Önümüzdeki günlerde Ramazan ayının manevi havasını sokaklarda, trafikte veya ev içindeki diyaloglarda ilginç bir paradoksa şahitlik ederiz. Bir yanda huzur ve paylaşım iklimi, diğer yanda ise düşük kan şekerinin etkisiyle gerilmiş sinirler... Bir psikolog olarak sıkça duyduğum şu cümle, aslında meselenin özünü özetliyor: "Hocam, açken kendimi tanıyamıyorum, en ufak şeye parlıyorum."
Peki, açlığın getirdiği bu öfke bir mazeret midir, yoksa ruhsal bir check-up (muayene) fırsatı mı?
Hayatımızın her anında var olan günlük hayatın koşturmacasında, trafikte, sosyal medyada ya da ikili ilişkilerimizde sıkça kapımızı çalan bir misafir var: Öfke. Çoğu zaman bu duyguyu "bastırılması gereken bir canavar" ya da "yenilmesi gereken bir düşman" olarak görüyoruz. Ancak bir psikolog olarak şunu söyleyebilirim ki; öfke aslında ruhumuzun imdat çığlığı, sınırımızın ihlal edildiğini haber veren bir bekçidir.
Peki, bu yakıcı duyguyu manevi bir süzgeçten geçirerek nasıl ehlileştirebiliriz?
Öfke Bir Mesajdır, Hedef Değil
Psikolojide öfkeyi genellikle bir "ikincil duygu" olarak tanımlarız. Altında mutlaka incinmişlik, adaletsizlik hissi veya korku yatar. Maneviyat ise bize bu noktada "durup bakmayı" öğütler.
Manevi bir pratik olarak öfke anında şu soruyu sormak dönüştürücüdür: “Ruhum şu an neyi korumaya çalışıyor?” Eğer korumaya çalıştığımız şey sadece "egomuz" ise, öfke yıkıcı olur. Eğer korumaya çalıştığımız şey "hak ve adalet" ise, öfke yapıcı bir enerjiye (motivasyona) dönüşebilir.
Manevi Bir Durak: "Vira" Demeden Önce Beklemek
Kadim geleneklerde ve tasavvufta öfke, harlı bir ateşe benzetilir. Ateşin doğasında yakmak vardır; ama kontrol altındaki ateşle yemek pişer, kontrolsüz ateşle ev yanar.
- Nefes ve Sükût: Modern psikolojideki "mola verme" (time-out) tekniği, maneviyattaki "sükût" ile kardeştir. Öfke yükseldiğinde verilen o üç saniyelik nefes boşluğu, egonun sesini kısıp vicdanın sesini duymamıza olanak sağlar.
- Bakış Açısını Esnetmek: Maneviyat bize "büyük resmi" hatırlatır. Karşımızdaki kişinin de bir yarası, bir imtihanı veya bir cehaleti olabileceğini kabul etmek, öfkenin o keskin ucunu törpüler.
Pratik Öneriler: Öfkeyi Nasıl Kontrol Altına Alabiliriz.
1. "Bedensel Kaydı" Fark Edin ve Fiziksel Müdahale Yapın
Öfke önce vücuda iner: Kalp atışı hızlanır, avuçlar terler, kaslar gerilir.
- Psikolojik Bakış: Amigdala (beynimizin alarm merkezi) devreye girmiştir. Onu sakinleştirmek için "Vagus" sinirini uyarmak gerekir.
- Pratik: Derin bir karın nefesi alın. Manevi bir dokunuşla bu anı, bir "durma ve arınma" ritüeline çevirin. Kadim öğretilerdeki "öfkeliyken abdest almak" veya "ayaktaysan oturmak" tavsiyesi, aslında bedeni şaşırtarak sinir sistemini kontrol etmenin en yalın yoludur.
2. "Haklılık" Sarhoşluğundan Sıyrılın
Öfke anında zihnimiz bize dünyadaki en haklı insan olduğumuzu fısıldar. Bu, egonun en büyük tuzağıdır.
- Manevi Yaklaşım: "Ben" dilinden "Biz" diline geçin. Karşınızdakini bir "düşman" olarak değil, kendi eksiklikleriyle boğuşan bir "insan" olarak görmeye niyet edin.
- Soru: "Şu an haklı çıkmaya mı çalışıyorum, yoksa huzurlu kalmaya mı?
3. Duygunun Altındaki "Yitik Hazineyi" Bulun
Öfke, genellikle daha kırılgan bir duygunun koruyucu kalkanıdır.
- Psikolojik Kazı: Öfkenizin altına bakın. Orada bir hayal kırıklığı mı var? Değersizlik hissi mi? Yoksa bir haksızlığa uğramışlık mı?
- Manevi Şifa: Altındaki asıl yarayı bulduğunuzda, öfkeye ihtiyacınız kalmaz. Yarayı bulmak ve onu kabul etmek, manevi bir şefkat pratiğidir. Kendinize karşı merhametli olun ki, bu merhamet dışarıya da taşsın.
4. Yazarak Boşaltma (Tahliye Ritüeli)
Söylenemeyen sözler bedende birikir.
- Uygulama: "Öfke Mektubu" tekniğini kullanın. Muhatabınıza asla göndermeyeceğiniz, tüm sansürlerden arınmış bir mektup yazın.
- Manevi Tamamlama: Yazma işlemi bittiğinde, o duyguyu kağıtla birlikte serbest bıraktığınızı imgeleyin. Bu bir nevi kalbi boşaltma (tefeyyüz) eylemidir.
5. "Anlam" Katmanını Değiştirin
Olaylara verdiğimiz anlam, öfkemizin şiddetini belirler.
- Yeniden Çerçeveleme: "Bunu bana bilerek yaptı" düşüncesi öfkeyi körükler. "Belki de o da zor bir gün geçiriyor ve bunu yönetemiyor" düşüncesi ise kapıyı aralar.
- Teslimiyet: Maneviyatta her olayın bir "hikmeti" olduğuna inanılır. O an yaşadığınız gerginliğin size neyi öğretmeye geldiğine odaklanmak, reaksiyonu aksiyona dönüştürür.
Sonuç olarak
Öfkeyi yok etmek mümkün değil, hatta sağlıklı da değil. Asıl mesele, öfkenin bizi yönetmesine izin vermeden, onu bir tekâmül aracına dönüştürmektir. Unutmayın, en büyük güç bir başkasını alt etmek değil, kendi nefsinin fırtınasında gemiyi limana sağ salim yanaştırabilmektir.
Ruhunuzun dingin, zihninizin berrak olduğu günler dilerim.