Geçen hafta okullar kapandı. Karneler alındı, üniversitelerde sınavlar bitti. Kimi memleketine döndü, kimi çalışmak için bir iş aramaya başladı, kimi de "Biraz dinleneyim." diyerek kendini tatilin akışına bıraktı. Yoruldunuz, biliyorum. Bir eğitim yılı boyunca sınavlar, ödevler, gelecek kaygısı derken insanın nefes almaya ihtiyacı oluyor. Buna kimsenin itirazı yok.
Ama şu soruyu kendimize sormanın da tam zamanı değil mi?
Dinlenmek başka, savrulmak başka değil mi?
İnsan bazen fark etmiyor. "Bugün de geçsin." diyor. Sonra bir bakıyor ki günler haftaları, haftalar ayları kovalamış. Yaz bitmiş ama geriye anlatacak pek bir şey kalmamış. Oysa ömür dediğimiz şey zaten böyle eksilmiyor mu? Takvime bakınca değil, boşa geçen günlere bakınca yaşlandığımızı anlamıyor muyuz?
Şimdi bir an dur ve son bir haftanı düşün. Telefonunun ekran süresi kaç saatti? Sosyal medyada kaç video izledin, kaç paylaşımı kaydırıp geçtin, kaç tartışmanın içinde kayboldun? Peki bunlardan hangisi sana bir şey kattı? Hangisi seni daha olgun, daha bilgili, daha güçlü bir insan yaptı? Cevap vermesi zor sorular bunlar. Ama insan bazen en çok zorlandığı sorularla yüzleşince değişmeye başlıyor.
Bugünün genci çok farklı imtihanlarla karşı karşıya. Eskiden insanın vaktini çalan şeyler sınırlıydı; şimdi ise cebimizde taşıdığımız küçücük bir ekran, bazen koskoca bir günü yutuyor. Farkında olmadan saatler geçiyor. "Bir bakıp çıkacağım." dediğimiz yerde gece oluyor. Sonra da "Vaktim olmadı." diyoruz. Gerçekten vaktimiz mi olmadı, yoksa elimizdeki vakti koruyamadık mı?
Bir Müslüman için zaman, sadece saatlerin ilerlemesi değildir. Zaman emanettir. Rabbimiz ömrü bize topluca vermiyor; gün gün veriyor. Dün geçti, geri gelmeyecek. Yarın ise bize ait değil. Elimizde sadece bugün var. Öyleyse neden bugünü, bize hiçbir faydası olmayan uğraşlara teslim edelim?
Şunu da söylemek isterim. Yaz tatili sadece dinlenme mevsimi değildir; kendini yeniden inşa etme mevsimidir. Belki uzun zamandır okumayı ertelediğin bir kitap vardır. Belki Kur'an'ı daha anlayarak okumayı hep istedin ama bir türlü vakit bulamadın. Belki yeni bir dil öğrenmek, bir meslek edinmek ya da alanınla ilgili kendini geliştirmek istiyorsun. İşte fırsat burada. İnsan bazen hayatının yönünü üç ayda değiştirebilir. Yeter ki gerçekten istesin.
Ne gariptir ki gelecekten en çok endişe edenler, bazen bugünü en çok boşa harcayanlar oluyor. "İyi bir iş bulabilecek miyim?" diye kaygılanıyoruz ama kendimizi geliştirmek için ayırdığımız vakit, ekran karşısında geçirdiğimiz sürenin yanına bile yaklaşmıyor. Başarının kısa bir yolu yok. Emek vermeden, gayret etmeden, kendini zorlamadan hiçbir hedefe ulaşılmıyor. Allah da kulunun çalışmasını, çabalamasını ve üzerine düşeni yapmasını istiyor.
Bir başka mesele daha var; belki de en önemlisi... İnsan yalnızca bilgiyle büyümüyor, karakteriyle de büyüyor. Bu yaz, sadece zihnini değil, kalbini de besle. Anne babanla aynı sofrada daha çok otur. Büyüklerinin duasını al. Dostlarını gözden geçir. Seni iyiliğe çağıran insanlarla mı berabersin, yoksa seni yavaş yavaş senden uzaklaştıranlarla mı? Bazen insanın kaderini değiştiren şey, attığı büyük adımlar değil; birlikte yürümeyi seçtiği insanlardır.
Bugün gençlerin önüne birçok yanlış, "özgürlük" adı altında sunuluyor. Eğlence diye başlayan nice alışkanlık bağımlılığa dönüşüyor. "Bir kereden bir şey olmaz." denilen nice hata, yıllarca taşınacak pişmanlıklara sebep oluyor. Kimse büyük yanlışlara bir günde düşmüyor. İnsan, küçük tavizlerle yolunu kaybediyor. Bu yüzden neyi izlediğine, kimi dinlediğine, kimlerle vakit geçirdiğine dikkat et. Çünkü insanın kalbi, fark etmeden alıştığı şeylere benzemeye başlıyor.
Belki bu satırları okurken "Benim bu aylarım neyi değiştirebilir ki?" diye düşünenler olacaktır. Asıl soru şu değil mi? Bu aylar hiçbir şeyi değiştirmez mi? Yaz boyunca her gün yirmi sayfa kitap okuyan biriyle hiç okumayan aynı yerde kalır mı? Her gün Kur'an'la buluşan biriyle aylarca Rabbinin kelamına dokunmayan aynı hisseder mi? Her gün kendini geliştiren biriyle zamanı tüketen aynı yarına uyanır mı?
Hayatın yönü bazen büyük kararlarla değil, küçük alışkanlıklarla değişir.
Yaz sonunda kendine tek bir soru sor. Bu yaz beni Allah'a biraz daha yaklaştırdı mı, yoksa biraz daha uzaklaştırdı mı? Bilgime bilgi, ahlakıma ahlak, hedefime hedef kattı mı; yoksa sadece takvim yaprakları mı eksildi?
Unutma, gençlik uzun süren bir misafir değildir. Bir gün dönüp bugünkü yaşlarına özlem duyacaksın. O gün geldiğinde "Keşke..." dememek için bugününü doğru yaşa. Çünkü yaz tatili biter, okul yeniden açılır, hayat kaldığı yerden devam eder. Ama boşa geçen bir ömür, hiçbir yerden yeniden başlamaz.