İlişkilerde, evliliklerde ya da kendi iç dünyamızda dönüp dolaşıp çarptığımız o meşhur duvara hepiniz aşinasınızdır: "Onu değiştirebilirim sanmıştım" ya da "Ben böyleyim, değiştiremiyorum."

Bir psikolog olarak seans odamın kapısını çalan danışanlarımdan en sık duyduğum çatışmalardan biri, tam olarak bu noktada başlıyor. İnsanlar yıllarca kendilerindeki ya da partnerlerindeki bazı özellikleri törpülemeye, değiştirmeye çalışırken tükeniyorlar.

Peki, gerçekten neyi değiştirebiliriz? Neyi olduğu gibi kabul etmek zorundayız?

Bugün köşemde, günlük dilde birbiri yerine sıkça kullandığımız ama aslında aralarında dağlar kadar fark olan iki kavramı masaya yatırıyoruz: Mizaç (Temperament) ve Karakter.

Bir Vaka Örneği: "Adımı Bir Türlü Değiştiremedim" Diyen Bir Danışanımın Hikayesi

Geçtiğimiz günlerde seans odamda ağırladığım bir Danışanım , 5 yıllık evliliğindeki tıkanıklığı anlatırken pes etmiş bir edayla şöyle demişti: "Eşim çok içe dönük biri. Kalabalık ortamlardan nefret ediyor, hafta sonu evde kalmak istiyor. Ben ise tam bir sosyal kelebeğim. Yıllardır onu daha dışa dönük, daha konuşkan biri yapmaya çalıştım. Ama ne yaptıysam olmadı, artık çok yoruldum."

Danışanımın yaşadığı bu hüsran, psikolojideki en temel ayrımı bilmemekten kaynaklanıyordu: Mizacı, karakterle karıştırmak.

Danışanım, eşinin doğuştan getirdiği biyolojik yapısını (mizacını) değiştirmeye çalışıyordu. Oysa mizacı değiştirmeye çalışmak, mavi gözlü bir insanın göz rengini sadece irade gücüyle yeşile çevirmeye çalışmaya benzer.

Peki, seanslarımızda Danışanımla neyi fark ettik? Bu iki kavram arasındaki hayati farkı şu iki temel başlıkla özetleyebiliriz:

1. Mizaç (Mizaç): Fabrika Ayarlarımız

Mizaç, doğduğumuz anda getirdiğimiz, genetik altyapısı olan, beynimizin nörolojik yapısıyla doğrudan ilişkili "biyolojik haritamızdır." Çocuğun doğduğu andan itibaren hareketli mi yoksa sakin mi olacağı, içe dönüklüğü veya dışa dönüklüğü, uyarılma eşiği mizacın bir parçasıdır.

  • Değişir mi? Hayır. Mizaç kabul edilmesi gereken esnek olmayan yapıdır. İçe dönük doğan bir insanı zorla "kalabalıkların aranan dışa dönük yüzü" yapamazsınız.

2. Karakter ve Kişilik: Zamanla İşlenen Heykel

Karakter ise mizacın üzerine inşa edilen yapıdır. Aileden alınan terbiye, değerler, ahlaki kurallar, yaşam deneyimleri ve öğrenilmiş davranışlarla şekillenir. Dürüstlük, sorumluluk sahibi olmak, öfkeyi kontrol edebilmek veya empati kurabilmek karakterin alanına girer.

  • Değişir mi? Evet! Karakter; farkındalık, çaba ve psikoterapi ile ömür boyu gelişebilir ve değişebilir.

Değiştirebileceklerimiz ve Kabul Etmemiz Gerekenler

Bu iki kavramı ayırdığımıza göre, hayatı kendimize ve sevdiklerimize zindan etmemek için neyi kabul etmeli, neyin üzerine gitmeliyiz?

Kabul Etmemiz Gerekenler (Mizaç Bize Ne Söyler?)

  • Mizaç Özellikleri: Partnerinizin veya çocuğunuzun içe dönük/dışa dönük olması, hassas veya daha düz bir yapıya sahip olması, olaylara çabuk mu yoksa yavaş mı tepki verdiği... Bunlar birer "kusur" değil, biyolojik birer özelliktir.
  • Ne Yapmalı? Onu değiştirmeye çalışmak yerine, o mizacın ihtiyaçlarına saygı duymalısınız. İçe dönük bir partnerin yalnız kalma ihtiyacına "beni sevmiyor" etiketi yapıştırmak yerine, onun şarj olma yönteminin bu olduğunu kabul etmek gerekir.

Değiştirebileceklerimiz (Karakter ve Davranış Bize Ne Söyler?)

  • Tutum ve Davranışlar: Biri içe dönük olabilir (mizaç), ancak bu durum onun sizinle iletişim kurmaktan kaçınmasını veya sorunları yok saymasını (karakter/tutum) haklı çıkarmaz.
  • Ne Yapmalı? Mizaç değişmez ama mizacın sergileniş biçimi ve karakter gelişebilir. "Ben içe dönük biriyim, o yüzden tartışırken çekip giderim" bir mizaç savunması değil, geliştirilmesi gereken bir karakter/davranış eksikliğidir. İnsan öfkesini yönetmeyi, empati kurmayı ve daha sağlıklı iletişim kurmayı öğrenebilir.

Son Söz Olarak...

Huzurlu bir yaşamın ve sağlıklı ilişkilerin sırrı, sıkça vurgulanan şu basit sözde gizlidir:

"Kendinize, ben değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme huzurunu, değiştirebileceklerimi değiştirme cesareti ve ikisi arasındaki farkı anlayabilme bilgeliğine sahip olmaya çabalamalıyım."

Sevgili okurlar; partnerinizin veya kendinizin mizacını kabul edin, ancak davranış ve karakter gelişiminin sorumluluğunu üstlenin. Ağacın cinsini değiştiremezsiniz ama dallarının daha sağlıklı büyümesini sağlayabilirsiniz.

Haftaya, ruhumuzun zaman algısını doğru yönetmeye ve içsel dengemizi bulmaya dair bir Gereksiz değişim savaşlarını bıraktığınız, kabul ve gelişim dolu bir hafta geçirmeniz dileğiyle…