Siyonist işgal rejimi, zorla alıkoydukları on binlerce Filistinli esir için idam kararı almış!!! On iki bin Filistinli esirin idam kararı sözde yasa tasarılarıyla onaylanmış! Bunların dört bini çocuk!!! Evet yanlış okumadınız çocuk. Dünyanın gözleri önünde on iki bin masum idam edilecek! Hem de doksan gün içinde idamlar gerçekleştirilecekmiş.

Dünya ne zamana kadar sessiz kalacak?

İnsanlık bugün ayağa kalkmayacaksa ne zaman ayağa kalkacak? Filistinli çocukların idam cezası siyonist işgal rejiminin sözde parlamentosunda kabul edildi! Bu idam kararı yalnızca Filistinli esirler için öngörülen bir karar!

Bu karar, Filistin halkına karşı izlenen inkar ve yok etme politikalarının yeni bir versiyonudur. Uluslararası toplum, işgal rejimi Siyonistlerin ırkçı ve hukuksuz kararlarına karşı sessiz kalmamalıdır.

Sessizlik bazen bir tercihtir, bazen de bir suç. Bugün dünyanın içinde bulunduğu durum aslında tam da budur. Gözlerimizin önünde yaşananlara rağmen sessiz kalmak… Aslında bu zulmün yanında yerini almaktır.

Filistinli esirlere yönelik idam kararları sadece bir coğrafyanın meselesi değildir. İnsanlığın vicdanına yöneltilen bir soru: “Adalet gerçekten var mı, yoksa yalnızca güçlü olanın tanımladığı bir kavram mıdır?”

Bir insanın yaşam hakkı, onun kimliğine, inancına ya da doğduğu toprağa göre değişebilir mi? Bu soruya hayır mı diyoruz, o zaman bugün yükselen çığlıklara kulak vermek zorundayız. Çünkü her bir esirin hayatı, insanlığın ortak değerlerinin bir yansımasıdır.

İdam kararı verilen her insan bir annenin evladı, bir çocuğun umudu, bir ailenin geleceğidir. Hele ki aralarında çocukların olması yüreklerimizi dağlıyor. Vicdan taşıyan her insanı daha da derinden yaralıyor. Bir çocuk ne suç işlemiş olabilir ki? Bir annenin evladının elinden alınması, esir edilmesi ve idama mahkum edilmesi!!!

Bu nasıl bir zihniyet, bu nasıl bir vicdan, bu nasıl bir adaletsizlik.

Bir çocuğun suçla, cezayla ve ölümle aynı cümlede anılması başlı başına bir insanlık krizidir.

Peki ne yapacağız tüm bu zulümlere karşı hala susmaya devam edecek miyiz? Bugün yaşananlar karşısında en tehlikeli şey susmak, alışmak ve normalleştirmektir. Çünkü zulüm, en çok ona alışıldığında büyür. Sessizlik, zamanla adaletin yok olduğunun ilanıdır.

Dünya uzun zamandır çifte standartların gölgesinde yaşıyor. Bazı coğrafyalarda insan hakları kutsal sayılırken, başka yerlerde aynı haklar yok sayılıyor ne yazık ki. Bu çelişki niye?

İnsanlık ne zaman harekete geçecek? Daha kaç dram, daha ne kadar gözyaşı, daha kaç kayıp vicdanları sarsmak için yeterli olacak?

Tarih bize şunu defalarca göstermedi mi? Zulmün karşısında susanlar, eninde sonunda o zulmün bir parçası haline gelirler. Bu yüzden mesele yalnızca bir halkın değil, tüm insanlığın meselesidir. Çünkü adalet, bir gün herkese lazım olacaktır.

Uluslararası toplumun tepkisi burada belirleyicidir. Hukukun üstünlüğü, yalnızca metinlerde kalmamalıdır. Hukuk ancak gerçek anlamda uygulandığı zaman anlam kazanır. Eğer hukuk, güçlünün elinde bir araca dönüşürse, o zaman adaletten söz etmek mümkün olmayacaktır.

Bugün dünyanın dört bir yanında insanlar, ekranlarının başında bu olayları izliyor. Ancak izlemek değil bilmek, gerçek anlamda duymak ve hissetmek gerekir. Yani artık mesele, “ne olduğunu bilmek” değil; “ne yapacağımıza karar vermek” meselesidir.

Sessizliği kırmak bazen bir söz, bazen bir duruş, bazen de bir itirazla tepki verip zulmün son bulması için zincirin ilk halkasını oluşturmak gerekir.

Zulme karşı susmamak gerekir çünkü tarih sadece zalimleri değil, susanları da yazacaktır. Ve emin olun çoğu zaman, susanların yükü daha ağır olur. Çünkü onlar, gerçeği gördükleri halde görmezden gelenlerdir.

Bugün yapılması gereken, insan olmaktır. Kimliklerin, sınırların ve ideolojilerin ötesinde bir vicdan inşa etmektir. Çünkü gerçek adalet, ancak evrensel bir vicdanla mümkündür.

Eğer bugün bu idamlar karşısında sessiz kalırsak, yarın kendi değerlerimizi savunacak zemini de kaybederiz.

Bu yüzden şimdi konuşma zamanı. Şimdi insan kalabilme zamanı. Çünkü susmak, sadece bir tercih değil; bazen geri dönüşü olmayan bir kayıptır.