Türkiye'de tarım, gıda ve içecek sektöründe 2025 yılında bitkisel üretimde gerileme yaşanırken, ithalat ihracata kıyasla daha hızlı arttı. Sektörün ihracatı yüzde 0,35 artışla 27,79 milyar dolara, ithalatı ise yüzde 25,47 artışla 22,88 milyar dolara yükseldi. Böylece dış ticaret fazlası, 2024'teki 9,45 milyar dolardan 4,91 milyar dolara geriledi.
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2025 yılı verilerine göre, toplam bitkisel üretim bir önceki yıla kıyasla yüzde 11,6 azalarak yaklaşık 121 milyon tona düştü. Tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerin üretimi yüzde 9 azalışla 68,1 milyon tona, sebze üretimi yüzde 0,9 düşüşle 33,3 milyon tona geriledi. Meyve, içecek ve baharat bitkilerinin üretimi ise yüzde 30,9 azalarak 19,6 milyon ton oldu.
Meyve ve tahıl üretiminde düşüş
Ürün gruplarındaki gerilemede özellikle meyve üretimindeki kayıplar öne çıktı. Tahıl üretimi yüzde 12,3 azalarak 34,2 milyon tona, kuru baklagil üretimi yüzde 29,2 düşüşle yaklaşık 953 bin tona geriledi. Zeytin ve sert kabuklu meyvelerin toplam üretimi de yüzde 36,8 azalarak yaklaşık 3,5 milyon ton oldu.
Kuraklık, don ve diğer aşırı hava olayları, üretimdeki düşüşle ilişkilendirilen başlıca etkenler arasında yer aldı. Bölgesel hava koşulları, sulama olanakları, üretim alanları ve tarımsal uygulamalar da verimliliği etkileyen unsurlar olarak öne çıktı.
İhracat artışına rağmen dış ticaret fazlası azaldı
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonunun (TGDF), TÜİK dış ticaret verilerinden derlediği bilgilere göre, sektörün 2025 yılı ihracatı 27,79 milyar dolar, ithalatı ise 22,88 milyar dolar olarak gerçekleşti.
İhracattaki sınırlı artışa karşılık ithalatın daha hızlı yükselmesiyle dış ticaret fazlası bir önceki yıla göre önemli ölçüde azaldı. Fındık, kuru meyveler, yaş meyve ve sebze, şekerli mamuller, bitkisel yağlar ve su ürünleri, Türkiye'nin tarım ve gıda ihracatında öne çıkan ürün grupları arasında yer aldı.
İthalatın değerlendirilmesinde uluslararası fiyatlar, döviz kuru, ithal edilen ürünlerin bileşimi ve gıda sanayisinin ham madde ihtiyacı gibi unsurlar etkili oluyor.
Tarımsal girdi maliyetleri yükseldi
TÜİK'in Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi verilerine göre, Temmuz 2026'da tarımsal girdi fiyatları yıllık yüzde 27,62, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 33,39 arttı. Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerde yıllık artış yüzde 28,82, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerde ise yüzde 20,53 olarak kaydedildi.
Gübre, enerji, yem, tohum, bitki koruma ürünleri ve iş gücü maliyetlerindeki değişimler, tarımsal işletmelerin ekonomik durumunu etkileyen unsurlar arasında bulunuyor. Üretim miktarı, finansman giderleri ve pazarlama maliyetleri de üreticilerin gelirlerinde belirleyici rol oynuyor.
Tarımda su yönetimi önemini koruyor
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) 2025 tarihli değerlendirmesine göre, Türkiye'deki toplam su çekiminin yaklaşık yüzde 85'i tarımda kullanılıyor. Tarımın su kullanımındaki payı 2000 yılı civarındaki yüzde 75,4 seviyesinden 2023'te yüzde 85,1'e yükseldi. Aynı dönemde su stresi göstergesi 24,2'den 35,2'ye çıktı.
Kuraklık riski ve yağış rejimindeki değişiklikler, özellikle sulamaya bağımlı bölgelerde üretim ve verimliliği etkiliyor. Damla ve yağmurlama sulama sistemleri, kapalı sulama şebekeleri ve ürün deseninin su kaynaklarına göre planlanması, suyun daha verimli kullanılması için öne çıkan uygulamalar arasında yer alıyor.
OECD verilerine göre, sulanan alanlarda borulu sulama şebekelerinin payı 2003'te yüzde 6 iken 2023 sonunda yüzde 35'e ulaştı.
Hayvan varlığı 78,6 milyona yaklaştı
TÜİK'in 17 Eylül 2026'da yayımladığı verilere göre, Türkiye'de büyükbaş hayvan sayısı Haziran 2026 itibarıyla 17 milyon 805 bine, küçükbaş hayvan sayısı ise 60 milyon 815 bine yükseldi. Küçükbaş hayvan varlığının 49 milyon 473 binini koyunlar, 11 milyon 342 binini keçiler oluşturdu.
Sığır sayısı Aralık 2025'e göre yüzde 0,5 artarken, koyun sayısındaki artış yüzde 6 olarak gerçekleşti. Hayvan sayısının yanı sıra yem maliyetleri, hayvan başına üretim miktarı, hastalıklarla mücadele ve işletmelerin sürdürülebilirliği de hayvancılık sektörünün durumunu etkiliyor.
Tarımsal üretim planlaması uygulanıyor
Türkiye'de bitkisel üretimde 2025'te, hayvansal üretim ve su ürünleri yetiştiriciliğinde ise Ocak 2024'ten itibaren üretim planlaması uygulamaya alındı. OECD'nin değerlendirmesine göre, tarımsal destek modeli temel desteklerin yanında üretim planına uygunluk, belirli tarımsal uygulamalar ve su kaynaklarının durumu gibi ölçütlere bağlı ilave destekleri de kapsıyor.
Planlamayla stratejik ürünlerin uygun bölgelerde yetiştirilmesi, kaynakların daha verimli kullanılması ve gıda arzının sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor.
2025 verileri, Türkiye'de tarım ve gıda sektörünün ihracat kapasitesini koruduğunu ancak bitkisel üretimdeki düşüş ve ithalattaki artış nedeniyle dış ticaret fazlasının azaldığını ortaya koydu. İklim koşullarına uyum, su yönetimi, girdi maliyetleri ve üretim planlaması sektörün öncelikli gündem başlıkları arasında yer aldı.





