Batman merkez Gültepe Mahallesi ASM Aile Hekimi Doktor Mehmet Saçan, erken tanının sağlık sistemindeki kritik rolüne dikkat çekti. Kanser ve kronik hastalıklarda taramaların büyük önem taşıdığını belirten Saçan, aile hekimliklerinin bu süreçte birinci basamak ve ilk başvuru noktası olduğunu ifade etti.
Erken tanı sayesinde birçok hastalığın henüz ortaya çıkmadan önlenebildiğini ya da çok erken evrede kontrol altına alınabildiğini vurgulayan Saçan, bu durumun hem bireylerin yaşam süresini ve kalitesini artırdığını hem de sağlık sistemine olan yükü azalttığını dile getirdi.
Saçan, vatandaşların yaş ve risk grubuna uygun taramaları aksatmadan yaptırmalarının, sağlıklı bir toplumun temelini oluşturduğunu sözlerine ekledi.
"Erken tanı nedir, neden önemlidir?"
Erken tanının tanımını şu sözlerle anlatan Saçan, "Hastalıklar henüz belirti vermeden, semptomlar ortaya çıkmadan ve herhangi bir şikâyete neden olmadan tespit edilebiliyorsa buna erken tanı denir. Hastalık erken dönemde tespit edildiğinde hem tedavisi daha kolay olur hem de maliyet–yararlılık oranı çok daha iyi seviyelere ulaşır." dedi.

"Kanser taramalarında aile hekimliği ilk basamak"
Erken tanı için ilk başvurulması gereken yerin aile hekimlikleri olduğunu vurgulayan Saçan, "Erken tanı için birinci basamak sağlık hizmeti olan aile hekimliği, ilk başvurulması gereken yerdir. Özellikle kanser taramaları için vatandaşların öncelikle aile hekimliklerine başvurması gerekir. Bunun yanında Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) de bulunmaktadır. Aile hekimleri gerekli durumlarda hastaları bu merkezlere yönlendirmektedir. Vatandaşlar dilerse KETEM’lere doğrudan da başvurabilir. Kanser taramaları, erken tanıda çok önemli bir role sahiptir. Kanser henüz başlamadan ya da çok erken evrede tespit edildiğinde tedavisi çok daha kolay olmaktadır. Ülkemizde belirli kanser türleri için düzenli tarama programları uygulanmaktadır." ifadelerini kullandı.

"Erken evrede tespit edilen kanserlerin tedavisi oldukça yüz güldürücüdür"
Meme kanserinin toplumda sık görüldüğünü hatırlatan Saçan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Bunlardan ilki, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanseridir. Toplumda yaklaşık her 7–8 kadından biri meme kanseri ile karşılaşabilmektedir. Meme kanseri erken evrede tespit edildiğinde tedavisi oldukça yüz güldürücüdür. Hatta bazı hastalar kemoterapi veya radyoterapiye gerek kalmadan tamamen iyileşebilmektedir. Mammografi sayesinde henüz şikâyet oluşturmayan, ele gelen kitle hâline gelmemiş, çok küçük boyuttaki kanserler tespit edilebilmekte ve hasta tam kür sağlayarak tamamen sağlığına kavuşabilmektedir."

"Kalın bağırsak kanseri taraması evde yapılabiliyor"
Kalın bağırsak kanseri taramasının kolay uygulanabilir bir yöntemle yapıldığını ifade eden Saçan, "Diğer bir tarama türü kalın bağırsak kanseri taramasıdır. Bu tarama, aile hekimliklerinde, KETEM’lerde ve hastanelerde yapılan gaitada gizli kan testi ile gerçekleştirilmektedir. Hasta bu testi evinde kolaylıkla yapabilmekte, sonucunu aile hekimine veya bir doktora göstererek değerlendirilmesini sağlayabilmektedir." vurgusunda bulundu.

