HÜDA PAR Batman İl Başkanlığı, Suriye'de yaşanan insani krize ve mazlum Kürt halkının karşı karşıya kaldığı zorluklara dikkat çekmek amacıyla kitlesel bir basın açıklaması düzenledi.
Basın açıklamasında, Suriye Kürtlerinin Türkiye'de yaşayan Kürtlerin akrabaları ve yakınları olduğu belirtilerek, hak ve hukuklarının korunmasının Türkiye için tarihî ve ahlaki bir sorumluluk olduğu vurgulandı. Açıklamada, Kürtlerin varlığı, dili ve haklarının anayasal güvence altına alınması gerektiği, eşit vatandaşlık ve adil temsil temelinde Suriye yönetiminde yer alması gerektiği ifade edildi.
Gülistan Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde "Jı Serxetê Heta Binxetê Em Yekin, Em ê Hev In" temasıyla gerçekleştirilen basın açıklamasına yağmura rağmen vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.
Basın açıklamasına HÜDA PAR Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, İl Başkanı Davut Şahin, şehrin kanaat önderleri, alimler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.
Vatandaşlar, ellerinde savaş karşıtı ve mazlum halkın yanında olduklarını ifade eden dövizler taşıdı.
Basın açıklaması öncesinde selamlama ve açılış konuşmasını HÜDA PAR Batman İl Başkanı Davut Şahin yaptı. Bir kez daha bir acı için bir araya geldiklerini vurgulayan Şahin, nerede bir mazlumiyet, acı ve keder varsa HÜDA PAR olarak orada olduklarının altını çizdi. Bunun dinlerinin bir emri olduğunu hatırlatan Şahin, bugün de mazlum olan Suriye'deki Kürtler için meydanlarda olduklarını kaydetti.
Ardından HÜDA PAR Batman Milletvekili Serkan Ramanlı Kürtçe bir konuşma gerçekleştirdi.
Suriye'deki Kamışlo, Haseke ve Kobanê'de yaşayan halkın içinde bulunduğu zor duruma dikkat çeken Ramanlı, Batman halkına seslenerek birlik ve dayanışma çağrısında bulundu.

Konuşmasına Batman halkına teşekkür ederek başlayan Ramanlı, "Batman'ın gayretli halkı, başımız gözümüz üstüne geldiniz. Eviniz mamur olsun. Allah sizden razı olsun. Her zaman olduğu gibi sizinle gurur duyuyoruz. Sırtımız sizinle güçlüdür. Çünkü siz dün olduğu gibi bugün de mazlumların dostu ve müttefikisiniz. Size müjdeler olsun, sizi tebrik ediyorum, kutluyorum." dedi.
"Ruhumuzla, canımızla ve malımızla sizi destekliyoruz"
Ramanlı, basın açıklamasının nedenini de şu sözlerle aktardı:
"Bugünkü toplanma sebebimiz; kanımızdan olan, dinimizden olan, toprağımızdan olan o kimselerin bugün darda olmasıdır. Kamışlo'da, Haseke'de, Kobanê'de halkımız bize sesleniyor, feryat ediyor. Acaba biz sessiz mi kalacağız? Hayır! Gelin hep birlikte sesimizi yükseltelim. Biz onların kardeşiyiz, biz onların dostuyuz; gürleyelim ve hep birlikte diyelim ki: Biz onların kardeşiyiz. Biz onların dostuyuz. Ruhumuzla, canımızla ve malımızla sizi destekliyoruz."
"Öldürülmek, savaş ve çatışma bizim kaderimiz değildir"
Ramanlı, yıllardır süren savaş ve zulme dikkat çekerek şöyle devam etti:
"Bu yüzyılı aşkın süredir devam eden savaş artık yeter. Öldürülmek, savaş ve çatışma bizim kaderimiz değildir. Bu dünyada hiç kimsenin de kaderi olmamalıdır. Yeterince öldürüldük, yeterince sürgün edildik, yeterince fakirlik gördük, yeterince boyunduruk altında kaldık. Artık yeter. Alemin ve dünyanın her halkı gibi, huzur ve rahatlık bize de lazımdır. Gelişme ve kardeşlik bize de lazımdır. Biz de dünya halkları gibi hayatımızdan tat almak istiyoruz. Bu çektiğimiz hal yetmedi mi?"
"Kendi yolumuzu kendi gücümüzle açacağız"
Bağımsız ve meşru bir yol izleme mesajı veren Ramanlı, "Ne zamana kadar tehlike ve riskle, öldürme ve kanla, mazlumiyetle yaşayacağız? Kapılara bakan gözler, başlara dökülen küldür (Başkalarından medet ummak felakettir). Artık kendi sırtımızı kendi elimizle kaşıyacağız. Yolumuzu meşru yol yapacağız, sonuç alacağımız yol yapacağız. Bu hal bize layık değildir." dedi.
