Millî Eğitim Bakanlığı her yıl okullara gönüllü olarak Ramazan ayı etkinlikleri yapmaları için yazı gönderiyor. Bu yıl da öğrencilerin manevi yönlerinin geliştirilmesi ve manevi değerleri içselleştirmesi için bir yazı gönderdi. Bazı etkinlik örnekleri de sunarak yapılmasını tavsiye etti. Buraya kadar her şey normal.
Yazı okullara gönderildikten sonra bir anda bazı ucube tepkiler gelmeye başladı. Bilindik klasik cümleler…
Laiklik elden gidiyeah!
Sonrasında bu tepkiler örgütsel ve sistematik bir isyana dönüştü. Ne idüğü belirsiz bazı çevreler laik atak geçirmeye başladı.
Vay efendim bilimsel eğitim yok ediliyor, yok öğrenciler oruç tutmaya zorlanıyor, yok kurucu irade bilmem ne…
Safsataların ardı arkası kesilmedi.
Merak ettim, MEB okullara nasıl bir yazı göndermiş ki, bu kadar kudurdular diye.
Başı açık olanları derslere almayın diye talimat mı gitmiş acaba, yoksa namaz kılmayanları fişleyin falan mı demişler…
Derken MEB’in etkinlik yazısına baktım, ulan tüfi sizin o suratınıza demekten başka bir şey geçmedi içimden…
Bu etkinliklerden birini aşağıya olduğu gibi bırakıyorum. Aklı ve izanı tefessüh etmemiş her insana şunu sormak istiyorum:
Allah aşkına bu etkinliklerden hangisi yanlış?
Hangi birimiz çocuğumuza bu tavsiyeleri yapmak istemiyoruz?
Buyurun beraber bakalım:
