.
Bu haysiyet yoksunu propaganda kabul edilemez.
LGBT adı altında meşrulaştırılmaya çalışılan bu küresel sapkınlık, sadece ahlaki bir çöküş değil, doğrudan insan neslini kurutmayı hedefleyen biyolojik ve kültürel bir terördür.
İnsanlığın yaratılış DNA'sına, kadına, erkeğe ve kutsal aile mefhumuna savaş açan bu yapılar, özgürlük ve insani bir hak kılıfı arkasına gizlenerek toplumun en hassas yönü olan ailenin kılcal damarlarına sızmaktadır.
Sahte özgürlük sloganlarıyla gençlerin zihnini bozan, "cinsiyetsizliği bir yaşam tarzı" gibi dayatan bu sapkın organizasyonlar, insan yaratılışına karşı işlenmiş en büyük suçu işliyorlar.
Bu LGBT sapkınlarının ve destekçilerinin toplumsal bünyemizi zehirlemesine, nesillerimizi intihara sürüklemesine asla müsamaha gösterilmemelidir.
Manevi değerlerimizin en güçlü kalesi olan aileyi çökertmek için kurgulanan bu LGBT lobileri, arkalarındaki emperyalist fon gücüyle adeta bir cinsiyetsizlik işgal hareketi yürütmektedirler.
Sanatta, siyasette, medyada ve akademide bu sapkınlığın borazanlığını yapan, operasyonlara karşı durarak bozgunculuğu himaye eden her kim varsa toplumsal ihanetin tam merkezindedir.
İnsanlığın fıtri sınırlarını tanımayan, ahlaksızlığı normalleştirerek toplumu köksüzleştirmek isteyen bu organize şebekeleri savunmak, geleceğimize ihanet etmektir.
Avrupalı şer odaklarından alınan milyonlarca dolarlık fonlarla cinsiyeti ortadan kaldırmaya çalışan bu dernek ve yapılar derhal tespit edilmeli, faaliyetleri yasaklanmalı ve sorumluları en ağır hukuki yaptırımlarla cezalandırılmalıdır.
Bu ahlaksız LGBT kuşatması sinemadan dizilere, reklamlardan çocukların izlediği çizgi filmlere kadar her alana sızmıştır. Ekranlarda arz-ı endam eden LGBT figürleri, sempatik, sevimli ve komik gösterilerek toplumumuzun bilinçaltına enjekte edilerek özendirilmektedir.
Kültürel bir terör boyutuna ulaşan bu cinsiyetsizlik propagandasına karşı devletin denetim mekanizmaları en sert şekilde işletilmelidir.
Sosyal medyada aile mefhumuna karşı savaş açan, çocukların zihnini bulandıran hesaplar ve şahıslar kesinlikle engellenmeli, bu platformları birer propaganda aracı olarak kullanmalarının önüne geçilmelidir.
"Bir toplumda kadının kadın, erkeğin erkek olarak kalmadığı, kutsal aile bağlarının koptuğu bir geleceğin sürdürülmesi imkansızdır."
"Aile, her türlü siyasi mülahazanın da cinsi sapkın akımların da üstündedir." Devletin ilgili tüm kurumları, bu sapkın akımların nesli bozacak çalışmalarını durdurmak için daha kararlı adımlar atmalıdır.
Bu bağlamda atılması gereken acil adımlar şunlar olmalıdır.
Cinsi yönden sapma içerisinde olanlar tedavi ile rehabilite edilmeli, bu işi bir sektör haline getiren, insan cinsiyeti üzerinde oyun oynayan ve kışkırtıcılık yapanlar en şiddetli cezalarla tecrit edilmelidir.
Eğitim kurumlarında çocuklarımıza manevi değerlerimize uygun olarak kendi cinsiyet kimlikleri aşılanmalı, küresel sapkın akımlara karşı güçlü bir bilinçlendirme çalışması yürütülmelidir.
Ahlaki olarak çürüyen toplumlar tarih sahnesinden silinmeye mahkumdur. Küresel ahlaksızlık kuşatmasına karşı mücadele etmek, Nesillerimizi ve ailemizi bu organize kötülükten korumak, sadece devletin değil, bu topraklardaki her vicdanlı bireyin/hepimizin asli görevidir.