"Hiçbir zaman kanın ve öldürmenin taraftarı olmadık"
Ramanlı, barış ve uzlaşı çağrısı yaparak şunları söyledi:
"Allah’ın evi binlerce kez mamur olsun ki bugün barış haberi, uzlaşı haberi geldi ve inşallah kalıcı olur. Biz hiçbir zaman kanın ve öldürmenin taraftarı olmadık. Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar arasında hiçbir dostun ve müttefikin düşmanı olmadık. Gözümüz hiçbir zaman başkalarının toprağında olmadı. Elhamdülillah hiç kimsenin namusuna, şerefine ve izzetine el uzatmadık."
"Herkes bilsin ki biz biriz"
Milletvekili Ramanlı, güvenlik konusuna da değinerek şöyle konuştu:
"Elbette toprağımızı müdafaa etmek için, namusumuzu müdafaa etmek için, şerefemizi müdafaa etmek için bizim de tedbirimizi almamız lazımdır. Ama bu silah patlatmak için değildir, kan dökmek için değildir. Güvenlik ve emniyet bizim için de lazımdır. Her ne kadar toprağımız dört parçaya bölünmüş olsa da, herkes bilsin ki biz biriz, biz eşitiz."
"Nasıl Filistin için meydanlara çıktıysak, kendi halkımız için de meydanlardayız"
Ramanlı, Suriye'deki kardeşler için dayanışma mesajı verdi:
"Bugün kardeşlerimiz, bacılarımız dardadır. Nasıl ki dünyanın tüm mazlumlarına sahip çıktıysak; yüz yirmi yıldır Filistinli kardeşimiz için, o mazlum kızlar ve yaşlılar için meydanlardaysak; bugün kendi halkımız için de meydanlardayız. Sadece ağzımızla ve sloganlarımızla değil; malımızla da, sevgimizle ve hissiyatımızla da kardeşlerimizin yanındayız."
"Hiç kimseye düşmanlık gözüyle bakmıyoruz"
Ramanlı, birliğe ve eşitliğe dikkat çekerek şöyle dedi:
"İnşallah bu dönem geçecek. İnşallah zaman, bizim de zamanımız olacak. İnşallah biz kazanacağız. İster Türk, ister Arap, ister Fars olsun hepimiz biriz, eşitiz. Kimse bizden daha iyi değildir, ama biz de kimseden aşağı değiliz. Biz de herkes gibi Allah’ın kuluyuz. Allah’a ve Resulüne inancı olanlar bizim kardeşimizdir. Biz hiçbir zaman hiç kimseye düşmanlık gözüyle bakmıyoruz."
"Biz birbirimize karşı durdukça kimseye de sahip çıkamayız"
İç barışın önemine işaret eden Ramanlı, şu ifadelere yer verdi:
"Ama gelin kendimize de nasihat edelim. İç barışı ve huzuru kendi aramızda yayalım. Acaba gönlümüz birbirimizi istiyor mu, istemiyor mu? Birbirimizi seviyor muyuz, sevmiyor muyuz? Birbirimizin iyiliğini istiyor muyuz, istemiyor muyuz? Biz birbirimize karşı durdukça kimseye de sahip çıkamayız. Kendine hayrı olmayanın, başkasına da hayrı dokunmaz."
"Kan, öldürme ve talan önümüzü açmaz"
Ramanlı, konuşmasını barış ve teşekkür mesajıyla tamamladı:
"Çok şükür Allah bugün nasip etti ve 45 yıl sonra önümüze bir barış kapısı, bir selamet kapısı açıldı. Bilhassa Türkiye’de, bu zamanda, bu süreçte buna sahip çıkmamız lazımdır. Kan, öldürme ve talan önümüzü açmaz. Elimize geçen bu imkandan biz de elimizi çekmeyelim ve herkes gibi biz de hakkımıza ve hukukumuza kavuşalım."
Ayrıca savaş mağdurları için çabalayan ve insani yardım ulaştıran kuruluşlara teşekkür eden Ramanlı, son olarak şunları söyledi:
"Başta Yetimler Vakfı, Umut Kervanı ve Barzani Vakfı’na, yine ayrıca Kızılay ve İHH’ya şükranlarımızı gönderiyoruz. Bugün bizi unutmayan o kimseleri, biz de hiçbir zaman unutmayacağız. Onları desteksiz bırakmayacağız. Kalkan elleri, biz havada bırakmayız. Allah sizden razı olsun. Bu yağmurda geldiniz, gayret gösterdiniz ve burada kaldınız. Doğrudur bugün minnet günü değildir, bugün gayret günüdür ve ben ellerinizden ve ayaklarınızdan öpüyorum ey Batman’ın gayretli halkı."
