Siirt Valiliği himayelerinde, Tillo Kaymakamlığı ile Siirt İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü iş birliğinde “Tillo Güneş Hadisesi” konulu söyleşi programı düzenlendi. İl Millî Eğitim Müdürlüğü Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa konuşmacı olarak Prof. Dr. Cengiz Işık katıldı.
1960’lı yıllarda türbenin restorasyonu sonrası işlevini yitiren ve 2011 yılında yeniden hayata geçirilen ışık düzeneğinin ele alındığı programda, Tillo’nun tarihi, ilmi ve kültürel mirası da kapsamlı şekilde değerlendirildi.
Programda konuşan Siirt Valisi ve Belediye Başkan Vekili Dr. Kemal Kızılkaya, ışık hadisesinin topluma doğru şekilde anlatılmasının önemine dikkat çekti.
Kızılkaya, “Bizler bu ışık hadisesinin ne manaya geldiğini, nasıl oluştuğunu gençlerimize, halkımıza ve tüm ülke kamuoyuna aktarabilmek adına bugünleri mutlaka çeşitli etkinliklerle değerlendirmek istedik. Tillo sadece doğal güzellikleriyle değil, ilmi ve manevi derinliğiyle de tarih boyunca önemli bir kültür ve medeniyet merkezi olmuştur. İbrahim Hakkı Hazretleri’nin, hocası İsmail Fakirullah Hazretleri’ne duyduğu derin hürmetin bir nişanesi olarak inşa ettiği bu ışık düzeni, yalnızca bir mühendislik harikası değil, aynı zamanda vefanın ve sadakatin en güzel örneklerinden biridir.” dedi.
“Tillo artık kendi karakterini yaşamıyor”
Söyleşide dikkat çeken değerlendirmelerde bulunan Işık, Tillo’nun tarihsel kimliğini büyük ölçüde kaybettiğini ifade etti.
Işık, “Tillo artık eski Tillo değil. Kendi karakterini artık yaşamıyor. Gönül isterdi ki Tillo, kendi kimliğini koruyarak Işık Hadisesi ile birlikte dünya kültür mirası listesine dahil edilsin. Bu, kısa sürede mümkün olabilirdi. Ancak ne yazık ki Tillo’nun büyük ölçüde kaybedildiğini görüyoruz.” şeklinde konuştu.
“50 yıllık bir kaybın hüznü yaşandı”
Ekinoks dönemlerinde gerçekleşen ışık hadisesinin detaylarını paylaşan Işık, “Yalnızca ekinoks dönemlerinde, yani güneşin ekvatora dik düştüğü 21 Mart ve 23 Eylül günlerinde, Botan Çayı Vadisi içinden doğan güneşin ilk ışıkları, henüz Tillo’nun sokakları alaca karanlık içindeyken türbe önündeki kule içine yerleştirilmiş bir yansıtıcıya çarparak türbe içindeki hocasının kabri, yani Tac-ı Şerif üzerine düşmekte ve onu aydınlatmaktadır.” dedi.
1960’lı yıllarda yapılan müdahale sonrası sistemin uzun süre çalışmadığını belirten Işık, “Yaklaşık 50 yıldır bu sistemin çalışmamasından kaynaklanan bir mutsuzluk vardı. Bu durum Tillo’luların umutsuzluğunu herkese hissettiriyordu.” ifadelerini kullandı.
“Bunu mahvettik, geçmişin izlerini sildik”
Tillo’nun kültürel dokusunun korunamadığını vurgulayan Işık, sert eleştirilerde bulundu. Işık, “Müthiş bir kültürel doku vardı. Ama anlatamadım, dinletemedim. Yalvardım, ‘Böyle koruyalım, donduralım’ dedim ancak dinletemedim. Artık çok geç. Bunu mahvettik, yıktık, yok ettik. Geçmişin ayak izlerini sildik.” diye konuştu.
“Kimse sahip çıkmadı”
Tillo’nun korunması için geçmişte çağrılarda bulunduğunu ifade eden Işık, özellikle imkânı olan kişilerin destek vermediğini belirterek, “Tillo’dan çıkıp Ankara’da, İstanbul’da zengin olan hemşehrilerimize yalvardım. ‘Her biriniz bir ev alın, sahip çıkın, restore ettirin’ dedim ama maalesef kimse kulak asmadı.” dedi.
Tarihi yapıların ve geleneksel dokunun hızla yok olduğuna dikkat çeken Işık, geçmişin izlerinin korunamamasının büyük bir kayıp olduğunu sözlerine ekledi.
Program, katılımcıların sorularının yanıtlanması, hediye takdimi ve fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

