Kadim şehir Diyarbakır, tarih boyunca nice medeniyetlere ev sahipliği yapmış, kültürüyle, insanıyla ve direnciyle ayakta kalmış bir şehir. Ancak bugün bu kadim kentin en temel beklentisi olan yerel hizmetler söz konusu olduğunda ortaya çıkan tablo maalesef iç açıcı değildir. Çünkü Diyarbakır'da belediyecilik anlayışı giderek hizmetten uzaklaşıp siyasi söylemlerin gölgesine hapsolmuş durumdadır.

Yerel yönetimler göreve talip olurken projeleriyle, planlarıyla ve çözüm önerileriyle halkın karşısına çıkmak zorundadır. Seçim meydanlarında anlatılan projelerin amacı, geçmişte yapılmayan hizmetleri tamamlamak ve halkın yaşam kalitesini yükseltmektir. Fakat Diyarbakır'da yaşanan tablo bunun tam tersini göstermektedir. Hizmet üretmesi gereken makamlar, ne yazık ki siyasi tartışmaların ve ideolojik söylemlerin içinde kaybolmuş durumdadır.

Geçtiğimiz aylarda yağan kar, aslında bu yönetim anlayışının ne kadar hazırlıksız ve plansız olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Birkaç saatlik kar yağışıyla şehrin yolları köstebek yuvasına döndü, trafik kilitlendi, kazalar yaşandı ve vatandaş günlerce mağduriyet yaşadı. Böyle bir durumda belediyeden beklenen şey hızlı ve etkili bir müdahaledir. Ancak ortaya konulan tablo, maalesef büyük bir yönetim zafiyetini gözler önüne sermiştir.

Daha da vahimi ise çözüm diye ortaya konulan manzaradır. Belediyenin esnafa kürek dağıtıp dükkânlarının önündeki karı kendilerinin temizlemesini istemesi, yerel yönetim anlayışının geldiği noktayı göstermesi açısından ibretliktir. Belediyecilik sorumluluğu vatandaşa devretmek değildir. Belediyecilik, vatandaşın yükünü almak ve hayatını kolaylaştırmaktır.

Bugün Türkiye'nin birçok şehrinde belediyeler altyapıdan ulaşıma, çevreden şehir planlamasına kadar ciddi projeler üretirken Diyarbakır'da hâlâ siyasi söylemlerin gölgesinde bir yönetim anlayışının sürdürülmesi kabul edilebilir değildir. Çünkü ideolojik sloganlar yolları onarmaz, trafik sorununu çözmez, altyapıyı güçlendirmez. Halkın hayatını kolaylaştıran tek şey somut hizmettir.

Kendilerini "halk için varız" diye tanımlayan yöneticilerin, halkın gerçek ihtiyaçlarını görmezden gelmesi büyük bir çelişkidir. Daha da önemlisi, halka rağmen siyaset yapılabileceğini zannetmek büyük bir yanılgıdır. Çünkü bu şehirde yaşayan insanlar olup biteni görüyor, yaşanan her aksaklığı birebir hissediyor.

Makamlar kalıcı değildir. Bugün o koltuklarda oturanlar yarın olmayacaktır. Ancak yapılan hizmetler de ihmaller de bu şehrin hafızasında kalacaktır. Makamların amacı protokol tribünlerinde boy göstermek, objektiflere poz vermek ya da siyasi nutuklar atmak değildir. Makamların gerçek amacı halka hizmet etmektir.

Elbette spor organizasyonlarına katılmak, sosyal etkinliklerde bulunmak kimseyi rahatsız etmez. Ancak protokol tribünlerinde gösterilen ilgi ve hassasiyetin, şehrin yollarına, altyapısına ve vatandaşın günlük yaşamına gösterilmemesi ciddi bir rahatsızlık yaratmaktadır. Çünkü halkın beklentisi fotoğraf karesi değil, hizmettir.

Diyarbakır halkını küçümsemek büyük bir hatadır. Bu şehrin insanı güçlü bir hafızaya sahiptir. Yapılan hizmeti de yapılan ihmali de unutmaz. Bugün görülmeyen, ertelenen ya da görmezden gelinen her sorun yarın sandıkta karşılık bulur.

Gerçek belediyecilik birkaç protokol görüntüsünden ibaret değildir. Belediyecilik; plan yapmaktır, çalışmaktır, üretmektir, sorun çözmektir. En önemlisi de halka karşı sorumluluk bilinci taşımaktır.

Diyarbakır halkı artık siyasi söylemler duymak istemiyor. Bu şehir hizmet görmek istiyor. Çünkü sözle değil icraatla yönetilen şehirler gelişir. Aksi halde bugün görmezden gelinen sorunların hesabını yarın halk sorar ve cevabını da sandıkta verir.