Ziraat Mühendisleri Odası Batman Şube Başkanı Ebubekir Doğan, İLKHA muhabirine yaptığı değerlendirmede, gıdada tağşişin nedenlerini, ekonomik koşulların tüketici tercihleri üzerindeki etkisini, denetimlerin önemini ve uygulanması gereken yaptırımları anlattı.

Gıdada tağşiş yapılmasının ve sağlıksız ürünlerin piyasaya sürülmesinin birden fazla nedeni bulunduğunu belirten Ebubekir Doğan, para hırsı, ekonomik sıkıntılar, denetim eksiklikleri ve caydırıcı olmayan cezaların bu sorunu büyüttüğünü söyledi.

Gıdada tağşişin tek bir nedene bağlanamayacağını ifade eden Doğan, üreticilerin para kazanma hırsının, tüketicilerin alım gücünün düşmesinin, etik değerlerin zayıflamasının ve denetim mekanizmalarındaki eksikliklerin bu sorunda etkili olduğunu belirtti.

Doğan, güvenli gıdaya erişimin sağlanması için üretimden tüketime kadar denetimlerin artırılması ve ağır yaptırımlar uygulanması gerektiğini vurguladı.

Ebubekir Doğan

'Bu işin en önemli sebebi para hırsıdır'

Doğan 'Gıdada tağşiş yapılmasının ve gıdanın sağlıksız bir şekilde piyasaya sürülmesinin tek bir olaya bağlanamayacağını, yani farklı nedenleri olabileceğini düşünüyorum. Bu durum sadece tek bir nedenle bağlı değil. Bunun en önemli ve en etkili sebebi para hırsı, insanları düşünmeden kâr etme hırsıdır. Bu işin en başından gelen durumudur.' dedi.

'Ekonomik sıkıntılar tağşişçilere fırsat çıkarıyor'

Tüketicilerin ekonomik koşullar nedeniyle daha ucuz gıdaya yönelmesinin tağşişli ürünlerin piyasada yer bulmasını kolaylaştırdığını belirten Doğan, şöyle devam etti:

'Bir de ekonomik durum yani arz-talep meselesi, gıdanın arz ve talep meselesi lüks veya zaruri ihtiyaçlardan kaynaklanmaktadır. Zaruri ihtiyaçlarını karşılayamayan insanlar daha ucuz gıdaya yönelerek gıda almak zorunda kalıyor. Tabii bu da tağşişçilere fırsat çıkarıyor. Bu tağşişçiler, bu vesileyle gıdanın daha ucuz mal edilmesi, daha ucuz üretilmesi için sağlıklı olmayan, insan güvenliğine zarar verecek gıda ürünlerini piyasaya sürüyorlar. Tabii eğer burada bir talep bulurlarsa, bu durum onları hırslandırıyor ve para kazanma hırsını artırıyor. Tabii ki tek sebep sadece bu değildir. Yani dediğim gibi, talep bulabilmeleri ve pazar bulabilmeleri önemli bir etkendir.'

'İnsanların sağlığını düşünmeden bunu yapabiliyorlar'

Tağşişin nedenleri arasında kişilerin etik ve ahlaki değerlerinin de önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Doğan 'Bunun özel bir diğer durumu da kişilerin etik ve ahlaki meselesidir. Yani ahlaki ve etik duyguları ile düşünceleri olmayan insanlar tabii ki bu yola giriyor ve tabii ki para hırsıyla insanların sağlığını düşünmeden bunu yapabiliyorlar.' ifadelerini kullandı.

'Gıdalar tarladan rafa kadar takip edilmeli'

Denetimlerin yalnızca iş yerleri ve pazar tezgâhlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Doğan, gıda tedarik zincirinin bütün aşamalarının kontrol edilmesinin önemine işaret ederek şunları söyledi:

'Bunun devamında, bakanlığın zamanında yeterli ve gerekli müdahaleleri yapamamaları söz konusudur. Tabii ki bakanlığın bunu önemli derecede kontrol ettiğini biliyoruz; zaman zaman buna şahit oluyoruz, bizzat fiilen görüyoruz, medyada izliyoruz. Ama yine de gıdaların tarladan ya da üretimden rafa kadar takip süresi çok önemlidir. Yani bunun takip edilmesi, tedarik zincirinin nereden ve nasıl sağlandığının daha iyi kontrol edilmesi lazım. Sadece bakanlığın iş yerlerinde ya da pazar tezgâhlarında bunu denetlemesi demek ki yeterli olmuyor.'