"Rahim ağzı kanseri, hastalık başlamadan önlenebiliyor"
Rahim ağzı kanseri taramasının önemine değinen Saçan, HPV taraması sayesinde hastalığın önlenebildiğini belirtti:
"Üçüncü olarak rahim ağzı kanseri taraması yapılmaktadır. Bu tarama, aile hekimliklerinde ve KETEM’lerde, hastada henüz hiçbir belirti yokken HPV taraması şeklinde uygulanmaktadır. Hastalık başlamadan ve kanser oluşmadan yapılan bu taramalar sayesinde tedavi çok daha kolay olmakta, henüz başlamamış bir kanser basit yöntemlerle önlenebilmektedir. Ancak erken tanı yapılmadığında ve hastalık ilerlediğinde tedavi zorlaşmakta, ne yazık ki bazı hastalarda tedaviye rağmen iyileşme sağlanamayabilmektedir."
"Yaşa göre kanser tarama programları var"
Taramaların hangi yaş aralıklarında yapılması gerektiğine dikkat çeken Saçan, "Tarama yaş aralıkları şu şekildedir: Meme kanseri taraması 40–69 yaş arası kadınlarda, 2 yılda bir mammografi; rahim ağzı kanseri taraması 30–65 yaş arası kadınlarda, 5 yılda bir HPV taraması; kalın bağırsak kanseri taraması 50 yaş üzerindeki bireylerde, 2 yılda bir; prostat kanseri taraması ise 50 yaş üzeri erkeklerde, PSA testi ile aile hekimliklerinde yapılmaktadır." dedi.

"Erkekler için de taramalar hayati önem taşıyor"
Erkek hastaların da taramalardan faydalanması gerektiğini belirten Saçan, erken tanının ekonomik etkisine dikkat çekti:
"Erkek hastalar hem kalın bağırsak kanseri hem de prostat kanseri taramaları için aile hekimliklerine veya KETEM’lere başvurabilirler. Erken tanı, sağlık harcamalarını da doğrudan etkilemektedir. Hastalık erken evrede tespit edildiğinde hem hasta hem de devlet için maliyetler ciddi oranda azalmaktadır. Aynı zamanda hastaların sağlığına tam kavuşma süreci daha kısa ve daha başarılı olmaktadır. Bu noktada en önemli mesajımız şudur: Kanserde erken tanı hayat kurtarır. Kanser taramalarımızı mutlaka zamanında yaptırmalıyız."

"Kronik hastalıklarda düzenli tarama hayat kalitesini artırıyor"
Aile hekimliklerinde sadece kanser değil, kronik hastalık taramalarının da yapıldığını belirten Saçan, "Bunun yanında aile hekimliklerinde kronik hastalık taramaları da yapılmaktadır. Hipertansiyon, diyabet ve kardiyovasküler risk taramaları düzenli olarak uygulanmaktadır. Diyabet hastalığında erken tanı, hastanın yaşam kalitesini çok ciddi ölçüde artırmaktadır. Aile hekimliklerinde düzenli olarak HbA1c testi yapılmakta, böylece diyabet erken dönemde tespit edilerek böbrek, damar ve göz hasarları oluşmadan tedaviye başlanabilmektedir. Bu durum hem bireyin sağlığı hem de ülke ve kişi ekonomisi açısından büyük fayda sağlamaktadır." diye dikkat çekti.
"Tansiyon ve kalp-damar riskleri yakından takip ediliyor"
Hipertansiyon ve kardiyovasküler risk taramalarının önemini vurgulayan Saçan, "Hipertansiyon taraması ise oldukça basittir; sadece tansiyon ölçümü ile erken tanı mümkündür. Toplumda tansiyonunun yüksek olduğunu bilmeyen çok sayıda kişi bulunmaktadır. Bu nedenle sağlık kuruluşlarına başvurulduğunda tansiyon ölçümü yapılması büyük önem taşır. Yaş gruplarına göre değişmekle birlikte, 6 ayda bir veya yılda bir tansiyon takibi önerilmektedir. Erken tanı alan hastalarda düzenli takip ve uygun tedavi ile ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilebilmektedir." ifadelerini kullanandı.
"Aile hekimlikleri gerekli gördüğünde hastayı hastaneye sevk eder"
Saçan, "Kardiyovasküler risk taraması da büyük önem taşımaktadır. Aile öyküsü bulunan, kolesterol yüksekliği veya diğer risk faktörleri olan hastalar aile hekimliklerinde takip edilmekte, gerekli görüldüğünde hastaneye sevk edilmekte veya tedavileri düzenlenmektedir. Bu sayede hastalar şikâyetleri artmadan ve ciddi sorunlar ortaya çıkmadan tedavi alabilmektedir." şeklinde konuştu. (İLKHA)





