Bugün Gazze'de yaşanan insanlık dramının 1000. günü…

Bin gün… Takvimin sıradan bir rakamı değil bu. Bin gün; toprağa düşen binlerce can, enkaz altında kalan umutlar, anne kucağına hasret çocuklar, yıkılan şehirler ve dünyanın gözü önünde süren soykırım.

Gazze, uzun zamandır yalnızca bombaların değil, insanlığın vicdan sınavının da hedefi hâline geldi. Siyonist işgalci israilin saldırıları sonucunda on binlerce sivil şehid oldu, yüz binlercesi yaralandı ve evsiz kaldı. En ağır bedeli ise hiçbir savaşın tarafı olmayan çocuklar, kadınlar ve yaşlılar ödedi. Zulüm kimden gelirse gelsin zulümdür; masumların hayatını hedef alan hiçbir eylem meşru görülemez, görülmemeli.

Fakat bugün yalnızca saldırıları konuşmak yetmez. Asıl konuşulması gereken, bu acılar karşısında sergilenen sessizliktir.

İslam dünyasının liderleri, tarihin en ağır imtihanlarından birinde sınıfta kaldı. Zirveler düzenlemek, ortak bildiriler yayımlamak ve diplomatik nezaket cümleleri kurmak artık kimseyi teselli etmiyor. Gazze'de çocuklar açlıktan ölürken, hastaneler bombalanırken ve insanlar temel yaşam hakkından mahrum bırakılırken, birçok İslam ülkesinin yöneticisi yalnızca açıklama yapmakla yetindi. Bu tablo, milyonlarca Müslümanın vicdanını yaraladı.

Bugün Müslüman halkların beklentisi, hamasi söylemler değil; adalet için kararlı duruş, etkili diplomasi, insani yardımın kesintisiz ulaştırılması ve uluslararası hukuk mekanizmalarının güçlü biçimde işletilmesidir. Tarih, sadece zulmedenleri değil; zulüm karşısında susanları da yazacaktır.

Ancak sorumluluk yalnızca yöneticilerin omuzlarında değildir.

Biz Müslümanlar da kendimize şu soruyu sormalıyız: Gazze bizim gündemimizde ne kadar yer tutuyor? Acıyı yalnızca sosyal medya paylaşımlarına mı sığdırıyoruz, yoksa dualarımızda, yardımlarımızda, tüketim tercihlerimizde ve vicdani duruşumuzda da bu sorumluluğu hissediyor muyuz?

İslam, mazlumun yanında durmayı, adaleti ayakta tutmayı ve haksızlığa karşı ses yükseltmeyi emreder. Bugün Gazze için yapılacak her samimi dua, ulaştırılacak her yardım, söylenecek her hakikat ve gösterilecek her vicdani duruş önemlidir. Çünkü sessizlik, çoğu zaman zalimin en büyük kazancıdır.

1000 gün geçti…

Ama acı dinmedi.

Vicdan sahibi insanlar için Gazze, uzak bir coğrafyanın adı değildir; insanlığın ortak yarasıdır. Bu yara, adalet tesis edilmeden kapanmayacaktır.

Gazze'nin acısını unutmuyoruz, unutturmuyoruz.

Çünkü vicdan sustuğu gün, insanlık da kaybeder.