Bazen dünya siyasetinde öyle cümleler duyulur ki sadece diplomatik bir gaf değil; bir halkın onuruna dokunan bir kibir olarak hafızalara kazınır. Son yıllarda Amerikan siyasetinin en gürültülü isimlerinden biri olan Donald Trump'ın dilinden dökülen sözler de çoğu zaman bu kibri yansıtır.

Buradan açıkça söylemek gerekir:

Kürtler ne Washington'un kiralık askeri ne de herhangi bir gücün "kara gücü"dür.

Kürtler binlerce yıldır bu coğrafyada yaşayan, kültürüyle, diliyle, acılarıyla ve umutlarıyla var olmuş bir halktır. Tarihin her döneminde büyük güçler İslam coğrafyasına kendi çıkarlarına göre çizmek istedi. Bazen sınırlar cetvelle çizildi, bazen halklar birbirine karşı kullanıldı. Fakat unutulan bir gerçek var: Bu toprakların insanı, büyük güçlerin satranç tahtasında bir piyon değildir.

Bugün Amerika'nın iç siyasetinde biriken kirli dosyalar, ekonomik krizler ve bitmeyen siyasi kavgalar, bazı liderleri dışarıda ucuz kahramanlıklar aramaya itiyor. Kendi evinin önünü süpürmeden dünyaya ders vermeye kalkmak, işte tam da böyle bir zihniyetin ürünüdür.

Bir sarı bulaşık süngeri düşünün…

Kendi mutfağındaki kiri temizlemek yerine başkalarının sofrasına uzanan bir sünger. O sünger ne kadar sarı olursa olsun ne kadar köpük üretirse üretsin; kirli elleri temizleyemez. Çünkü sorun süngerde değil, kirin sahibindedir.

Amerikan siyaseti bugün kendi kirli dosyalarıyla yüzleşmek yerine başka coğrafyaların insanlarını araçsallaştırmayı seçiyorsa, bu bir güç göstergesi değil; bir zafiyet işaretidir.

Kürtler bu oyunu çok gördü.

Bir gün "müttefik" ilan edilip ertesi gün yalnız bırakılmayı da gördü.

Bir gün "kahraman" diye alkışlanıp ertesi gün unutulmayı da.

Ama bilinmelidir ki Kürtlerin onuru herhangi bir başkanın seçim meydanlarında kullanacağı bir propaganda malzemesi değildir.

Müslüman İslam halkları artık şunu daha net görüyor:

Büyük güçlerin vaatleri çoğu zaman petrol kadar ağır, fakat sözleri rüzgâr kadar hafiftir.

Bugün yapılması gereken şey, halkları birbirine karşı kışkırtan dilden uzak durmaktır. Çünkü bu coğrafyada yaşayan herkes Türk, Kürt, Arap, Fars aynı kaderin içinden geçmektedir.

Deli Donald'a buradan küçük bir hatırlatma yapmak gerekiyor:

Bu coğrafyanın insanları kimsenin uşağı değildir.

Kürtler de değildir.

Ve hiçbir halk, başka bir gücün kirli hesaplarının kara gücü olmak zorunda değildir.