Olumsuz bir tutum veya davranışa şahit olduğumuzda bu durumun çözümü olarak dilimizde pelesenk olmuş bir cümle vardır: "Eğitim şart!"

Peki gerçekten eğitim şart mı? Şartsa kime, hangi eğitim ve ne kadarı şart? Maalesef bu soruları sormadan ve cevabını detaylı olarak düşünmeden eğitim deyince aklımıza okulda zorunlu olarak verilen ve sorunlarımıza bir çözüm aracı olması gerekirken kendisi büyük bir sorun haline gelen 12 yıllık zorunlu eğitim geliyorsa sıkıntı gerçekten büyük demektir.

Ülkemizde zorunlu eğitimin süresi ve niteliği ile ilgili tartışmalar Tanzimat ile başlamış, 1876 yılında yayınlanan Kanunu Esasi'nin 14. Maddesinde belirtildiği üzere "Osmanlı efradının kaffesince tahsili maarifin birinci mertebesi" zorunlu temel eğitim olarak bir anayasa hükmü haline gelmiştir. O günden 1997 yılında kadar Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde zorunlu temel eğitim süresinde ufak değişiklikler olmuş; zorunlu eğitim süresi ortalama 4-6 yıl arasında gidip gelmiştir.

Tarih 1997 yılını gösterdiğinde tankların ürkütücü ve kasvetli gölgesi altında yapılan ve İmam Hatiplerin orta kısmını kapatma niyeti taşıyan yeni eğitim düzenlemesiyle zorunlu eğitim kesintisiz olarak 8 yıla çıkmıştır. Böylece hem zorunlu eğitim süresi artmış hem de İmam Hatip Ortaokulları kapatılmıştır.

Tarih 2012'yı gösterdiğinde yine bir eğitim reformu yapılmış ve bu reform ile hem 28 Şubat'ta kapatılan İmam Hatip Okullarına tekrar açılma imkânı sağlanmış hem de zorunlu eğitim süresinde Avrupa'yı yakalama adına zorunlu eğitim süresi 4+4+4=12 yıla çıkarılmıştır.

Ortalama kişi başı eğitim süresinin düşük olduğu bir ülkede vatandaşlarının aldığı eğitim süresinin arttırılması belli açılardan anlaşılabilir bir durumdur. Ancak lafı hiç uzatmadan söylemeliyiz ki zorunlu eğitim süresinin 12 yıla çıkaran Hükümetin mevcut MEB bakanı Yusuf Tekin bizzat kendisi 12 yıllık zorunlu eğitim uzun olduğunu ve kısaltılması gerektiği belirtmiştir.

Çünkü ülkemizdeki 12 yıllık zorunlu eğitimde maalesef öğrencilerimizi hayata gerektiği gibi hazırlayacak, okul bittikten sonra İş hayatında kalifiyeli bir çalışan olmasını sağlayacak bir eğitim verilememekte; toplumun devamı için düzenli bir aile hayatı kurması gerektiği bilinci aşılanamamaktadır.

6 yaşında okul sırasına oturan 12 yıllık zorunlu eğitim sonucu 18 yaşında liseden mezun olan bir öğrenci üniversite okumama kararı aldığında hangi meslekte tercih edilebilir bir eleman olacaktır? Meslek lisesi mezunu değilse hangi sektörde kolayca iş bulacaktır?

Veyahut üniversite okuma kararı alan bir genç sağlık alanı vb. birkaç alan dışında hangi fakülte veya yüksekokuldan mezun olduğunda iş bulma kaygısı olmayacaktır? Örneğin Edebiyat Fakültesi mezunu bir genç fakültede aldığı eğitim ile öğretmenlik dışında hangi meslekte çalışabilir? Yüzbinlerce atama bekleyen öğretmen adayı varken hâlâ bu fakültelerin yüksek sayıda öğrenci alması nasıl açıklanabilir?

Evet sorulara devam edersek sorulması gereken yüzlerce soru olduğu görülecektir. Ama asıl konuşmamız gereken bu sorunların çoğunun müsebbibi olan 12 yıllık zorunlu eğitim meselesidir. Bakan bey ve birçok eğitimcinin bizimle aynı fikirde olduğunu biliyoruz. Lakin eğitim; birçok paydaşı ve çeşitli alanlara temas eden çıktısı olduğu için zorunlu eğitimin kısaltılması meselesi toplumsal ve siyasi destek olmadan çözülebilecek bir mesele değildir. Türkiye'nin eğitim sitemi, sanayisi, ekonomisi hatta genç ve dinamik nüfusunun korunmasında 12 yıllık zorunlu eğitimin kısaltılması büyük önem arz etmektedir. Dileriz ki çok geç olmadan bu adımlar atılsın, gençlerimiz hayatta daha erken sorumluluk alabilecek imkanlara kavuşsun.