30 Günlük Ramazan’da Yapılacaklar Listesi
1. Gün – Her gün Kur’an-ı Kerim okuyarak Ramazan’ı bereketlendirelim.
2. Gün – Evimizde pişen yemeklerden komşularımıza da ikram edelim.
3. Gün – Vakit namazlarını ve teravih namazını mümkün olduğunca camide cemaatle kılalım.
4. Gün – Ramazan ve oruç ile ilgili bir kitap okuyarak manevi bilgimizi geliştirmeye çalışalım.
5. Gün – Beğendiğimiz bir kitabı arkadaşımıza hediye edelim.
6. Gün – Ev işlerinde ailemize yardımcı olalım.
7. Gün – Bir ayet ezberleyelim ve kardeşlerimizle, arkadaşlarımızla paylaşalım.
8. Gün – Teravih namazlarını kılmak için arkadaşlarımızla birlikte farklı camilere gidelim.
9. Gün – Peygamber Efendimizin (sav) bir sünnetini öğrenerek hayatımızı geçirelim.
10. Gün – Sahur ve iftarda israf etmemeye özen gösterelim.
11. Gün – Tebessümün sadaka olduğunu unutmayalım, insanlara güler yüz gösterelim.
12. Gün – Ailemize ve arkadaşlarımıza sevgimizi ve takdirlerimizi ifade eden kartlar hazırlayalım.
13. Gün – Çevremizi temiz tutmak için çöpleri toplayalım ve çöp kutusuna atalım.
14. Gün – Arkadaşlarımızla daha fazla zaman geçirerek sohbet edelim, oyun oynayalım.
15. Gün – Sevdiğimiz birine özel olarak dua edelim.
16. Gün – Bir sokak hayvanının ihtiyaçlarını karşılayalım, ona su ve yiyecek bırakalım.
17. Gün – Karşılaştığımız sıkıntılara sabrederek, şikâyette bulunmadan günümüzü tamamlayalım.
18. Gün – Tüm Müslümanların huzuru ve esenliği için özel bir dua edelim.
19. Gün – Allah’ın üzerimizdeki nimetlerini düşünelim ve "elhamdülillah" diyelim.
20. Gün – Bir hasta ziyaretinde bulunarak ona sabır ve şifa dileyelim.
21. Gün – Gün boyu çevremizdeki insanlara güzel sözler söyleyelim.
22. Gün – Zekât, fitre ve sadakalarımızı verelim; ihtiyaç sahiplerini unutmayalım.
23. Gün – Karşılaştığımız insanlara selam vererek aramızda selamlaşma kültürünü yayalım.
24. Gün – Kâinattaki mükemmel düzeni düşünerek "Sübhanallah" diyerek tesbih edelim.
25. Gün – Bir yetime hediye alarak onu sevindirelim.
26. Gün – Kadir Gecesi’ni bir camide ihya edelim, dua ve ibadetle geçirelim.
27. Gün – Yaşlılara hürmet edelim, ihtiyaçlarını karşılamalarında yardımcı olalım.
28. Gün – Aile büyüklerimizi ve akrabalarımızı arayarak onlarla sohbet edelim, hatırlarını soralım.
29. Gün – Arefe gününde kaybettiklerimizin kabirlerini ziyaret edelim ve onlar için dua edelim.
30. Gün – Akrabalarımıza ve arkadaşlarımıza bayram ziyareti yaparak bayram sevincini paylaşalım.
Bu yazının okullara gönderilmesinden sonra aralarında KESK Eş Başkanı, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı, Sol Parti Sözcüsü, Sol Feminist Hareket Üyesi, CHP Bursa Milletvekili, Eğitim-Sen Genel Başkanı, Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı ve 29 Ekim Kadınları Derneği Başkanının da bulunduğu 168 kişi "LAİKLİĞİ BİRLİKTE SAVUNUYORUZ" diye bir yazı imzalayıp yayımlamışlar.
Yazıda Türkiye’nin gerici-şeriatçı bir kuşatma altında olduğu, Siyasal İslamcı rejimin, ABD ve Trump'ın ipine sarılarak Türkiye’yi adım adım Orta Doğu’nun gerici bataklığına sürüklediği, Laik eğitimin, laik hukuk düzeninin ve laik kamusal hayatın adım adım ortadan kaldırılmaya çalışıldığı, bu hamlelerin toplumdan yükselen laiklik çağrılarına karşı gerici azınlığın provokasyon ve saldırılarının göz ardı edildiği falan fistan…
Ha bir de "Karanlığa teslim olmayacağız!" demişler.
Yaşlılara hürmet etmek, bir yetimi sevindirmek, akrabaları ziyaret etmek, subhanallah diye zikir çekmek, çevremizi temiz tutmak, birine dua etmek…
Eğer bunlarla laiklik gidiyorsa, cehennemin dibine kadar yolu var, istediği yere gitsin!
Bu nasıl bir anlayış ya, hayret etmemek elde değil. Bunlar ne yiyip ne içiyorlar gerçekten merak ediyoruz.
Bunları bu hale sokan hangi eğitim sistemi?
***
İmza atanlara dikkat edin, hepsi ya kadın hakları, ya çocuk hakları ya hayvan hakları gibi kavramların arkasına sığınıp karanlık yüzlerini saklayan güruh… Ama sorsan "karanlığa teslim olmayacağız"!..
Sittin yıldır bu maskelerle ülkeyi sömürüyorlar…
Ama artık eski dünya yok, maskeleri de artık işe yaramıyor.
Çünkü 7 Ekim Aksa Tufanı tüm maskelerini düşürdü.
Gazze’de on binlerce kadın, çocuk, sivil bombalar altında vahşi bir şekilde katledilirken bildiri imzalamayan bu zevatın ne oldukları artık ortada.
Epstein belgeleri denen, siyonizm ve kabalaizmin dünyayı ele geçirmek için yaşattığı rezaletler karşısında susan, bildiri yayımlamayanların; söz konusu tertemiz Ramazan olunca kalemlerinden kin fışkırması bunların kim olduklarını ve kim adına çalıştıklarını bir kez daha ortaya koydu.
Velhasılı kelam…
Allah Resulü'nün (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şu hadisiyle yazımı noktalamak istiyorum:
"Vücutta öyle bir et parçası vardır ki, o iyi olursa bütün vücut iyi olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir." (Buhârî, Îmân, 39)
Bir dahaki yazımızda görüşmek üzere…