İslam dini, insanın hem dünya hem de ahiret saadetini ilimle elde edeceğini öğretir. Bu nedenle ilim öğrenmek, ibadetlerden sonra en faziletli amellerden biri olarak kabul edilmiştir. Ancak İslam sadece ilim öğrenmeyi değil, ilmin hangi ortamda ve hangi ahlâkî ölçüler içerisinde öğrenileceğini de önemsemiştir. Çünkü eğitim, yalnızca bilgi kazandıran bir süreç değil; aynı zamanda şahsiyet, ahlâk ve edep inşa eden bir terbiyedir.
Bugün eğitim sistemiyle ilgili tartışılan konulardan biri de karma eğitim meselesidir. Bu konuyu sağlıklı değerlendirebilmek için önce İslam'ın eğitime bakışını, ardından kadın ve erkeğin eğitim ortamındaki konumunu ele almak gerekir.
Kur'ân-ı Kerîm'in ilk nazil olan ayetinin "Oku!" emriyle başlaması, ilmin İslam'daki değerini göstermeye yeterlidir.
"Yaratan Rabbinin adıyla oku." (Alak, 96/1)
Bu ilahî emir, okumayı sadece bir bilgi edinme faaliyeti değil, aynı zamanda Allah'ı tanımanın ve O'na kulluk etmenin bir vesilesi olarak ortaya koymaktadır.
Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyrulur:
"Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" (Zümer, 39/9)
Bir başka ayette ise:
"Allah, içinizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir." (Mücâdele, 58/11)
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de ilim öğrenmeye büyük önem vermiştir. Bir hadis-i şerifinde:
"Kim ilim öğrenmek için bir yola girerse Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır." (Müslim, Zikir, 38)
buyurmuştur.
Bu sebeple İslam medeniyetinde camiler, medreseler ve ilim halkaları asırlar boyunca ilmin merkezi olmuştur. Erkekler de kadınlar da dinlerini öğrenmiş, ümmete faydalı olacak ilimlerle meşgul olmuşlardır. Hz. Âişe validemiz (radıyallahu anhâ), İmam Şâfiî, İmam Buhârî, İmam Nevevî ve daha nice âlim bunun en güzel örnekleridir.
Dolayısıyla İslam'ın hedefi insanları eğitimden uzaklaştırmak değil, ilimle buluşturmaktır. Ancak bu eğitimin, kişinin dinini, ahlâkını ve iffetini koruyacak bir ortamda gerçekleşmesini de istemektedir.
İslam'a göre eğitimin amacı sadece meslek sahibi olmak değildir. Asıl hedef, Allah'ı tanıyan, ahlâklı, sorumluluk sahibi ve faydalı insanlar yetiştirmektir.
Bugün birçok eğitim sistemi bilgi vermeyi ön plana çıkarırken, İslam bilgiyi ahlâkla birlikte değerlendirir. Çünkü bilgi, güzel ahlâkla birleşmediğinde insana fayda vermeyebilir. Bu nedenle Kur'ân ve sünnet, ilimle birlikte takvayı, edebi ve iffeti de korumayı emretmiştir.
Karma eğitim, kız ve erkek öğrencilerin aynı sınıfta ve aynı eğitim ortamında birlikte öğrenim görmesidir.
İslam, kadın ve erkeği yaratılış bakımından değerli iki insan olarak kabul eder. Ancak aralarındaki ilişkinin belli ölçüler içerisinde olmasını emreder. Bunun temel sebebi taraflardan birini küçümsemek değil; iffet, haya ve toplumun ahlâkî yapısını korumaktır.
Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyrulur:
"Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar... Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar."
(Nûr, 24/30-31)
Bu ayet, kadın ve erkeğin birbirlerine karşı dikkatli davranmalarını ve kalpleri koruyacak tedbirler almalarını emretmektedir.
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in uygulamalarına baktığımızda da aynı hassasiyeti görmekteyiz. Mescitte kadınlar ve erkekler aynı ibadeti yapmalarına rağmen safları ayrı tutulmuş, çıkışlarda birbirlerine karışmamaları için tedbirler alınmıştır. Bu uygulamalar, İslam'ın fitneye sebep olabilecek durumları ortaya çıkmadan önce engellemeyi esas aldığını göstermektedir.
Bu sebeple birçok İslam âlimi, özellikle ergenlik çağından sonra kız ve erkek öğrencilerin ayrı ortamlarda eğitim görmesini daha uygun görmüştür. Bunun sebebi ilim öğrenmeye engel olmak değil, eğitimin daha sağlıklı ve daha huzurlu bir ortamda gerçekleşmesini sağlamaktır.
İnsan, yaratılışı gereği duyguları olan bir varlıktır. Özellikle gençlik döneminde dikkat dağınıklığı, karşı cinse ilgi ve duygusal yakınlaşmalar daha belirgin hâle gelir. Böyle bir dönemde eğitim ortamının mümkün olduğunca bu tür dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak olması, öğrencinin hem derslerine hem de manevî gelişimine olumlu katkı sağlayacaktır.
İslam'ın tavsiyesi de tam olarak budur. Tedbir almak, insanı suçlamak anlamına gelmez. Aksine insanın fıtratını dikkate alarak onu korumaya çalışmaktır.
Nitekim aileler çocuklarını zararlı alışkanlıklardan korumaya çalıştıkları gibi, eğitim ortamının da ahlâkî açıdan güvenli olmasını isterler. İslam'ın bu konudaki yaklaşımı da aynı anlayış üzerine kuruludur.
İslam, ilim öğrenmeyi teşvik eden, cehaletle mücadeleyi ibadet sayan bir dindir. Kadın olsun erkek olsun her Müslümanın dinini öğrenmesini ve kendisini geliştirmesini ister.
Bununla birlikte İslam, eğitimin sadece akademik başarıdan ibaret olmadığını; ahlâkı, iffeti ve kişiliği de koruması gerektiğini vurgular. Bu sebeple kadın ve erkeğin eğitim ortamında dinin belirlediği ölçülere riayet etmesini istemiş, birçok İslam âlimi de özellikle gençlik döneminde ayrı eğitimin bu gayeye daha uygun olduğunu ifade etmiştir.
Sonuç olarak mesele, kadınların eğitim hakkı ya da erkeklerin eğitim hakkı değildir. Mesele, ilim tahsil edilirken Allah'ın koyduğu ölçülerin korunması ve ilimle birlikte ahlâkın da yaşatılmasıdır. Çünkü İslam'ın hedefi yalnızca bilgili insanlar yetiştirmek değil; aynı zamanda edepli, iffetli, sorumluluk sahibi ve Rabbine bağlı nesiller yetiştirmektir.