Bir köşe yazısı yazmaya başladığımda aklıma gelen ilk soru bu oldu. Toplum olarak ruh sağlığına bakışımız uzun yıllar boyunca uçlarda gezindi. Ya bir sorunu görmezden gelip "geçer" dedik ya da birinin psikoloğa gittiğini duyduğumuzda gizli bir fısıltıyla sorduk: "Acaba nesi var, delirdi mi?"

Oysa bugün biliyoruz ki; psikoloğa gitmek delilikle değil, tam tersine yaşamın sorumluluğunu alma cesaretiyle ilgilidir.

Peki Neden Gidiyoruz?

Fiziksel bir ağrımız olduğunda doktora gitmek ne kadar doğalsa, ruhsal bir daralma yaşadığımızda uzman desteği almak da o kadar doğaldır. Ancak ruhun yarası, kolun kırığı gibi alçıda görünmez. Çoğu zaman şu seslerle bastırılır: "Güçlü olmalısın", "Herkesin dertleri var", "Zamanla geçer." Evet geçebilir bazen bir kısmı, oysa geçmeyen kısım sadece halının altına süpürülen duygular bir gün mutlaka daha ağır bir şekilde kapımızı çalar. Psikolog, bu süreçte size ne yapmanız gerektiğini söyleyen bir akıl hocası değil; karanlıkta kaldığınız yolda elinde fenerle size eşlik eden bir yol arkadaşıdır.

Terapi Odası Bir "İtiraf Merkezi" Değildir

Terapiye dair en büyük yanılgılardan biri, oraya sadece büyük travmalar veya teşhis konulmuş hastalıklar için gidildiğidir. Psikolojik destek almak için "parçalanmış" olmanız gerekmez.

Kendi sınırlarınızı çizemiyorsanız,

Hayır demekte zorlanıyorsanız,

İlişkilerinizde sürekli aynı döngüye hapsoluyorsanız,

Veya sadece kendinizi daha yakından tanımak istiyorsanız terapi sizin içindir.

İlk Adımın Hafifliği

İnsan, anlaşıldığını hissettiği an iyileşmeye başlar. Terapi odası; yargılanma korkusu olmadan, maskelerinizi kapıda bırakabileceğiniz ve sadece "siz" olabileceğiniz dünyadaki nadir alanlardan biridir.

Eğer siz de son zamanlarda zihninizin içinde çok fazla gürültü duyuyorsanız, şunu unutmayın: Kendinize verebileceğiniz en büyük hediye, bir başkasının sizi tarafsız bir gözle dinlemesine ve sizin de kendinizi duymanıza izin vermektir.ve size uygun olan çözümleri üretmektedir.

Bu köşede her hafta; zihnimizin karmaşık ama bir o kadar büyüleyici yollarında beraber yürüyeceğiz. Çünkü anlamak, özgürleşmenin ilk adımıdır.