Peygamber Sevdalıları Vakfı, geçtiğimiz pazar günü Diyarbakır'da "Niyet Ettim Tesettüre, Emrin Başım Üstüne" temasıyla tesettür programı düzenledi. Programa katılan yüzlerce kız, tesettürün hakikatini bir kez daha haykırdı. Yüzlerce kızımız tesettüre büründü ve bunu büyük bir coşkuyla kutladı.

Evet, bizim kızlarımız tesettürü rabbinin emri olarak görüp, bu emri yerine getiren nurlu kızlarımızdır. İslam'ın mayasıyla yoğrulmuş bu coğrafyada tesettür, Müslüman halkın kalesi olmuştur ve hâlâ da öyledir. Bu kaleye sahip çıkılmazsa gelecekte kızlarımız tesettürden uzaklaşıp layıkıyla örtünmekten geri kalır ve toplumun kalesi olan ailemiz korumasız kalır.

Kale içten yıkılırsa bu kaleyi, yani aileyi toparlamak büyük bir zorluğu beraberinde getirecek belki de mümkün olmayacaktır. Bu nedenledir ki şer güçleri, bu coğrafyanın kızlarına yönelik büyük ve uzun soluklu projeleri devreye aldılar. Kızlarımızı tesettürden uzaklaştırıp, çıplaklığı daha cazip göstermeleri, ne kadar kötü emellere sahip olduklarını ortaya koyuyor.

O halde tesettür Müslüman kadınların en büyük şiarı olmalıdır. Kızlarımız öyle bir şekilde büyümeli ki tesettürsüz bir hayatın nihayetinde saf kötülükten başka bir şey olmadığını anlamalılar.

Kaldı ki tesettür, bir kızın en büyük sancağıdır. Bu sancak büyük bir gururla taşınmalı ve "kadın düşmanlarının" gözüne sokulmalıdır.

Belli kesimler, hayatın her alanında -meydanda, çarşıda, sokakta, hastanede, okulda - tesettürlü bir kadın gördüğünde adeta cin çarpmışa dönüyor.

Bu coğrafyada çıplaklığı yaymak için sisnsi planlar kurguladılar ancak hamdolsun ki Müslüman halk, şer güçlere ayak uydurmadı.

Müslüman kadınlar tesettürlerinden vazgeçmedi ve savaş meydanında sancağı koruyormuşçasına tesettürün hakikatini haykırdılar. Böylelikle şer cephesi, tesettür sancağını indiremeyeceklerini anladılar.

Müslüman kadınları kirli emellerine alet edemeyen ifsad şebekesi, yıllar boyunca başörtülü kadınlara hayatı zindan etti. O gün tesettürlerinden vazgeçmeyen Müslüman kadınların mücadelesi, bugün tesettürlü kadınların her alanda özgürce yaşamasına vesile oldu.

O karanlık dönemlerde Müslüman kadınların verdiği mücadele olmasaydı bugün Türkiye'de tesettürün ismi bile belki de anılamayacaktı. Öyle ya tesettürü, türban diye nitelendirmeye başlamışlardı.

Şayet bugün tesettürlü bir şekilde her yere girilebiliyorsa bunun sebebi, Müslüman kadınların zamanında verdiği başörtüsü mücadelesidir.

Elhamdülillah bugün kızlarımız, meydanlarda, caddelerde ve sokaklarda tesettürün hakikatini haykırıyor ve tesettürün bir kadın için vazgeçilmez olduğunu herkese gösteriyor.

Evet, tesettür bir kadının olmazsa olmazıdır! Bu anlamda Diyarbakır'da tertiplenen tesettür etkinliği önemli bir mesajdı. Kızlarımıza yol gösterenlere, emeği geçenlere tebrik ve teşekkürler.