Ne yazık ki on yıllardır Müslüman coğrafyalarda kan ve gözyaşı eksik olmadı. Emperyalist ABD ve Siyonist işgal rejimi Müslümanlar üzerinde tahakküm kurmak, yeraltı ve yer üstü zenginliklerini sömürmek için bulduğu her fırsatta saldırıyor. Hiçbir hukuk tanımadan kuralsız, ilkesiz, sebepsiz saldırıyorlar.

Birkaç gün önce bir okul bombalandı! Evet bir okul, kız çocuklarının okuduğu bir okul! İran’da...

Sıraların üzerinde yarım bırakılmış defterler, teneffüse çıkmayı bekleyen çocuklar, hayallerini gelecek cümlelerine sığdırmaya çalışan genç zihinler vardı. O okulda 165 kız çocuğu hayatını kaybetti. 165 hayat. 165 ayrı dünya. 165 ayrı umut.

Buna “operasyon” deniyor. Buna “güvenlik hamlesi” deniyor. Buna “önleyici saldırı” deniyor. Oysa bu düpedüz bir insanlık suçudur.

Emperyalist ABD ve ortağı Siyonist İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, “bölgesel güvenlik” ve “istikrar” kavramlarıyla meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Ancak basit bir sorum var; sivilleri koruma iddiasıyla bir kız okulunu bombalamak nasıl bir güvenlik anlayışıdır?

Bir çocuğun ölümünü hangi askeri stratejiyle açıklayabilirsiniz?

Hangi siyasi hesap, bir okulun enkaza, toplu katliama, toplu mezara dönüşünü haklı gösterebilir?

Eğer aynı tablo herhangi bir Amerikan şehrinde yaşansaydı, 165 çocuk bir okul binasında bombalanarak hayatını kaybetseydi dünya ayağa kalkardı. Acil güvenlik zirveleri toplanır, yaptırım kararları alınır, “insanlık değerleri” üzerine uzun uzun nutuklar atılırdı. Televizyon kanalları günlerce canlı yayın yapar, liderler gözyaşlarıyla dayanışma mesajları verirdi.

Peki şimdi?

Şimdi dünya sessiz.

Uluslararası hukuk sessiz.

İnsan hakları örgütleri sessiz.

Çocuk hakları sözleşmeleri sessiz.

Söz konusu Müslüman çocuklar olduğunda bu sessizliğin adı ne oluyor? Tarafsızlık mı? Diplomatik denge mi? Yoksa seçici vicdan mı?

Daha da ağır olanı, sadece Batı dünyası değil, Müslüman ülkelerin büyük kısmı da suskun. Çıkan sesler ise cılız ve ürkek. Oysa mesele mezhep değil, rejim değil, siyasi blok değil. Mesele çocuk. Mesele masumiyet. Mesele insanlık.

Bir çocuğun kimliği olmaz. Bir çocuğun jeopolitiği olmaz. Bir çocuğun ölümü taraf tutmaz.