New York Üniversitesi (NYU) Grossman Tıp Fakültesi öncülüğünde yürütülen ve Science dergisinde yayımlanan araştırmada, anne sütünde annenin beslenme durumu, meme bezinin işleyişi ve bebeğin büyümesiyle ilişkili yedi biyobelirteç adayı tespit edildi.

Kanada, Pakistan ve Burkina Faso'daki üç farklı gruptan alınan bin 543 anne sütü örneğinin incelendiği çalışmada, 25 binden fazla moleküler özellik profillendi. Araştırmacılar, anne sütündeki metabolitleri, proteinleri, vitaminleri, diğer besin öğelerini ve karmaşık şekerleri birlikte değerlendirerek süt bileşimi ile bebeklerin büyümesi arasındaki ilişkileri araştırdı.

Uluslararası Süt Bileşimi Konsorsiyumu'nun (IMiC) yürüttüğü araştırma programı kapsamında gerçekleştirilen çalışmada, farklı toplumlarda gözlenen moleküler örüntüler karşılaştırıldı. Analizlerde makine öğrenmesi dahil hesaplamalı yöntemlerden yararlanıldı.

Anne sütü yalnızca beslenmenin yansıması değil

Araştırmada, anne sütünün bileşiminin annenin beslenmesiyle ilişkili olduğu ancak yalnızca tüketilen gıdalarla açıklanamayacağı belirlendi. Emzirme dönemindeki beslenme desteğinin sütte bazı B vitaminlerinin düzeyini artırdığı, diğer birçok bileşenin ise görece sabit kaldığı görüldü.

Araştırmacılar, anne sütünün meme bezinin biyolojik işleyişini incelemek için önemli bilgiler sunduğunu belirtti. Çalışmada ayrıca beslenme desteğiyle bebeklerin büyümesi arasında ilişkiler gözlendi. İki beslenme denemesinde, destek uygulamalarının büyüme geriliği riski daha yüksek bebeklerde büyümenin toparlanması veya istikrarlı biçimde sürmesiyle ilişkili olduğu bildirildi.

Yedi molekül öne çıktı

Araştırmacıların belirlediği yedi biyobelirteç adayı arasında hücrelerin enerji üretiminde rol oynayan C2, C3, C4 ve C5 açilkarnitinleri, lizin adlı amino asit, 6′-sialillaktoz adlı anne sütü oligosakkariti ve selenyum minerali yer aldı.

Bu moleküllerin, annenin beslenme durumuyla ve bebeklerin büyümesiyle ilişkili örüntülere katkı sağladığı belirtildi. Bulgular, meme bezinin farklı biyolojik işlevlerine ilişkin bilgiler de sundu.

B5 vitamini ile açilkarnitinler arasındaki ilişki incelendi

Araştırmada özellikle C5 açilkarnitini öne çıktı. Daha yüksek C5 düzeyleri, süt sentezinde azalmaya işaret eden moleküler bulguların yanı sıra dokunun yeniden yapılanması ve bağışıklık etkinliğiyle ilişkili örüntülerle bağlantılı bulundu.

Bunun üzerine araştırmacılar, annenin beslenmesinin açilkarnitin düzeyleri üzerindeki olası etkisini değerlendirdi. Vücudun enerji ve yağ metabolizmasında önemli rol oynayan koenzim A'yı üretmek için B5 vitaminine, diğer adıyla pantotenik aside ihtiyaç duyduğu belirtildi.

Araştırmacılar, kullanılabilir B5 vitamininin yetersiz olmasının koenzim A'ya bağlı metabolik süreçleri sınırlayabileceği ve açilkarnitin profilini değiştirerek C5 birikimine yol açabileceği görüşünü ortaya koydu.

Çalışmada belirlenen moleküller biyobelirteç adayı olarak değerlendiriliyor. Bulgular, anne sütü bileşimi ile annenin biyolojisi ve bebeklerin büyümesi arasındaki ilişkilerin anlaşılmasına katkı sunarken, bu moleküllerin tek başına kesin bir sağlık göstergesi olduğu anlamına gelmiyor.