Halkımızın yüksek hassasiyeti, güzel duyguları ve güçlü yardımlaşma bilinci, günümüzde çeşitli sivil toplum kuruluşları aracılığıyla hayat bulmakta ve yerine getirilmektedir.
Yine bir sözde yardım kuruluşunun sanatçı başkanı! ve "AHBAP DERNEĞİ" hakkında halkın yardım duygularını suistimal ettiğine ilişkin iddia haberlerini okumaktayız.
Birçok insan, kendi mutfağından ve özel ihtiyaçlarından kısıp fedakârlık yaparak mağdur ve ihtiyaç sahiplerine el uzatmaktadır. Gönlünden koparak yardım etmek isteyen insanlar var olduğu sürece, görevini hakkıyla ve layıkıyla yerine getiren güvenilir yardım kuruluşları da her zaman var olacaktır.
Ancak yardım yaparken, bu kuruluşların yönetim kadrolarını ve işleyişlerini de yakından tanımamız gerekir. Yöneticilerin gerçekten bir sivil toplum gönüllüsü gibi mi davrandığını, yoksa bu kutsal görevi suistimal edip etmediğini görmek hayati bir önem taşımaktadır.
Elbette bu noktada biz bağışçıların da öz eleştiri yapması gerekir.
Yardım yaparken paramızın veya yardımımızın kime ve nasıl ulaştırıldığını sorgulama yollarını bilmeli, kurumlardan hesap sorulabilir bir sistem talep etmeli ve yardımların yerine ulaşıp ulaşmadığını titizlikle takip etmeliyiz.
Ne yazık ki Türkiye’de, halkın iyi niyetini şahsi çıkarları için suistimal eden yapılar belirli aralıklarla karşımıza çıkmaktadır.
Bu suistimallerin önüne geçebilmenin tek yolu, "kuruluşların şeffaf ve hesap verebilir bir yapıda olmalarıdır."
Yeterli denetim sağlanmadığında usulsüzlükler kaçınılmaz hale gelmekte, bu da toplumdaki yardımlaşma arzusunu derinden zedelemektedir.
Kurumlar şeffaf çalışmadığında, insanların güveni kırılmakta ve maalesef yardım etme duygusu körelmektedir.
Günümüz dijital çağında şeffaflığı sağlamak artık çok daha kolaydır. Güvenilir bir yardım kuruluşu, teknolojinin imkanlarından yararlanarak her bağışçının yaptığı yardımın nereye gittiğini anlık olarak takip edebileceği sistemler kurmalıdır. Şeffaf veri tabanları veya kişiye özel SMS/video bildirimleri sayesinde, bir çuval unun, bir kurban kesiminin ya da bir öğrenci bursunun tam olarak hangi aileye ulaştığı belgelenebilir. Modern bir dernek, bağışçısına "bize güvenin" demekle yetinmemeli, güveni, teknolojinin sunduğu somut kanıtlarla inşa etmelidir.
Bu uygulamayı çok güzel ve çok yerinde modern bir çalışma ile yapan "YETİMLER VAKFI ve UMUT KERVANINI" kutlamak gerekiyor.
Aslında bu tür sosyal yardımların devlet eliyle ve tamamen şeffaf bir şekilde yürütülmesi esastır. Devletin mağdur vatandaşına ulaşmada yetersiz kaldığı noktalarda yardım kuruluşları devreye girmekte ve halkın desteğiyle yaraları sarmaya çalışmaktadır.
Bu kritik görevi üstlenen kurumlar hem faaliyetlerini kamuoyuyla açıkça paylaşmalı hem de yöneticilerinin şahsi harcamalarında ve özel hayatlarında son derece dikkatli ve mütevazi olmalıdır.
"AHBAP DERNEĞİNE" yapılan suçlamalar çok ciddi ve yaralayıcı iddialardır.
Yardım paralarını kendi menfaatleri ve kendi kişisel çıkarları için kullananlar hem kendilerine hem de vatandaşın manevi dünyasına büyük zarar vermektedir.
Yardım faaliyetlerinde sadece iyi niyetli olmak yetmiyor, niyetin profesyonel bir yönetim anlayışıyla desteklenmesi gerekir.
Dernek yöneticiliği, kontrolsüz bir güç alanı veya kişisel bir kariyer basamağı değildir. Bu kurumlar, her kuruşun hesabını yapabilen liyakatli ekiplerle, kontrollü muhasebe standartlarına göre yönetilmelidir. "Gönüllü profesyonellik" olarak adlandırabileceğimiz bu anlayış, iyi niyetin suistimal edilmesini engelleyen en güçlü zırhtır. Kurumsallaşmayı başaramayan, mali denetimi ahbap-çavuş ilişkisine bırakan her yapı, ne kadar iyi niyetli olursa olsun suistimallere kapı aralamaya mahkumdur.
Tüm bu olumsuz örneklere rağmen, altı ayda veya yılda bir defa tüm çalışmalarını, mali dökümlerini kamuoyuyla paylaşan, son derece şeffaf ve denetlenebilir çalışan çok değerli yardım kuruluşlarımız da mevcuttur.
Örneğin; zaman zaman haber yaptığımız "YETİMLER VAKFI VE UMUT KERVANI gibi yardım kuruluşları" yaptıkları çalışmaları şeffaf bir şekilde belli aralıklarla kamuoyuyla paylaşacak şekilde halkımızı bilgilendiriyorlar.
Kurban kestirdiyseniz kurban kesiminin videosunu size gönderiyorlar, maddi yardım yapmış iseniz yaptığınız yardımın hangi aileye ulaştırıldığını veya giyim yardımı yapmış iseniz hangi ailenin çocuklarına giyim yardımı yaptığını video ile size gönderip bilgilendiriyorlar yani yardımınızın yerine ulaştırıldığı noktasında hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde çalışıyorlar.
Şeffaf bir şekilde kamuoyu ile yapılan bu bilgilendirmeler halkın "YETİMLER VAKFI ve UMUT KERVANI" kurumlara daha fazla yardım yapmasını sağlıyor.
Hassasiyetleri suistimal edenler dürüst çalışan dernekleri de zor durumda bıraksa da bizlerin yapması gereken, küsmek yerine doğru yapıyı aramaktır.
Güvenilir, geri bildirimi olan, şeffaf çalışan ve yardımı doğrudan muhtaca ulaştıran dernekleri iyi araştırmalı ve desteklemeye devam etmeliyiz.
Toplumun yardımseverlik ruhunu yaşatabilmek ve gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşabilmek için bu "YETİMLER VAKFI ve UMUT KERVANI gibi ihlaslı derneklerin" ayakta kalması şarttır.
Her alanda olduğu gibi, yardımlaşmada da temel kural ahlaktır. Ahlaklı bir yaşam, ahlaklı bir yönetim ve ahlaklı bir yardım kuruluşu toplumun en büyük ihtiyacıdır.
Halkın yaptığı yardımlar çok değerlidir. Bu yardımların yanlış alanlarda kullanılmasını önlemek veya ulaşmadığını ve suistimal edildiğini tespit etmek denetleme kurullarının görevidir.
Aksi takdirde bu kurullar ve kurumlar da zan altında kalacaktır.
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü (Dernekler Masası), bu denetimleri daha sıkı, düzenli ve ciddi bir şekilde yapmalıdır. Vatandaşın kutsal emaneti olan yardımların yerine ulaşıp ulaşmadığı devlet eliyle de titizlikle takip edilmeli, sorumluluklar aksatılmadan yerine getirilmelidir.