UYUŞTURUCU SOKAKTA DEĞİL ARTIK, CEBİMİZDE: Dijital Kumar ve Diyarbakır Gençliğinin Sessiz Kaybı
Bugün Diyarbakır’da gençlerle konuştuğunuzda ortak bir duygu hemen hissediliyor: sıkışmışlık. İşsizlik, gelecek kaygısı, belirsizlik… Emek var ama karşılığı yok. İnsan böyle zamanlarda hızlı bir çıkış yolu arıyor. Dijital kumar da tam bu noktada devreye giriyor. Sessizce, süslü reklamlarla, “bir dene” diyerek. Artık uyuşturucu sokakta değil, cebimizde. Telefon ekranında, bir uygulamada, bir linkte. Dijital kumar, eski kumar alışkanlıklarından çok daha tehlikeli. Çünkü gizli. Kimse görmüyor, kimse fark etmiyor. Gece herkes uyurken oynanabiliyor. Kaybedince “kimse bilmiyor”, kazanınca “bir daha deneyeyim” deniliyor. Bu yüzden kontrol çok hızlı kaybediliyor.
Bu yazı birilerini suçlamak için yazılmadı. Çünkü bu mesele bir ahlak yarışı değil, gençliğin kuşatılması meselesi. Bugün özellikle gençler hedef alınıyor. Sosyal medya reklamları, spor sayfaları, oyun platformları… Hepsi aynı mesajı veriyor: emeksiz para. Oysa emeksiz kazanma fikri, en büyük yıkımı insanın zihninde yapıyor. Türkiye’de yapılan araştırmalar, yasa dışı online bahis oynayanların büyük bölümünün gençlerden oluştuğunu gösteriyor. Diyarbakır da bu konuda riskli iller arasında yer alıyor. Daha da vahimi, kumar oynama yaşının giderek düşmesi. Artık 12–13 yaşındaki çocukların bu sitelerle tanıştığı bir gerçek.
Bu noktada meseleyi sadece “para kaybı” olarak görmek eksik olur. Asıl kayıp, emek anlayışının bozulmasıdır. Dijital kumar, sabrı değil aceleyi, üretimi değil tüketimi, çalışmayı değil şansı öğretir. Bu da uzun vadede hem bireyi hem toplumu çökerten bir zihniyet üretir. İslami açıdan bakıldığında ise mesele çok daha nettir. Kumar, Kur’an’da açıkça yasaklanmıştır. Çünkü kumar sadece haram olduğu için değil, insanı Allah’tan, ailesinden ve kendinden uzaklaştırdığı için yasaktır. Kur’an bu gerçeği açıkça hatırlatır:
“Şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ister ve sizi Allah’ı anmaktan alıkoymak ister.” (Maide, 91)
Bugün dijital kumarın yaptığı tam olarak budur. İnsanları borçla, yalanla ve güvensizlikle birbirine düşürür. En önemlisi de kişiyi yavaş yavaş namazdan, sorumluluktan ve Allah’ı anmaktan uzaklaştırır. Bu yüzden dijital kumar sadece ekonomik bir sorun değil; imanı, ahlakı ve iradeyi hedef alan modern bir tuzaktır.
Bir diğer önemli mesele kul hakkıdır. Kumar kazancı, başkasının kaybı üzerine kurulur. Yani ortada adaletsiz bir kazanç vardır. Bu yüzden kumar bireysel bir günah olmanın ötesinde, toplumsal bir bozulmadır. Dijital kumara bulaşan gençlerin çoğu başlangıçta bunun farkında değildir. “Bir kere oynadım”, “zaten az para”, “kontrol bende” denir. Ama zamanla kontrol elden gider. Borçlar gizlenir, aileden saklanır, insan içine kapanır. En sonunda kişi kendine olan güvenini kaybeder.
Burada durup şunu sormak gerekiyor: Bu oyun gerçekten kazandırıyor mu, yoksa yavaş yavaş tüketiyor mu? Diyarbakır gençliği tarih boyunca zor şartlara rağmen ayakta kalmayı bilmiştir. Bu şehirde gençler emeğin ne olduğunu bilir. Dijital kumar ise bu kültürün tam karşısında durur. Dayanışmayı değil yalnızlığı, emeği değil şansı, sabrı değil aceleyi öğretir. Bu yazıyı okuyan genç kardeşim; Eğer bu işin içindeysen bil ki bu bir son değil. Çıkış var. Bırakmak mümkün. Tevbe kapısı açık. İlk adım, bu işin seni nereye sürüklediğini dürüstçe görmek ve yardım istemekten çekinmemektir.
Eğer çevrende bu tuzağa düşmüş biri varsa, onu dışlamak çözüm değildir. Aksine bu bağımlılık, en çok yalnız bırakılan insanı esir alır. Yanında durmak, konuşmak ve destek olmak gerekir. Sonuç olarak dijital kumar bir eğlence değil, modern bir bağımlılıktır. Zenginlik değil, yavaş bir çöküştür. Diyarbakır gençliğinin buna ihtiyacı yok. Bizim ihtiyacımız olan şey; helal emek, sabır ve gerçek umuttur. Bu oyuna girmemek kaybetmek değil, kendini korumaktır.