Hamd, bizleri iman nimetiyle şereflendiren, rahmetiyle kuşatan Allah’a mahsustur.

Salât ve selâm, âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz Muhammed Mustafa’ya, onun pâk âline, güzide ashabına ve onların yolunu izleyenlerin üzerine olsun.

Recep, Şâban ve Ramazan ayları, İslâm ümmetinin manevî diriliş takviminde özel bir yere sahiptir. Bu mübarek zaman dilimleri, sadece ibadetlerin arttığı dönemler değil; aynı zamanda kalbin arındığı, nefsin terbiye edildiği ve ümmet bilincinin yeniden inşa edildiği rahmet mevsimleridir. Bu yazıda üç ayları, siyer bağlamında ele alarak günümüze düşen mesajlarıyla birlikte değerlendirmeye çalışacağım.

Allah’ın insanlığa verdiği en büyük nimetlerden biri de zamandır. Zamanın içinde bazı anlar vardır ki, diğerlerinden çok daha bereketli ve çok daha kıymetlidir. Üç aylar, işte bu “bereketli zamanların” zirvesini oluşturur. Siyer-i Nebî dikkatle incelendiğinde, Resûlullah’ın (s.a.v.) bu ayları bilinçli bir mânevî diriliş süreci olarak yaşadığı açıkça görülür.

Recep Ayı: Uyanış ve Yöneliş Zamanı

Recep ayı, İslâm’dan önce de hürmet edilen haram aylardan biridir. Siyer açısından bu ayı en anlamlı kılan hadise ise İsrâ ve Mi‘rac mucizesidir. Bu kutlu yolculuk, nübüvvetin en ağır dönemlerinden sonra gerçekleşmiştir. Taif’te taşlanan, eşi Hz. Hatice (r.anha) ve himayecisi Ebû Tâlib’i kaybeden Resûlullah (s.a.v.), büyük bir imtihanın ardından Receb ayında ilâhî huzura yükseltilmiştir.

Bu hadise, sıkıntıdan sonra rahmetin; daralmadan sonra ferahlığın geleceğinin ilâhî bir ilanıdır. Beş vakit namazın farz kılınması da Recep ayını, kulluğun yeniden inşa edildiği bir başlangıç noktası hâline getirmiştir. Bu yönüyle Recep ayı, mü’min için bir silkiniş ve yöneliş ayıdır.

Şâban Ayı: Amellerin Yükseltildiği Hazırlık Safhası

Şâban ayı, Ramazan’a giden yolun en önemli hazırlık durağıdır. Hz. Âişe (r.anha) anneniz, Resûlullah’ın (s.a.v.) Şâban ayında diğer aylardan daha fazla nafile oruç tuttuğunu haber vermiştir. Bunun sebebi sorulduğunda Efendimiz (s.a.v.):

“Bu ayda ameller âlemlerin Rabbine arz olunur. Ben amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.” (Nesâî, Savm, 70)

Şâban ayı, nefis muhasebesinin yapıldığı, niyetlerin tashih edildiği ve Ramazan’a ruhen hazırlandığı bir arınma dönemidir. Ayrıca bu ayda kıblenin Kudüs’ten Kâbe’ye çevrilmesi gibi tarihî bir dönüşüm yaşanmış, ümmetin kimliği yeniden tahkim edilmiştir. Bu olay, Şâban’ın sadece bireysel değil, toplumsal bir inşa ayı olduğunu göstermektedir.

Ramazan Ayı: İnşa, Diriliş ve Fetih Ayı

Ramazan, Kur’ân’ın yeryüzüne indiği ve ümmete rehber olarak sunulduğu mübarek aydır. Siyer açısından Ramazan, sadece açlık ve sabır ayı değil; zaferlerin, fetihlerin ve büyük kırılma noktalarının yaşandığı bir diriliş mevsimidir.

Bedir Gazvesi Ramazan ayında gerçekleşmiş; iman, küfür karşısındaki ilk büyük zaferini kazanmıştır.

Mekke’nin Fethi yine Ramazan ayında vuku bulmuş; tevhidin önündeki en büyük engel ortadan kaldırılmıştır.

Resûlullah (s.a.v.) Ramazan’da:

Cömertliğini zirveye taşımış,

Kur’ân’la bağını kuvvetlendirmiş,

Son on günü itikâfla ihya etmiş,

Kadir Gecesi’ni aramak için büyük gayret göstermiştir.

Bu yönüyle Ramazan ayı, yalnızca oruç tutulan bir ay değil; hayatın tamamının Allah’a adandığı bir kulluk mektebidir.

Siyer Perspektifinden Üç Ayların Günümüze Mesajı

Günümüzde üç aylar çoğu kez sadece kandil geceleriyle sınırlı bir anlayışla yaşanmaktadır. Oysa siyer, bu ayların derin bir pedagojik süreci ifade ettiğini göstermektedir:

Recep: Fark ediş ve toparlanma,

Şâban: Arınma ve hazırlık,

Ramazan: İnşa ve diriliş…

Resûlullah’ın (s.a.v.) hayatında bu aylarda ibadet ile toplumsal sorumluluk bir arada yürümüştür. Namaz, oruç ve dua; infak, merhamet ve tebliğ bilinciyle birleşmiştir. Bu da üç ayların sadece bireysel değil, toplumsal bir dönüşüm süreci olduğunu ortaya koymaktadır.

Üç aylar siyer ışığında değerlendirildiğinde bir gelenek değil; ilâhî bir eğitim programı olduğu anlaşılır. Resûlullah’ın hayatında bu aylar, imtihandan sonra rahmetin; gafletten sonra uyanışın; dağınıklıktan sonra inşânın zamanları olmuştur.

Bugün ümmet olarak karşı karşıya kaldığımız mânevî dağınıklık karşısında üç aylar, yeniden kalbe dönmenin, ameli düzeltmenin ve hayatı Kur’ân merkezli yaşamanın en büyük fırsatıdır. Üç ayları ihya etmek, sadece takvimi değil; hayatı Ramazanlaştırmaktır.

Mübarek üç aylardan hakkıyla istifade etmek duasıyla…