Hür Dava Partisi, kısa adıyla HÜDA PAR…
Sürekli birileri tarafından hedef gösterilmekte… CHP, DEM, Zafer Partisi başta olmak üzere birçok yazar, çizer ve yorumcuların hedefinde!
Yerel seçimlerden bu yana başta DEM parti olmak üzere, bazı sözde yazar-çizer ve yorumcular tarafından bir yerlerden düğmeye basılmış ve talimat alınmış gibi 6-8 Ekim olaylarının ön hazırlığı yapılmak isteniyor.
Hafızalarda asla silinmeyecek 6-8 Ekim'de neler olmadı ki!
6-8 Ekim olaylarında katliam, yıkım, sokakların ateşe verilmesi, masumların katledilmesi, hafızalarda yerine korurken, o günler kara günler olarak tarihteki yerini aldı.
Acı, hüzün, keder ve katliamın olduğu, gencecik bedenlerin toprağa verildiği o günlerde HÜDA PAR hedefteydi...
6-8 Ekim'in karanlık günlerinde her yer sisli puslu. Birleri yine düğmeye basmış, maşalar işbaşına geçerek sokağa çıkma çağrılarında bulunmuştu. Madde bağımlıları, hırsızlar, sokak çeteleri başta olmak üzere, Suriye'deki iç çatışmalardan buraya göç etmiş Zerdüştler ve ateşperestler sokaklara inmişti.
HÜDA PAR üyesi ve gönüllüleri saldırılara uğradı. Çocuk yaştaki Yasin Börü ve arkadaşları hunharca katledildi.
Aynı senaryo 2023 genel seçimlerde de görüldü. Yine HÜDA PAR hedefteydi.
CHP'siyle Yeşil Sol Partisiyle (Şimdiki DEM) Zafer Partisiyle, İyi Partisiyle ve daha ismini sayamayacağımız, bir araya gelmeleri mümkün olmayan partiler, bir araya gelerek oluşturmuş oldukları ittifakta HÜDA PAR'ı hedef gösterdi. HÜDA PAR'a yönelik kara propaganda, yalan, iftira, karalama, ötekileştirme ve hedef gösterme en aşağılık seviyelere düşecekleri kadar yapıldı.
O dönemin seçim konusu HÜDA PAR olmuştu. HÜDA PAR'la yatıp HÜDA PAR'la kalkıyorlardı. Bunun neticesinde Yeşil Sol Parti üyeleri Mersin'de HÜDA PAR seçim standına saldırdılar, bir HÜDA PAR üyesi yaralandı. Siyasilerin, televizyon yorumcularının ve sosyal medya trollerinin hedef göstermesi üzerine ikinci bir saldırı HÜDA PAR Adana İl Başkanlığına yapıldı. CHP gönüllüsü olarak bilinen madde bağımlısı bir şahıs HÜDA PAR Adana İl Başkanlığına girerek namaz üzerinde olan partinin Adana İl Başkanı ile İl Sekreterine suikast düzenledi. Bunun neticesinde İl Sekreteri Sacid Pişkin katledildi.
Şimdi ise yine aynı senaryo dön başa!
Türk solunun marjinal ayağı, DEM partinin vekili, geçmişi karanlıklarla dolu isimi lazım değil biri, mecliste HÜDA PAR'ı hedef gösterdi. Aynı partinin mensupları, Diyarbakır sokaklarında röportajlar vererek HÜDA PAR'ı işaret ettiler.
HÜDA PAR'ın hedef gösterilmesinin birçok nedeni var sanırım!
Öncelikle HÜDA PAR köken olarak sosyalist ve komünist bir parti değil. Kemalist, laisist ve liberal hiç değil. Tam aksine HÜDA PAR muhafazakar, toplumda din, akıl, can, mal ve nesil güvenliğini önceleyen, bunun için çaba gösteren bir parti. Çalma, gasp, yağma, rüşvet, kumar, dolandırıcılık, aldatmak, hile, karaborsa, tefecilik, faiz, israf, haksız ve haram yolla elde edilen gayr-i meşru kazançları eleştirip karşısında durdu.