'Verilen cezalar, elde edilen kârdan daha az olmamalı'

Tağşişli ürün üretenlere verilen cezaların caydırıcı olması gerektiğini dile getiren Doğan 'Diğer bir yönü ise cezaların yeterince caydırıcı olmamasıdır. Verilen cezalar tabii ki uygulanıyor, ancak üretimi yapan veya tağşişli ürünü üreten kişilerin kârı verilen cezadan daha fazla olduğu zaman bu süreç sürekli devam ediyor ve bunun önüne geçilemiyor. Dolayısıyla verilecek cezaların biraz daha yükseltilmesi lazım. Ya da bu firmaların tümden kapatılması ve kapatıldıktan sonra başka bir isimle yeniden piyasaya sürülememeleri için sıkı bir şekilde takip edilmesi gerekiyor.' dedi.

Firmaların farklı isim ve markalarla yeniden piyasaya çıkmasının önlenmesi gerektiğini de kaydeden Doğan, üretimden raflara kadar tedarik zincirinin düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini söyledi.

'Caydırıcı cezalar hapis cezasına kadar gidebilmeli'

Tağşişle mücadelede yargı boyutunun da etkin olması gerektiğini belirten Doğan 'Eğer tekrar piyasaya sürüleceklerse veya bu firmalar farklı isimlerle ortaya çıkacaksa, tedarik zincirinin üretimden raflara kadar düzenli bir şekilde kontrol edilmesi şarttır. Ancak bu şekilde, işin yargı ayağının da olması gerekir. Yargı ayağı dediğimizde, caydırıcı cezaların, hapis cezasına kadar gidebilecek olan cezaların yine daha etkin bir şekilde verilebilmesi lazım ki gıda tedarik zinciri kontrol edilebilsin ve bu durum caydırıcı olabilsin.' ifadelerini kullandı.

'İnsanların alım gücünün zayıf olması önemli bir etken'

Ekonomik koşulların gıda tağşişi üzerindeki etkisine dikkat çeken Doğan, şöyle konuştu:

'Ekonomik mesele bu işin içerisinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Bugün savaşlardan dolayı örneğin Hürmüz Boğazı'ndaki petrol fiyatlarının artışı, gıda tedarik zincirini insanın tüketim noktasına kadar etkileyebiliyor ve hemen fiyatlar yükseliyor. Bu fiyatların yükselmesi, talep eden insanların alım gücünün zayıf olması nedeniyle tağşişçilerin daha ucuz mal üretip daha rahat pazar bulmasını sağlamaktadır ve bu, işin çok önemli bir noktasını ortaya koymaktadır.'

Tağşişli ürünlerin daha kolay pazar bulmasının temelinde ekonomik sıkıntıların bulunduğunu ifade eden Doğan 'Yani bu tağşişçilerin daha sağlıksız ve daha ucuz ürün üretebilmesi, daha kolay pazar bulmalarından kaynaklanmaktadır. Daha kolay pazar bulma konusunun esas nedeni ise ekonomik sıkıntılardır. İnsanların alım gücünün zayıf olmasıdır. Bir de üretimi yapan tağşişçilerin etik ve ahlaki duygularının derecesi son derece önemlidir.' dedi.

'Güvenli gıdaya ulaşmak için denetimler süreklilik kazanmalı'

Doğan, açıklamasının sonunda şu değerlendirmelerde bulundu:

'Günümüzde güvenli gıdaya ulaşmanın çok yeterli olmadığını görüyoruz. Bu durum, bakanlığının aldığı tedbirlerin demek ki tamamen yerine ulaşmadığını, tamamen yeterli olmadığını gösteriyor. Bakanlığın bu konuda şu anda sürdürdüğü kontrolleri, yaptığı çalışmaları, tağşiş ürünlerinin ifşa edilmesini ve bunların takip edilerek başka bir isimle ya da markayla ortaya çıkmaması için sürekli ve acil bir şekilde denetimlerine devam etmesini, daha ağır cezaların uygulanmasını ve adli yargı boyutunun da yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyorum.'

Kaynak: İLKHA