TÜİK’in yaş gruplarına ilişkin verileri, önümüzdeki yıllarda ilkokula başlayacak çocuk sayısının 1 milyonun altına düşebileceğine işaret ediyor.

Mevcut nüfus dağılımı üzerinden yapılan hesaplamalara göre, bugün bir eğitim öğretim yılında ilkokula başlayan çocuk sayısı yaklaşık 1,31 milyon seviyesinde bulunuyor. Buna karşılık 0-4 yaş grubundaki nüfus dikkate alınarak yapılan projeksiyonlar, gelecek yıllarda ilkokula başlayacak çocuk sayısının yaklaşık 953 bine gerileyebileceğini gösteriyor.

Bu durum, mevcut seviyeye kıyasla yaklaşık 360 bin daha az öğrencinin ilkokula başlaması anlamına geliyor. Öğrenci sayısındaki düşüşün sınıf mevcutlarına da yansıması beklenirken, ortalama 30 kişilik sınıflar üzerinden yapılan hesaplama yaklaşık 12 bin sınıflık bir kapasite azalmasına işaret ediyor.

Eğitim alanındaki değerlendirmelere göre öğrenci sayısındaki bu gerileme, zaman içinde sınıf öğretmeni ihtiyacını da azaltabilir. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda her yıl yaklaşık 12 bin daha az sınıf öğretmenine ihtiyaç duyulması ihtimali gündeme geliyor. Ancak ortaya çıkacak gerçek istihdam ihtiyacının; sınıf mevcutları, emeklilikler, yeni okul yatırımları, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ve eğitim politikalarındaki değişiklikler gibi farklı faktörlere bağlı olacağı belirtiliyor.

Etki yalnızca ilkokulla sınırlı kalmayacak

Çocuk nüfusundaki azalmanın eğitim sistemindeki etkisinin yalnızca ilkokul kademesinde görülmesi beklenmiyor. İlkokul çağındaki öğrenci sayısında yaşanan düşüşün birkaç yıl gecikmeyle ortaokul ve ardından lise kademelerine taşınması öngörülüyor.

Bu nedenle demografik değişimin, öğretmen istihdamından okul kapasitesinin planlanmasına kadar eğitim politikalarının birçok alanında uzun vadeli sonuçlar doğurması bekleniyor.

Doğurganlık oranı da düşüşü destekliyor

TÜİK’in 2025 yılı verileri de Türkiye’deki demografik değişimin boyutunu ortaya koyuyor. Toplam doğurganlık hızı kadın başına 1,42 çocuk seviyesine gerilemiş durumda.

Nüfusun uzun vadede kendini yenileyebilmesi için kabul edilen yaklaşık 2,1 seviyesinin oldukça altında bulunan bu oran, Türkiye’nin gelecekte daha düşük çocuk nüfusuyla karşı karşıya kalabileceğine işaret ediyor.

Doğum sayılarındaki gerilemenin devam etmesi halinde, önümüzdeki yıllarda eğitim çağındaki nüfusun azalması ve buna bağlı olarak öğretmen ihtiyacının yeniden şekillenmesi bekleniyor. Bu tablo, eğitim istihdamında yalnızca bugünkü ihtiyaçların değil, demografik projeksiyonların da dikkate alınmasını daha önemli hale getiriyor.

Muhabir: Musa Azak