Artık bundan böyle uluslararası norm diye bir kavram kalmamıştır.

Dünyanın gözü önünde, bir ülkenin cumhurbaşkanı zorba bir devlet tarafından kaçırılıyor.

Bu, emperyalizmin artık demokrasi gibi kavramların arkasına sığınmadan pervasızca sahaya indiği anlamına geliyor. Bu, artık hiçbir ülkenin ne cumhurbaşkanı ne de devlet yetkilileri güvende değil demektir.

Uluslararası zorba güç, "istediğimi yaparım" diyor ve yapıyor…

Nitekim uluslararası terösrist başı Trump, "Uluslararası hukuka ihtiyacım yok. Beni durdurabilecek tek şey aklım ve ahlakım." diye rahat bir şekilde açıklama yapabiliyor.

Uluslararası hiçbir hukuk kuralını tanımayacağını dile getiren elebaşı Trump'ı aklı ve ahlakı ancak durdurabilirmiş.

Hangi ahlaktan bahsettiğini doğrusu çözemedim.

Epstein ahlakı mı?

***

Trump'ın bu vandallığına kimse çıkıp yüksek sesle "bu bir vandallıktır, bu devlet terörüdür, bu uluslararası tüm değerleri yerle yeksan etmektir" diyemiyor. Sadece "endişeliyiz, üzgünüz, keşke yapmasaydılar" gibi korkakça cılız bir tepki veriyorlar.

Peki Maduro neden hedefti?

Analizciler, Venezuela'nın devasa petrol kaynaklarını gerekçe gösterseler de bana göre tek ve asıl sebep bu değil. Çünkü petrol ve diğer yeraltı kaynakları sadece Venezuela'da yok.

Bu durumu üç cihetle anlamak mümkün.

Birincisi Venezuela Cumhurbaşkanı Maduro, ABD'nin eşkıyalığını kabul etmek istemedi, onlara boyun eğmek istemedi. Eşkıya da onu hedefe koydu. Nitekim ABD'li bir gazeteci olan Tucker Carlson bunu şu şekilde açıklıyor:

"Maduro, pornografiyi yasakladı, kürtajı yasakladı, eşcinsel evlilikleri yasakladı, cinsiyet değiştirmeyi yasakladı ve tefeciliği yasakladı. Venezuela'da yüzde 40 faizli kredi kartları yok… Maduro'nun LGBTQ karşıtı olması benim umrumda. Neden umursamayayım ki? Çocuklarım var."

İkincisi israilin vahşi soykırımına sesini çıkarabilen, Filistin'i açıkça savunabilen nadir insanlardan biriydi Maduro.

Evet Müslüman değildi ama insandı…

Gazze'de çocukların ve kadınların yakılarak öldürülmesine sessiz kalmayan bir vicdan sahibiydi.

İsrail rövanşını aldı.

Üçüncüsü de en çok konuşulan veya konuşturulan konu olan petrol kaynakları.

Emin olun ABD Maduro'ya saldırmış gibi görünse de, hakikat ABD devletine çöreklenmiş siyonistlerin Maduro'ya saldırmasıdır. Siyonist yahudiler ABD askerleriyle Maduro'ya operasyon çektiler. Sen misin Gazze'yi, Filistin'i savunan… Sen misin israili kınayan…

Venezuela'da iktidara muhalif olan partinin lideri Machado ise saldırıdan kısa bir süre önce "Venezuela'yı Amerikan kıtasının enerji, teknoloji ve demokrasi merkezi yapacağız. Hepimiz aydınlık, demokratik ve özgür bir ülkede yaşayacağız. Ve bu çok yakında gerçekleşecek" demişti.

Ancak Trump, Machado'nun başkanlığa yeterliliği olmadığını söyleyerek tekmeyi attı muhalefet liderine. Daha önce kim bilir masada nasıl anlaşmışlardı. Devlet başkanı hayalini kuruyordu belki Machado ama netice ortada…

***

Machado ve taraftarları demokrasi istiyoruz deyip yabancı ülke askerini ülkesine saldırmaya davet ettiler.

Özgür olacağız deyip ABD eşkıyalığının kölesi olmayı isteyen şu zihniyete bakın…

Emin olun bu zihniyet, sadece Venezuela'da değil birçok yerde var. Bizim ülkemizde az mı böyle düşünen mankurtlar?..

Velhasıl…

Diğer önemli bir nokta ise Türkiye'deki SOLucanların Maduro'yu diktatör gösterip ABD'nin saldırısını meşrulaştırma çabalarıdır.

İnsan da biraz onur olur…

"Kahrolsun emperyalizm" sözünü ağızlarına pelesenk yapan emperyalist beslemesi Türkiye'deki SOLucanlar, her zaman baş emperyalist ABD'nin yanında yer almışlardır. Göstermelik bir iki açıklama ile kendilerini saklayabildiklerini sanan bu zavallı güruhu herkes görüyor.

***

Maduro'ya operasyon yapıp kaçıranlar, ABD'nin en seçkin operasyon birliği olan Delta Kuvvetleriymiş.

Delta Kuvvetleri kim diye merak ettim. Baktım ki Aksa Tufanı sonrası "Esirlerin tümü 1 haftaya kurtarılacak" deyip Gazze'ye giren; ama bırakın tüm esirleri, bir tek esiri dahi alamadığı gibi onlarca elemanını leş bırakıp geri kaçan birlikmiş.

***

Umarım Hristiyan alemi bu Batı eşkıyalığına karşı uyanır da gerçek dostunu ve düşmanını tanıma bahtiyarlığına erişir.

Eninde sonunda, İslamofobi ile uyutulmuş milyonlarca Hristiyan bir gün uyanacak ve ülkelerini esir almış olan Siyonist Yahudi lobiden kurtaracaktır. Buna ümitvarım…

Bunun bir adım sonrasında ise bu insanlar, gönüllerini gerçek dost olan Müslümanlara açacak ve İslam ile şerefleneceklerdir.

Hiçbir plan/program bu hakikati değiştiremeyecektir, belki süreyi uzatacak ama bunu engelleyemeyecektir.

Bir daha ki yazımızda görüşmek üzere…