Bu hafta Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta gerçekleşen okul saldırıları bizi ülkece yasa boğdu. Öncelikle bu menfur saldırılarda hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmenlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Allah bir daha yaşatmasın!

Evet asıl mesele bu tip katliamların ülkemizde bir daha yaşanmaması. TV’lerde sık sık Amerika’da izlediğimiz ve ürperdiğimiz okul saldırıları şimdi ülkemize kadar geldi. Ne yazık ki çok acı bir şekilde bu belayla yüzleştik.

Şu an eğitimcilerden gazetecilere, siyasilerden akademisyenlere herkes; sokaklardan ekranlara her yerde bu konuyu konuşuyor. Kimi iyi niyetle bir takım çözüm önerileri sunuyor, kimi fırsattan istifade içindeki ideolojik nefreti kusuyor. Kimi de görüntülenme ve tıklanma uğruna acı ve vahşet üzerinden prim kasmaya çalışıyor.

Herkesin konuştuğu bu tür günlerde sözün ve hakikatin kıymeti düşüyor ve algılar olguların önüne geçebiliyor. Ölen ve mağdur olanlar ülkenin inançlı bireyleri, katliama neden olanlar seküler, LGBT yanlısı ve dini uzak insanlarken bile bir takı operasyon odaklarının katliamın sorumluluğu imam hatiplere, tarikat ve cemaatlere; nihayetinde Aziz İslam Dinine mal edilmeye çalışıldığını görüyoruz.

Ülkede maneviyat aşınmasından ve toplumun ahlaki olarak yozlaşmasından kaynaklı ve infial yaratan her olayda “işte bu defa sorun tam olarak tespit edilecek, maneviyat ve ahlakın önemi anlaşılacak” diye saf saf beklerken tam tersine maneviyat ve ahlak içerikli her yapı ve kavram hiç olmadık yerde algı operasyonlarına hedef oluyor. Bu kadar da olmaz dediğimiz ne varsa maalesef oluyor.

Örneğin Maraş’taki katliamlardan sonra bu operasyon hesaplarından biri “Araplaşmayacağız” diyerek tweet atmış ve görsele de mini etekli genç kızların resmini iliştirmiş. Sanki saldırgan Amerika’dan değil de Arabistan’dan esinlenmiş. Sanki bu katliamı seküler ve dinlerden nefret eden biri değil de İslam’a sıkı sıkıya bağlı bir Müslüman gerçekleştirmiş. Sanki saldırgan LGBT bağlantılı değil de İslami bir grubun üyesiymiş.

Bizler insafı elden bırakmayan bir kişi ve olay üzerinden bir grubu ve düşünceyi töhmet altında bırakmayalım dedikçe iyi niyetimiz suistimal ediliyor. Ülkedeki her kötü ve çirkin olay alakasız bir şekilde İslami kesime ve Müslümanlara fatura edilmeye çalışılıyor. Buna operasyonlara ciddi bir şekilde dur demek gerekiyor. Açıkça yalan ve iftira yayan kişi ve kurumların yaptıkları yanlarına kâr kalmamalı, toplum ve hukuk önünde mahkûm edilmelidirler.

Algı operasyonu ve manipülasyonlar nedeniyle usulü konuşmaktan esası konuşmaya fırsat kalmıyor. Halbuki şu an ciddi bir şekilde şu sorunu cevabını bulmak için ülkece efor sarfetmemiz gerekiyor: Nasıl olurda 14 yaşındaki bir öğrenciden 9 kişinin katili bir cani çıktı? Bu vahşetlerin engellenmesi için neler yapmamız gerekiyor? Gençlerimiz için dünya nasıl anlamsız bir mekân olmaktan çıkarılabilir?

Bu sorular gençliğimi ve geleceğimiz içi kritik kıymete haiz konular. İnşallah bir sonraki yazımızda bu konuları detaylı olarak ele alacağız.