Belediyeden yapılan açıklamada, Sayıştay denetimlerinde mali tabloların güvenilir bulunduğu ve herhangi bir "kamu zararı" tespit edilmediği öne sürüldü. Ancak açıklamanın hemen devamında yer alan "yatırım niteliğindeki ödeneklerin gelir-gider dengesizliği ve mali yetersizlikler nedeniyle hayata geçirilemediği" tespiti, belediyenin kaynak yönetimindeki başarısızlığını gözler önüne serdi.
Uzmanlar, raporda resmen "kamu zararı" yazmamasının belediyenin bütçeyi doğru yönettiği anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Sur halkının altyapı ve sosyal hizmetlerden mahrum kalması, idari açıdan açık bir vizyonsuzluk ve hizmet üretememe sorunu olarak değerlendiriliyor.
Yine aynı mazeret: 143 milyonluk kayyum borcu
Göreve gelindiği günden bu yana geçen sürede somut bir finansal toparlanma vizyonu ortaya koyamayan Sur Belediyesi, bütçedeki yetersizliği bir kez daha 2024 yılında kayyum yönetiminden devralınan 143 milyon 228 bin 558,99 TL’lik borç yüküne bağladı. Borç miktarını her sıkışık durumda bir "kalkan" olarak kullanan yönetimin, alternatif kaynak veya bütçe disiplini sağlamak yerine mazeret arkasına saklanması tepki topluyor.
Hem "şeffafız" dedi hem de basını tehdit etti
Açıklamanın en dikkat çekici çelişkisi ise şeffaflık söylemi ile basına yönelik tehdit dili arasında yaşandı. Kendisini "toplumun her türlü denetimine açık" olarak tanımlayan belediye yönetimi, hemen ardından eleştirel haber yapan gazetecileri ve sosyal medya kullanıcılarını "dezenformasyon üretmekle" suçlayarak haklarında yasal ve cezai süreç başlatacağını duyurdu.
Denetim mekanizmalarını ve basın özgürlüğünü hedef alan bu açıklama, kamuoyunda "şeffaflık maskesi altında eleştiriye tahammülsüzlük" olarak yorumlandı.
Sur sakinleri ise belediyenin haber organlarıyla kavga etmek ve mazeret üretmek yerine, ne zaman somut hizmet ve yatırım göreceklerini merak ediyor.




