Müzakereler sürerken İran’a saldırmak, diplomasi değil, düpedüz ikiyüzlülüktür.
Masada “barış” konuşulurken sahada bombalar patlıyorsa ortada barış yoktur. Bu, uluslararası hukukun açıkça çiğnenmesi ve dünya kamuoyunun gözünün içine baka baka yapılan bir güç gösterisidir.
Barış kelimesini ağızdan düşürmeyip aynı anda sivilleri hedef almak, barış değil organize bir aldatmadır. Gerçek barış, güçle sindirmekle değil, hukuka uymakla olur. Aksi hâlde masadaki her cümle, sahadaki her ölümle birlikte anlamını yitirir.
İlkokula giden, kimliği ve konumu bilinen küçük kız çocuklarının öldürülmesi “operasyon” değil, açık bir cinayettir.
Bu savaş değil, vicdansızlığın sistemleşmiş hâlidir.
Askeri, teknolojik ve istihbarat üstünlüğünü elinde bulunduran Siyonist İsrail ile onun uşağı ABD, dünyanın başına bela olmuş gasıb, katil ve terörist rejimlerdir.
Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Afrika’dan Güney Amerika’ya kadar uzanan kriz haritasında bu hegemonyacı yaklaşımın izleri vardır.
Güç yalnızca savunma için değil, enerji kaynaklarını kontrol etmek, özellikle de hükümetleri hizaya sokmak ve bağımlı kılmak için kullanılmaktadır. Bu bir güvenlik politikası değil, küresel tahakküm düzenidir.
“Epstein dosyası nedeniyle iç siyasette zorlanan ABD yönetiminin dikkatleri başka yöne çekmek için yeni bir kriz alanı açtığı” yönündeki iddiaları kimse yabana atamaz.
ABD ve Siyonist İsrailde iç ekonomik baskılar, düşen kamuoyu desteği ve yaklaşan seçim atmosferi, savaşın neden şimdi tırmandığını sorgulamayı zorunlu kılmaktadır.
Sivil ölümler “hata” diyerek geçiştirilemez. Koordinatların santimetre hassasiyetinde bilindiği bir çağda, yüzlerce çocuğun öldürülmesi tesadüf değildir. Bu, uluslararası hukukun da insanlığın da açık ihlalidir.
Dünya kamuoyu ise açıklama yapmakla yetinmektedir. Kınamalar yayınlanıyor, diplomatik nezaket cümleleri kuruluyor, ancak sahada hiçbir şey değişmiyor. Bu sessizlik, fiilen onay anlamına gelmektedir.
ABD gibi küresel askeri ve ekonomik üstünlüğe sahip bir güce bir ülkenin tek başına “dur” demesi zor gibi…
Ancak bu, kimsenin sorumluluktan kaçabileceği anlamına gelmez.
Ortak yaptırımlar, ekonomik bağımlılığın azaltılması, silah satışlarının durdurulması ve diplomatik izolasyon gibi adımlar atılmadıkça, “barış” çağrıları sadece temenniden ibaret kalacaktır.
Öte yandan, İran’ın doğrudan Amerika topraklarına ulaşacak konvansiyonel kapasiteli silahları olmaması nedeniyle bölgedeki Amerikan üslerini hedef alması, bölge ülkelerinin Amerika’ya baskı yapmaları gayesini taşımaktadır.
Vietnam Savaşı sırasında artan iç kamuoyu baskısı, ABD yönetimini geri adım atmaya zorlamıştı. Amerika’ya gönderilen ölü askerlerin sayısı arttıkça ABD’ye savaşı durdurma baskısı oluşturacaktır.
Demokratik sistemlerde savaşın maliyeti halka yansıdığında, vergiler arttığında, asker kayıpları çoğaldığında, enflasyon yükseldiğinde iktidarlar geri çekilmek zorunda kalır. Güç sınırsız değildir.
Bugün yaşananlar sadece bir jeopolitik mücadele değildir aynı zamanda ahlaki bir çöküştür.
“Gücün hukukun önüne geçirildiği, insan hayatının stratejik hesaplara kurban edildiği bir düzendir bu.”
Mazlumun ahı hafife alınacak bir şey değildir.
Alma Mazlumun ahını, çıkar aheste aheste…
Tarih, en güçlü görünenlerin dahi yıkıldığını ve tarihin çöplüğünde çürümeye bırakıldığını defalarca göstermiştir.
Mazlumun ahı indirdi Şah’ı;
Mazlumun ahı, indirecek Netanyahu ve Trump’ı!