Geçtiğimiz günlerde teknoloji dünyasında sessiz sedasız ama devasa bir devrim yaşandı. Taalas adında bir girişim, yapay zekayı devasa sunuculardan çıkarıp doğrudan, çok ucuza ve akıl almaz bir hızda çalıştıran çipler üretti. Bu şu anlama geliyor: Dünyanın en güçlü içerik üretim araçları, dev bütçelere ihtiyaç duymadan saniyeler içinde herkesin cebine giriyor. Bekleme süresi yok, sınırlar yok. Mevcut donanımlarla kıyaslandığında 20 kat daha hızlı, 10 kat daha ucuza yapay zeka kullanma imkanı tanıyor. Güçlü bir yapay zeka modelini çalıştırırken saniyede 10 binden fazla kelime üretebiliyor. Şimdiye kadar bilim kurgu sayılan bazı fikirlerin artık ciddi ciddi konuşulmaya başlanacağı bir sürecin kapısını açabilir.

Teknoloji dünyası bu kusursuz hızın sarhoşluğunu yaşarken, bizim buralarda, sosyal medyada bambaşka bir şey viral oldu: Celal Karatüre’nin o meşhur "Kabe'de Hacılar Hu Der " yorumu.

Bu ilahinin sırrı "işlenmemiş" olmasında. Arkasında sesi pürüzsüzleştiren robotik filtrelerin (autotune) yapaylığı yok. Seste bir insanın doğal nefesi, yutkunması, inancı ve en önemlisi o anki eşsiz doğallığı var. İşte bu yüzden yılların kusursuz profesyonel kayıtlarını ezip geçti ve milyonlarca insanın yüreğine dokundu.

Neden mi? Çünkü bir şeyden zahmetsizce ve sınırsız sayıda üretebiliyorsanız, onun değeri düşer. Taalas gibi teknolojiler sayesinde çok yakında pürüzsüz bir ses, harika ışıklandırılmış bir video veya hatasız bir metin kimseyi etkilemeyecek. Herkes bilecek ki onu saniyeler içinde yapay zeka üretti.

Yapay zekanın ürettiği o kusursuz içerikler plastik bir çiçek gibidir. Rengi muazzam, yaprağı asla dökülmez, simetrisi harikadır... Ama kokmaz. Yaşamaz. İnsanın yüreğinden kopup gelen iş ise dalındaki gerçek bir gül gibidir. Belki yaprağı biraz kıvrıktır, belki dikeni vardır ama o kadar gerçek ve canlıdır ki... Dijital dünyada samimiyet, dürüstlüğümüzün tek sertifikası haline geliyor.

Peki işin asıl ürpertici boyutu nerede başlıyor biliyor musunuz? Robot biliminde 'Tekinsiz Vadi' (Uncanny Valley) denen bir kavram vardır. İnsana çok benzeyen ama tam insan olmayan robotların bizde yarattığı o soğuk ürpertidir bu. O yüzden robotlar bilerek metalik ve makine gibi tasarlanır. Ya içerik üreten yapay zeka da kusursuzluğun artık para etmediğini fark ederse? Ya o devasa güce sahip çipler, sırf bize samimi görünmek için doğallığımızı ve kusurlarımızı da taklit etmeye başlarsa? Aslında başladılar bile. Eğer ChatGPT ile sesli diyalog kuruyorsanız veya Gemini ile podcast üretiyorsanız ne demek istediğimi anlamışsınızdır.

Peki bu teknolojik devrim sadece içerik tüketimimizi mi değiştirecek? Hayır. Asıl uyanmamız ve yakalamamız gereken nokta burası. Bu kusursuz üretim araçlarının ucuzlaması ve tabana yayılması, mevcut dünya sisteminde sesi kısılan, ezilen Müslüman coğrafyalar için tarihi bir fırsattır.

Bugüne kadar medya, sinema, sanat ve anlatı gücü; dev bütçeli stüdyolara ve küresel tekellere aitti. Kendi hikayemizi, kendi haklılığımızı veya çektiğimiz acıları dünyaya sinema kalitesinde anlatmak imkansıza yakın, çok pahalı bir işti. En kötüsü de bu imkanlar bir avuç elitin elinde dünyayı şekillendirmek için kullanılıyordu.

Ancak şimdi oyunun kuralları değişiyor. Artık diğer milletlere üstünlük taslamak için kullanılan imkanların önemi azalıyor. Her teknolojik yenilikte olduğu gibi yapay zeka da mevcut statükonun tekellerini kırarken yeni girişimlerin ve gelişmelerin önünü açacak. Bu da demek oluyor ki mevcut dünya sistemini yakalama zorunluluğumuz yok. Tam tersine yeni kurulacak dünya sisteminde yeni araçların getireceği fırsatları yakalamamız gerekiyor.