Bir düşünün...

Türkiye'nin 1 yılda faize giden 60 milyar doları

Daha önce kaleme aldığım yazılarda Türkiye'nin faiz yükünün ekonomiye nasıl ağır bir maliyet oluşturduğunu rakamlarla anlatmaya çalıştım. Milyarlarca doların her yıl üretim yerine faize gitmesinin, aslında kaybedilen yatırım, istihdam ve refah anlamına geldiğini defalarca dile getirdim.

Bir düşünün...

Türkiye'nin bir yılda faize ödediği yaklaşık 60 milyar dolar, betona değil geleceğe, tüketime değil üretime yönlendirilseydi nasıl bir Türkiye'de yaşıyor olurduk?

Yaklaşık hesaplarla bu kaynak;

  • 300 bine yakın sosyal konutun yapımını mümkün kılabilirdi.
  • 500'ün üzerinde tam donanımlı devlet hastanesi veya çok sayıda şehir hastanesi ve sağlık kampüsünün inşasına kaynak sağlayabilirdi.
  • Yaklaşık 1 milyon öğretmenin bir yıllık maaşını karşılayabilirdi.
  • 2 milyondan fazla kişiye bir yıllık istihdam desteği sunulabilirdi.
  • 1 milyondan fazla üniversite öğrencisine burs ve eğitim desteği verilebilirdi.
  • 500 binden fazla genç çift, evlilik ve ilk yuva desteğinden yararlanabilirdi.
  • Binlerce DMD ve diğer nadir hastalık hastasının yüksek maliyetli tedavileri finanse edilebilirdi.
  • Yüz binlerce esnaf ve KOBİ, faizsiz yatırım kredileriyle üretimini büyütebilir, yeni iş yerleri açabilir ve ilave istihdam oluşturabilirdi.
  • Tarımda modern sulama sistemleri, hayvancılık yatırımları, lisanslı depoculuk ve kırsal kalkınma projeleriyle Türkiye'nin üretim kapasitesi önemli ölçüde artırılabilirdi.
  • Yenilenebilir enerji, savunma sanayii, yüksek teknoloji ve sanayi yatırımlarına aktarılacak kaynak sayesinde Türkiye'nin dışa bağımlılığı azaltılarak kalıcı ekonomik büyüme desteklenebilirdi.

Ekonomide en ağır maliyetlerden biri faiz yüküdür.

Faize giden her dolar; yapılmayan bir okul, açılamayan bir fabrika, iş bulamayan bir genç, tedavisine ulaşamayan bir hasta ve yuvasına kavuşamayan bir ailenin ertelenen umududur.

Bir milletin gücü, ödediği faizle değil; ürettiği değerle, kurduğu fabrikalarla, geliştirdiği teknolojiyle, yetiştirdiği bilim insanlarıyla, açtığı okullarla, inşa ettiği hastanelerle ve istihdam ettiği insanlarla ölçülür.

Çünkü güçlü ekonomi; faizin büyüdüğü değil, üretimin, yatırımın ve emeğin kazandığı ekonomidir.