''Geç Olmadan Ailenizin, Özellikle Anne ve Babanızın Kıymetini Bilin Gençler"
Gençlik döneminde insanın en çok ihmal ettiği şeylerden biri, en yakınına değer vermektir. Çünkü o yaşlarda insanın aklı daha çok dışarıya takılır. Arkadaşlar, okul, sosyal hayat, planlar, hedefler… Her şey daha önemliymiş gibi gelir. Evdeki sesler sıradanlaşır, uyarılar gereksiz görünür, sorular bıktırır. Anne ve baba hep oradaymış, hep öyle kalacakmış gibi düşünürsünüz. Oysa hayat hiç de öyle işlemiyor.
Bugün size basit ama çok önemli bir gerçeği hatırlatmak istiyorum: Sizin büyüdüğünüz her gün, anneniz ve babanızın yaşlandığı bir gündür. Bu cümleyi duymak bile insanı durup düşündürüyor. Ama çoğu genç bunu fark etmiyor. Çünkü gençlik, insanın kendi dünyasına gömülmesinin en kolay olduğu dönemdir.
Anne babanız zaman zaman fazla konuşabilir, sizi sorguluyor gibi gelebilir. “Nereye gidiyorsun?”, “Kaçta gelirsin?”, “Bir şeye ihtiyacın var mı?” gibi sorular sizi bunaltabilir. Bazen “Artık büyüdüm, beni rahat bırakın” diye düşünürsünüz. Bu duyguların hepsi normal. Ama şu da bir gerçek: o soruların hepsinin kökeninde sizin iyiliğiniz var.
Bunu fark etmek için illa büyük bir olaya gerek yok. Biraz sakin bir an yakalayıp düşünün: Hayatınızda kaç kişi size karşı karşılıksız bir iyilik hissi taşıyor? Kaç kişi sırf üşütmeyin diye kapıdan çıkarken tekrar üstünüze bakıyor? Kaç kişi siz eve geç kaldığınızda uyuyamıyor? Belki siz o sırada arkadaş ortamında vakit geçiriyorsunuz, ama evdeki biri sürekli saate bakıyor. Belki siz “Ben hallederim” diyorsunuz, ama biri hâlâ “Acaba gerçekten halletti mi?” diye düşünüyor.
Bu, “normal” bir şey değil. Bu, insan hayatında herkesin sahip olamadığı bir nimet. Ama gençken insan bunu normalmiş gibi görür. Çünkü hep var sanır. Sanki hiç eksilmeyecekmiş, hiç bitmeyecekmiş gibi. Oysa anne ve babanın ilgisi dünyanın en değerli ama en kırılgan şeylerinden biridir.
Bir gün başka bir şehre taşınacaksınız. Kendi düzeninizi kuracaksınız. Evde kimse size “Yemek yedin mi?” diye sormayacak. Kimse “Dikkat et” demeyecek. Kapıyı açtığınızda kimse başını uzatıp “Geldin mi?” diye bakmayacak. O zaman evdeki o küçük cümlelerin aslında ne kadar büyük bir boşluğu doldurduğunu fark edeceksiniz. Şimdiden söyleyeyim: bugün size normal gelen birçok şey, gelecekte özlediğiniz şeylere dönüşecek.
Burada bir yanlış anlaşılma olmasın. Kimse sizden kusursuz bir evlat olmanızı beklemiyor. Kimse her gün uzun sohbetler yapın, sürekli ilgi gösterin, her şeyi mükemmel yürütün demiyor. Çünkü hayat yoğun, okul yoğun, dünya hızlı. Ama küçük adımların bile büyük etkisi var.
Bazen sadece beş dakikalık bir oturup hâl hatır sormak bile yetiyor. Bazen bir teşekkür, bazen bir sarılma, bazen “Bugün nasılsınız?” demek bile onları mutlu ediyor. Bu sizin için küçücük bir zaman, ama onlar için değeri ölçülemez bir şey.
Ve şunu da bilin: Anne ve baba çoğu zaman hisseder ama söylemez. Üzülür, ama belli etmez. Yorulur, ama hissettirmez. Siz uzaklaşıyorsunuz diye kırılır, ama size yük olmamak için içine atar. Zaten hayat bize en çok sessizce verilen emeklerle yükselebileceğimizi gösteriyor. O sessizliği fark etmek için bazen sadece bakmak değil, görmeye niyet etmek gerekiyor.
Gençler, size şunu içtenlikle söylemek isterim: Yarın çok geç olabilir. Bu cümle bir tehdit değil, bir gerçek. İnsanların son kez ne zaman sizin için bir şey yaptığını bilemezsiniz. Son kez azarladığı günü, son kez bir şey sorduğu zamanı, son kez kapıda sizi beklediği akşamı… Bunların hiçbirinin tarihini bilmezsiniz. Ama bugün hâlâ elinizde bir fırsat varken bunu değersiz bırakmayın.
Tavrınızı tamamen değiştirmeye gerek yok. Küçük bir adım yeter. Bugün annenize “Ellerinize sağlık” deyin. Babanıza “Allah razı olsun” deyin. Odadan çıkarken “Bir şeye ihtiyacınız var mı?” diye sorun. Bazen bir gülümseme bile yeter.
Gençlik güzel dönem. Enerji dolu, hayallerle dolu. Ama bu dönemin en büyük tuzağı insanın en yakındakileri görmemesi. Siz bu tuzağa düşmeyin. Hayat hızla akıyor ve bazı değerler geri gelmiyor.
Geç olmadan, anne ve babanızın kıymetini bilin. Hem bu dünyada hem ahirette size en çok dua eden iki insanın değerini bilmek, size kaybettirmez. Aksine hayatınıza bereket katar.
Bugün bir adım atın. İnanın, değeri düşündüğünüzden çok daha büyük olacak.