Ekonominin en önemli sermayesi para değil, güvendir. Güvenin olmadığı yerde yatırım iştahı azalır, sermaye beklemeye geçer, ticaret ise zayıflar. Sağlıklı işleyen bir piyasa düzeninin temelinde güçlü hukuk, öngörülebilir kurallar ve güven veren kurumlar bulunur.

Bu noktada devletin son yıllarda tapu hizmetlerinde gerçekleştirdiği dijital dönüşüm dikkat çekmektedir. e-Devlet entegrasyonu ile tapu randevularının elektronik ortamda alınabilmesi, başvuruların dijital olarak takip edilebilmesi ve işlemlerin daha hızlı sonuçlandırılması, kamu hizmetlerinde verimliliği artıran önemli reformlar arasında yer almaktadır. Bu uygulamalar yalnızca bürokrasiyi azaltmamış, aynı zamanda işlem süreçlerini daha şeffaf ve denetlenebilir hale getirerek vatandaşın devlete duyduğu güveni de güçlendirmiştir. Ancak gelişen piyasa koşulları, bu dijital altyapının mülkiyet hakkını daha etkin koruyacak yeni mekanizmalarla desteklenmesini zorunlu kılmaktadır. Güven ekonomisinin sürdürülebilirliği, teknolojik kolaylık kadar hukuki güvencelerin de güçlendirilmesine bağlıdır.

Son yıllarda özellikle inşaat halindeki konut satışlarında yaşanan mükerrer satışlar, binlerce vatandaşı mağdur etti. Aynı dairenin birden fazla kişiye satılması, yalnızca hukuki bir sorun değil; aynı zamanda piyasalardaki güven unsurunu zedeleyen ciddi bir ahlak problemidir.

Türkiye'de konut piyasasının büyüklüğü dikkate alındığında bu risk daha da önem kazanmaktadır. TÜİK verilerine göre yalnızca 2024 yılında 1 milyon 478 bin 25, 2025 yılında ise 1 milyon 688 bin 910 konut satılmış, iki yılda toplam 3 milyon 166 bin 935 konut el değiştirmiştir. Böylesine büyük bir piyasada güveni zedeleyen her usulsüzlük, yalnızca mağdurları değil; yatırım iklimini, finansal istikrarı ve piyasanın kurumsal itibarını da olumsuz etkilemektedir.

HÜDA PAR'ın TBMM'ye sunduğu, tapu siciline "inşaat kütüğü" eklenmesini ve noter satış vaadi sözleşmelerinin anlık olarak bu sisteme işlenmesini öngören kanun teklifi, bu yönüyle önemli bir adımdır. Çünkü modern ekonomilerde bilgi asimetrisi azaldıkça piyasa etkinliği artar; şeffaflık güçlendikçe suistimal alanı daralır, güven ise kurumsallaşır.

İslam iktisadı da tam olarak bunu söyler. Ticaret sadece kazanç değil, aynı zamanda emanettir. Ahilik kültüründe esnafın en büyük sermayesi dükkânı değil, güvenilirliğidir. Bugün bu anlayışı güçlü dijital altyapı ve sağlam hukuki mekanizmalarla desteklemek, geleneği geleceğe taşımaktır.

Teklifin bir diğer önemli yönü ise maktu harç uygulamasıdır. İşlem maliyetlerinin makul seviyelere çekilmesi, kayıt dışılığı azaltırken vatandaşın hukuki güvenceye erişimini de kolaylaştıracaktır. Ekonomide işlem maliyetleri düştükçe kayıtlı piyasa genişler, yatırım ortamı güçlenir ve kaynak dağılımı daha verimli hale gelir.

Güçlü ekonomi yalnızca üretim rakamlarıyla değil; mülkiyet hakkını koruyan, sözleşme güvenliğini sağlayan ve yatırımcıya öngörülebilirlik sunan kurumlarla inşa edilir. Tapu sistemine duyulan güven, yalnızca gayrimenkul piyasasını değil, ülkenin genel yatırım iklimini de doğrudan etkiler. Mülkiyet hakkını güçlendiren her reform, ekonominin görünmeyen sermayesi olan güveni büyütür; güven büyüdükçe yatırım artar, yatırım arttıkça bereket çoğalır.

Adaletin olduğu yerde ticaret büyür, güvenin olduğu yerde ekonomi güçlenir.