Son zamanlarda memleketimizde sokağa çıktığımda gençlere daha dikkatli bakıyorum. Çoğunun elinde telefon var. Kimisi video izliyor, kimisi bir şeyler çekiyor, kimisi de "ne paylaşsam" diye düşünüyor. Hızlı bir akış var ama durup düşünme pek yok. Herkes bir yerlere yetişiyor ama nereye gittiğini bilen az.

Yeni nesil gençlik, özellikle sosyal medyanın etkisiyle, gördüğünü sorgulamadan yapmaya başladı. Bir şey popülerse, çok izlenmişse, birileri paylaşmışsa, doğru mu yanlış mı bakılmıyor. "Herkes yapıyor" cümlesi, neredeyse her şeyin bahanesi hâline geldi.

Bir video düşüyor önümüze. Biri içeceği kutunun kapağından içmek yerine altını delip içiyor. Ertesi gün okulda aynısı. Niye? Çünkü video tutmuş. Bir başkası namazla ilgili saçma sapan bir davranışı paylaşıyor. Saygı yok, ciddiyet yok. Ama izlenme var. Beğeni var. Yorum var. Sonra başka biri çıkıyor, "Ben de yapayım, belki benimki de tutar" diyor. Aynı şey pahalı arabaların önünde poz verenlerde, olmadığı hayatı yaşıyormuş gibi gösterenlerde de var.

Kimse "Bu bana yakışıyor mu?" diye sormuyor.
Kimse "Ben bunu niye yapıyorum?" demiyor.

Sorun sadece taklit değil. Sorun şu: Gençler çok fazla gürültünün içindeler. Doğru ses, yanlış sesin arasında kayboluyor. Sosyal medya sürekli bir şey fısıldıyor. "Bunu yap." "Şuna gül." "Böyle ol." Genç de hangisi doğru, hangisi yanlış ayırt edemez hâle geliyor.

Şunu açık açık söylemek lazım: Her çok izlenen şey doğru değildir. Her gülen kalabalık haklı değildir. Her popüler olan, peşinden gidilecek bir yol değildir. Memleketimiz, taklit ederek değil; düşünerek, direnerek, değerlerine sahip çıkarak ayakta kalmış bir yerdir.

Beğenilmek insanın hoşuna gider, bunda sorun yok. Ama sırf arkadaş çevresinde "havalı" görünmek için aklını bir kenara bırakmak, inancını hafife almak, duruşundan vazgeçmek işte orası tehlikelidir. Bugün şaka diye yapılan şey, yarın alışkanlık olur. Alışkanlık da zamanla karaktere dönüşür.

Ben Müslüman bir insanım. Şuna inanıyorum: Allah bize aklı boşuna vermedi. Sorgulayalım diye verdi. "Herkes yapıyor" demek, insanı rahatlatabilir ama doğru yapmaz. "Fenomen öyle dedi" demek de sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Herkes kendi yaptığından mesuldür.

Namaz meselesi buna güzel bir örnek. Bu topraklarda namaz, sadece bireysel bir ibadet değildir. Bir duruştur. Bir saygıdır. Bir bağdır. Bunu sosyal medyada alaya almak, küçümsemek, "içerik" malzemesi yapmak kimseyi büyütmez. Sadece insanın içini boşaltır. Bir süre sonra genç, neye güldüğünü, neye saygı duyacağını şaşırır.

Gençlere kızmak kolay. Ama mesele kızmak değil. Mesele uyandırmak. Çünkü bu gençler kötü değil. Sadece çok fazla sesin arasında kalmış durumdalar. Kimin dediği doğru, kimin dediği yanlış, ayırt etmek zorlaşıyor.

Genç kardeşim, şunu unutma: Her şeyi yapabilirsin ama her şeyi yapmak zorunda değilsin. Her akıma uyarsan, bir süre sonra kendin olmaktan çıkarsın. Fenomen olmak geçici. Popüler olmak geçici. Ama karakter kalıcıdır. İnanç kalıcıdır.

Gel, biraz duralım. Bir videoyu paylaşmadan önce düşünelim. Bir davranışı yapmadan önce "Bu benim duruşum mu?" diye soralım. Taklit eden değil, örnek olan genç olalım. Çünkü memleketimiz, peşinden sürüklenenleri değil; duruşu olanları hatırlar.

Son söz şu: Gençlik bir daha gelmez. Onu boş akımlara, sahte trendlere, anlamsız videolara harcama. İnancını ciddiye al, aklını kullan, kalbini koru. Popüler olmak değil, düzgün olmak marifettir.