Zonguldak'tan gelen görüntülere bakınız. Ardından Düzce'den gelenlere bakınız.
Ekmek parası kazanmak için yüzlerce kilometre yol gitmiş mevsimlik işçiler, kadınlar, yaşlılar ve korkudan birbirine sarılan çocuklar...
Bu manzarayı gördükten sonra meseleyi yalnızca birkaç kişinin kavgası diye geçiştirmek kolaycılıktır. Zonguldak Valiliği olayın iki aile arasındaki münferit bir anlaşmazlıktan kaynaklandığını açıklamış ve adli soruşturma başlatıldığını bildirmiştir. Elbette devletin açıklaması dikkate alınmalıdır. Fakat kamuoyuna yansıyan görüntüler ve işçilerin anlatımları da bütün yönleriyle araştırılmalıdır. Çünkü mesele artık yalnızca "Kim kiminle kavga etti?" meselesi değildir.
Mesele, insanların kimlikleri sebebiyle hedef alınıp alınmadığı meselesidir.
Ve bunun cevabını devlet bütün açıklığıyla ortaya çıkarmalıdır.
Düzce'de Mardin'den gelen mevsimlik işçilerin kaldıkları yerde tehdit edildikleri, bir kişinin bıçak çektiği ve "buradan gidin" denildiği yönündeki anlatımlar son derece vahimdir. Bir insana memleketi, dili veya etnik aidiyeti üzerinden "Buradan git!" deniliyorsa orada yalnızca asayiş problemi değil, toplumsal barışı zehirleyen bir zihniyet problemi vardır.
Hele çocukların korkutulmasının hiçbir izahı yoktur.
Çocuğa taş kaldıranın milliyetçiliğinden de mertliğinden de bahsedilemez.
Geçen ay Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde Yozgat'tan çalışmaya gelen Fikret Bolat'ın biçerdöveri yandı. Diyarbakırlı çiftçiler oturup seyretmedi. Aralarında 800 bin lirayı aşkın para topladılar, zarar gören insana teslim ettiler. Kimse ona, "Sen Yozgatlısın, bize ne?" demedi.
İşte Anadolu budur!
Kürt'ün kapısına gelen Türk'e sofrasını açması, Türk'ün kapısına gelen Kürt'ü kardeşi bilmesi budur. Bu ülkeyi ayakta tutacak olan şey slogan değil, bu ahlaktır.
Şimdi soruyoruz, Diyarbakır'da Yozgatlı bir çiftçinin felaketine ortak olup para toplayan insanların çocuklarına başka şehirlerde taş kaldırılıyorsa, burada herkesin durup düşünmesi gerekmez mi?
Kürtler bu ülkenin misafiri değildir.
Bu coğrafyanın binlerce yıllık halklarından biridir. Türk de Kürt de Arap da bu memleketin tarihinin içindedir. Birbirimizi bu topraklardan kovmaya kalkarsak gidecek başka bir vatanımız yoktur.
Çanakkale'ye gidiniz.
Mezar taşlarını okuyunuz.
Diyarbakır'ı görürsünüz, Mardin'i görürsünüz, Bitlis'i, Van'ı, Urfa'yı, Yozgat'ı, Sivas'ı, Kastamonu'yu görürsünüz.
Kurşun onların mezarlarını ayıramadı.
Biz hangi akılla yaşayanları ayırıyoruz?
Üstelik Türkiye'nin terörün ve silahlı çatışmanın tamamen sona ermesini tartıştığı hassas bir dönemde bu tür hadiseler çok daha dikkatle soruşturulmalıdır. Bunların arkasında örgütlü bir provokasyon, yönlendirme veya toplumsal barışı sabote etme amacı bulunup bulunmadığı mutlaka araştırılmalıdır.
"Birileri yaptırdı" demek için delil gerekir. Fakat "araştırmaya gerek yok" demek için de akıl tutulması gerekir.
İçişleri Bakanlığı bu hadiselerin üzerine kararlılıkla gitmelidir.
Sadece taşı atan, sopayı kaldıran veya bıçağı çeken değil; varsa onları kışkırtan, örgütleyen, yönlendiren ve nefret diliyle besleyen yapılar da hukuk önünde ortaya çıkarılmalıdır.
Devletin büyüklüğü vatandaşından özür dilemekten küçülmez. Eğer kamu görevlilerinin ihmali varsa soruşturulmalı; saldırıya veya tehdide uğrayan ailelerin can güvenliği sağlanmalı ve devlet onların yanında olduğunu açıkça göstermelidir.
Çünkü mesele sadece Kürt meselesi değildir. Mesele insanlık meselesidir.
Vahşi israilin, Filistin'de bir halkın kimliği üzerinden aşağılanmasına, sürülmesine ve öldürülmesine karşı çıkıp kendi ülkemizde bir başka insanı kimliği sebebiyle hor göremeyiz. Zulmün milliyeti olmaz. Zulüm, kimin elinden çıkarsa çıksın zulümdür. Bu saldırıları yapanların Siyonistlerden ne farkı var!
Türk'ü Kürt'e, Kürt'ü Türk'e düşman etmek isteyenlere verilecek cevap açıktır:
Bu memleket sizin nefretinizden büyüktür.
Biz birbirimizin düşmanı değiliz. Bizim düşmanımız bellidir ve hepimizin düşmanı ortaktır.
Aynı toprağın çocukları, aynı tarihin mirasçıları ve aynı geleceğin sahipleriyiz.
Irkçılığın Türkçesi de Kürtçesi de olmaz.
Irkçılığın tek bir dili vardır: Siyonizm ve Cehalet.
Bu topraklarda kardeşliğe uzanan elin karşısında hukuk, vicdan ve milletin ortak iradesidir.
"Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O'nun ayetlerindendir." (Rum Suresi 22)
İslam, kavimleri inkâr etmez; kavimlerin birbirine üstünlük taslamasını reddeder. Kürt olmak da Türk olmak da Arap olmak da Allah'ın yaratmasının bir parçasıdır. İnsanı soyu yükseltmez; ahlâkı ve takvası yükseltir.
Bir çocuğa, kadına veya yaşlıya etnik kimliği sebebiyle saldırmak ise yalnızca suç değil; Kur'an'ın adalet emrine ve Resûlullah'ın câhiliye diye mahkûm ettiği asabiyet anlayışına da açıkça aykırıdır.