Toplumda kol gezen zehir tacirlerinin karşısında durarak, çocukların uyuşturucu çetelerine, baronlarına peşkeş çekilmesine müsaade etmedi. Toplumun ifsadına yol açan, alkol, fuhuş, uyuşturucudan çocukların ve gençlerin korunması için, cami, maneviyat ağırlıklı programlar düzenledi.
Aile kurumunun korunması, toplumun ıslahı, nesillerin kültür emperyalizminden muhafaza edilmesi, zinanın suç sayılmasını savundu. Sapkın akımların ve üç harflilerin faaliyetlerinin yasaklanmasını, toplumun bu hasta ruhlu zararlılardan korunması gerektiğini dillendirdi.
Kürtçe başta olmak üzere anadilde eğitimin verilmesi ve Kürtçenin ikinci resmi dil olmasını savundu. Çıkan sorunların şiddete başvurulmadan meclis çatısı altında tartışarak ve konuşarak çözülmesini ve Kürt meselesini kısa sürede, hiç kimseni burnu kanamadan çözüm yollarını paylaştı. 50 yıldan fazladır bölgemizde yaşanan şiddet sarmalından dolayı kan, göz yaşı ve çocukların ABD emperyalizmine kurban edilmesinin karşısında durdu.
siyonist işgal rejiminin Gazze'de Kudüs'te ve Filistin'in her karış toprağından işgalci olduğunu, işgalcilerin de denize dökülmesi gerektiğini dillendirdi.
Gazze soykırımına karışmış olan siyonist çifte vatandaşların yargılanması, müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması, Siyonist soykırımcıların vatandaşlıktan atılmasını, mal varlıklarına el konulmasını, söz konusu mal varlıklarının evlilik fonuna aktarılarak evlenmek isteyen gençlere katkı sunulması için Meclise kanun teklifi sundu. Bu kanun yasallaşırsa Siyonistler cezasız kalmayarak dünya kamuoyunun vicdanı bir nebzede olsa rahatlamış olacak.
Böyle bir parti kimin işine, kimin inine, kimin şeytani planlarına çomak soktuysa; onların ağababaları rahatsız olduğu için, piyonlarını hemen devreye koyarak HÜDA PAR'ı hedef gösteriyorlar.
Diyarbakır'da belediye kazanan DEM parti CHP'nin izinden giderek İlk icraat olarak; cami, namaz, ibadet, maneviyat düşmanlığına başladı. DEM parti, siyonist işgal rejimine destek sağlayan firmaların protesto edilmesini hazmedemeyerek, insancıl protestoların karşısında durarak Siyonistlerin safında yer aldı. Toplumumuzun normlarına aykırı olan cinsi sapkınlıkları, fuhuş gösterilerini savundu. Ailelerin huzur ve güven içinde vakit geçirecekleri park ve bahçeleri gazinoya, fuhuş gösterilerinin olduğu etkinliklere çevirdiler. Toplumda yüzyıllardır, kadın-erkek mahremiyetini çiğneyerek, kadın-erkek iç içe havuzlarda yüzmeyi ve hayvani güdüleri savundular. Parklarda, havuzlarda fuhuş, cinsi sapkınlık ve ahlaki çözülmeye karşı çıkıp toplumun değerlerini korumak için çabalayanları hedef gösterdiler.
Kürtlerin ahlak, namus, gayret ve ar damarına dokunan DEM parti CHP ağzıyla konuşarak her fırsata imamları, camileri, İslami sivil toplum kuruluşlarını, duyarlı halkı ve HÜDA PAR'ı hedef gösterdi.
Bunun neticesinde geçtiğimiz günlerde Diyarbakır'da madde bağımlıları tarafından sabah namazında camiye giderken Çift Kastal Camii İmamı Ramazan Demir, bıçaklı saldırıya uğradı.
Bölgeyi, toplumu, insanımızı provoke edip ortamı gerip karıştırmak isteyen şer odaklarına fırsat verilmemeli! Provokatörler yargı önünde hesap vermeli, toplumu kutuplaştıran senaryolara, aktörlere, oyunculara ve piyonlara karşı önlem alınmalı! İkinci bir 6-8 Ekim vakasına fırsat verilmemelidir.