Bir ölür, bin diriliriz…
İşgal altındaki Filistin topraklarında mücadelenin en ön saflarında yer almış birçok siyasi şahsiyet ve lider şehit oldu. İzzeddin el-Kassam, Şeyh Ahmed Yasin, Dr. Abdulaziz Rantisi'nin ardından İsmail Heniyye'de şehitler kervanına katıldı.
Şehid İsmail Heniyye… Kendini hak yola adamış, Filistin'in esaret altında olduğu Gazze kentinin Şati Mülteci Kampı'nda halkının arasında yaşamış, halkının acılarını ve sevinçlerini paylaşmış bir lider…
Filistin'de her bir liderin şehadeti, Kudüs özgürlüğüne daha fazla yaklaştırmış, mücadeleyi bilemiştir. İzzeddin el-Kassam şehit olduktan sonra onun mücadele ve şehadetinin bereketiyle, yüzlerce binlerce mücahit, onun mücadele hatırasına oluşturdukları orduya "Kassam Tugayları" adını verdi. Şeyh Ahmet Yasin, Dr. Rantisi'den sonra mücadele kıtalararası bir aşamaya kadar ulaştı. Şehit Heniyye'nin kanı zalim Siyonistlerin haritadan silinmesine, İslam ümmetinin bu zillet ve utançtan kurutulmasına öncülük edecektir.
Şehitlerin kanlarının bereketiyle artık tüm dünya halkları bu mazlum halkın ve liderlerinin yanında yer almakta. Aksa Tufanı operasyonu ile bu kendini bariz bir şekilde gösterdi.
Filistin'de yaşanan her mezalime karşı "Biz Allah'tan geldik, yine ona döneceğiz" "Allah bize yeter; o ne güzel vekildir.' sözleri kulaklarımızda çınlıyor.
Bu sözleri İzzeddin el-Kassam, Şeyh Ahmet Yasin, Dr. Abdülaziz Rantisi, İsmail Heniyye başta olmak üzere yediden yetmişe tüm Filistin'in onurlu insanlarından duymuşuz. Ve bu söz aslında bir yandan zaferin de müjdesini barındırmakta!
"Biz Allah'tan geldik, yine ona döneceğiz" "Allah bize yeter; o ne güzel vekildir." Ne müthiş bir teslimiyet, ne onurlu bir dik duruş. Allah'a tevekkül etmek, ona dayanmak, korkusuzca ve cesurca tüm dünya istikbarına meydan okumak. Tıpkı üstat Bediüzzaman'ın dediği gibi; "İman hem nurdur hem kuvvettir. Evet, hakiki imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, musibetin ağırlığından kurtulabilir..."
Gazze'de kadın, çocuk, genç, yaşlı her kesin ağızında çıkan söz, "Biz Allah'tan geldik, yine ona döneceğiz" "Allah bize yeter; o ne güzel vekildir."
Bu sözler peygamberlerin ağzından çıkmış mübarek sözlerdir. Bu sözlerin anlamı çok büyüktür. En zor, karanlık ve çıkmazın olduğu bir anda Allah'ın yardımının ve zaferin müjdesinin temsilidir bu sözler.
Hz. İbrahim (as) ateşe atıldığı zaman “Allah bize yeter, o ne güzel vekildir.” sözünü, söylemiş ateş ona serin ve selametli olmuştu. Ta baştan beri Allah’a tam bir güven içinde bulunan Hz. İbrahim en son anda, ateşe fırlatılırken de aynı itminan ve güven ile “Allah bana yeter, ne güzel vekildir o!..” teslimiyeti içinde sadece Allah’tan yardım beklediğini dile getirmişti. Gerçek tevekkülün akıllara hayret veren mutlu sonu, kızgın ateşin serinlik veren bir ortama dönüşmesi...
“Allah bize yeter, o ne güzel vekildir.” Peygamberimiz Hz. Muhammed (asm) de bu sözü “Müşrikler size karşı toplandılar, başınızın çaresine bakınız!” dediklerinde söylemişti. Nitekim bu haber Müslümanların imanını arttırmış ve onlar hep birlikte “Allah bize yeter, o ne güzel vekildir.” demişlerdi.
Aynı durum Gazze içinde söz konusu değil mi? Bugün Gazze başta olmak üzere Filistin'in her bir karış toprağında Siyonistlerin Nemrut'un İbrahim'e hazırladığı ateşten daha geri kalır bir yanı var mı? Her gün Gazze'nin başına ateş yağmıyor mu? Her yer talan edilmiyor mu? Buna karşın Gazze halkı Hz. İbrahim gibi "Allah bize yeter, o ne güzel vekildir.” Sözüyle zaferi müjdelemekte.
Peygamber efendimizin karşısına dikilecek olan sayıca ve teçhizatça daha fazla olan müşrik ordularıyla siyonist işgal ordusunun onlardan geri kalır bir yanı var mı? ABD ve batılı ülkelerin desteğiyle işgal orduları saldırmıyor mu Gazze'ye? Başlarına bomba yağdırmıyor mu? ABD ve Avrupa ülkeleri de bu ordunun için de yer almış saldırmıyor mu? Direniş kahramanları "Allah bize yeter, o ne güzel vekildir.” Sözüyle zaferi müjdelemekte.
Yakılan ateşlere karşı, toplanan ordulara karşı Gazze'nin ve Filistin'in direnişinde İbrahim'i bir tevekkül, Muhammedi bir teslimiyet görüyoruz. Bu teslimiyet ve bu sözler zafere giden yolun müjdesidir.
Nasıl ateş İbrahim'e serin ve selametli olduysa, nasıl toplanmış ordular Hz. Muhammed ve ashabına karşı mağlup oldularsa aynı şekilde ateş altındaki Gazze'de selamete, direniş kahramanları siyonist şer ordusuna karşı zafere ulaşacaktır.