İdeolojik saplantılar, gerçeği ve hakikati görmemize sürekli engel olmuştur. Hata, kusur, eksiklik ve aksaklıklar görmezden gelinir. Ne de olsa benim partimdir mantığı; yaşanan sorunları görmezden gelme gibi kötü bir siyasi alışkanlığımız var.

En ufak bir eleştiriye bile tahammülleri kalmayanlar hakikati görmek bir yana, yaşanan sorunların daha fazla kronikleşip çözümsüzlüğe saplanmasına neden olmaktadır.

Belediyeler ideoloji üretme merkezleri değil, hizmet etme kurumlarıdır. Halka, topluma ve insanımıza hizmet, belediyelerin öncellikli görevleri arasında yer alması gerekiyor. Ama gelin görün ki, gerçek hayatta bunun karşılığının olmadığını görürsünüz. Hizmetlerde aksamalar oldu mu bahanelerin arkasına sığınmak en kolaycı seçenek oluyor.

Birde işin içine ideolojik tarafgirlik seçeneği bir istismar aracı olarak kullanıldı mı? Eleştirilere, aksaklıkları dile getirmeye, sorunların çözüme kavuşması yönündeki çağrılara kör, sağır ve dilsiz kalınıyor. Hatta bunun ötesi bir durum var: tahammülsüzlük.

Birkaç gün önce Diyarbakır'da etkili olan kar yağışından dolayı şehir adeta hayalet şehre döndü. Hem Büyükşehir Belediyesi hem Valilik hem de Karayolları üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmekte sınıfta kaldı.

Bu konuda öz eleştiriler yapıldı. Halktan tepkiler çığ gibi büyüdü, toplumun tüm kesimleri ve siyasi parti temsilcileri yaşanan sorunları dile getirdi. Bu konuda HÜDA PAR'ın yaptığı açıklamalar gündeme oturdu.

HÜDA PAR Diyarbakır İl Başkanlığının karla mücadele konusunda ihmaller zincirini dile getirmesi yerel ve merkezi yönetimleri sorumluluklarını yerine getirme çağrısı gayet yerinde ve makul bir açıklamaydı. DEM'li Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanları, hizmetlerde meydana gelen aksaklıklara makul yanıtlar vermek yerine ideolojik gözlükler takarak cevap verme acizliğini tercih etti.

DEM'li Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanlarının Diyarbakır halkına hizmet yapma noktasında vurdumduymazlıklarını perdelemeleri ve ideolojik gözlükleri takarak tepki göstermeleri yerinde bir tepki miydi? Asla yerinden bir tepki değildi. Bir siyasi partinin il başkanı şehrinde yaşanan sorunları dile getirmesi ve bu konuda çözüm üretilmesini dillendirmesi gayet makul ve yerinde bir talep.

Yetkiyi halktan emaneten alanların halkın teslim ettiği yetkiyi hizmete kullanmamaları, yılbaşı eğlencelerine dalmaları, yılbaşı gecesinde kiliselerde ayin yapmaları, halkın sorunlarına çözüm ürütmemeleri ve yapılan eleştirilere ideolojik gözlükle yanıt vermeleri halkın nezdinde hiçbir geçerliliği kalmamıştır.

Hangi ideolojiye sahip olursak olalım, varsa bir hata veyahut hatalar silsilesini, onu görebilme alışkanlığına sahip olmamız gerekiyor. Mesele şu: İnsanı ilgilendiren meselelerde ne kadar duyarlı olabiliyoruz. İdeolojik saplantılardan uzak öz eleştirilerimizi yapabiliyor muyuz?

Hür irademizi kullanarak öz eleştiri yapabiliyorsak, o zaman değişim ve dönüşüm vaktinin geldiğinin farkında olmalıyız. Hizmet yapana pirim var, yapmayana prim ve yetki yok dönemi başlamalı.