Daha sonra HÜDA PAR Merkez İlçe Başkanı Cihad Altun, basın açıklamasını okudu.
"Mazlum bir halkın feryadını haykırıyoruz"
HÜDA PAR Batman Merkez İlçe Başkanı Altun, yıllardır acıyla yoğrulmuş bir coğrafyada sesi çoğu zaman duyulmayan bir halkın feryadını bir kez daha haykırdıklarını ifade etti.
Açıklamasında, Kürtlerin yaşadığı mazlumiyetin son bulması gerektiğinin altını çizen Altun, "Yıllardır acıyla yoğrulmuş bir coğrafyadan, sesi çoğu zaman duyulmayan bir halkın feryadını bir kez daha haykırıyoruz. Ağır zulümlere maruz kalan bu halkın, kimliği, dili ve varlığı sistematik olarak inkâr edildi. Bu coğrafyanın asli unsurlarından olmasına rağmen çatışmaların en ağır bedelini mazlum Kürt halkı ödedi. Artık bu mazlumiyet son bulsun diyoruz ve onurlu bir şekilde yaşama hakkının güvence altına alınmasını istiyoruz." ifadelerini kullandı.
"İnsani kriz derin endişe oluşturuyor"
"Suriye'de yaşanan ve var olan çatışmaların, Haseke, Kobanê ve Kamışlo gibi bölgelerde insani krize dönüşme riski, bizleri derin bir endişeye sevk etmektedir. Kobanê ve Kamışlo'da yaşayan Kürtler, Türkiye'de yaşayan biz Kürtlerin akrabaları ve yakınlarıdır. Bu nedenle Suriye Kürtlerinin hak ve hukukunu korumak Türkiye için de tarihî ve ahlaki bir sorumluluktur. Türkiye, arabuluculuk, hakemlik ve garantörlük dâhil her türlü sorumluluğu üstlenmelidir. Yeni trajedilerin ve toplumsal kırılmaların yaşanmasına engel olmalıdır." diyerek Hükümete seslenen Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Her şeyden önce vurgulamak isteriz ki, yaşanan sorunların çözüm yolu silah ve çatışma değil, siyasi diyalog ve müzakeredir. 14 yıldır devam eden iç çatışmadan sonra yaşanacak yeni bir çatışma, hiç kimseye fayda sağlamayacak, aksine kanı, acıyı ve yıkımı büyütecektir. Özellikle meskûn mahallerde çatışmanın ne tür yıkımlara yol açtığını görmek için 2015'te Cizre'de, Sur'da, Nusaybin gibi yerlerde yaşanan olayları hatırlamak yeterlidir. Mazlum Kürt halkına o acıları bir kez daha yaşatmaya hiç kimsenin hakkı yoktur."
"En acil mesele sivillerin temel ihtiyaçlarıdır"
"Bugün için en acil mesele, bölgede yaşayan sivillerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasıdır." diyen Altun, "Gıda, su, sağlık hizmetleri ve barınma başta olmak üzere insani yardımın kesintisiz ulaşması sağlanmalı; insani yardım koridorları açık tutulmalıdır." ifadelerini kullandı.
"Mutabakatlar hayata geçirilmelidir"
Kürtlerin varlığının, dilinin ve haklarının açık ve net bir şekilde anayasal güvence altına alınması gerektiğini hatırlatan Altun, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Daha önce varılan mutabakatların hayata geçirilmesini teminen, komşu ülkelerden heyetlerin gözlemci veya hakemlik rolü üstlenmesi sağlanmalıdır.
Kürtlerin varlığı, dili ve hakları açık ve bir şekilde anayasal güvence altına alınmalı; eşit vatandaşlık ve adil temsil temelinde Kürtler, Suriye'nin yönetiminde yer almalıdır.
Suriye'nin geleceği tamamıyla kendi iç dinamiklerine ve Suriye halkının yönetimde adil temsiliyetine dayalı olarak, hak ve adalet temelinde inşa edilmelidir.
Suriye'deki bütün etnik unsurların ve inanç gruplarının hak ve hukukunun korunması, adil bir yönetime kavuşması hepimizin ortak arzusu ve beklentisidir. 'Suriye Arap Cumhuriyeti' gibi, sadece bir kavme atıf yapan, dar ve dışlayıcı isimlendirmelerden vazgeçilmelidir."
"Kardeşlerimizi yalnız bırakmayalım"
Konuşmasının sonunda yetki sahiplerine ve STK temsilcilerine çağrıda bulunan Altun, "Son olarak çağrımızdır: 'Kul, kardeşinin yardımında bulunduğu sürece, Allah da kuluna yardım eder.' Hadisi Şerifi uyarınca başta Kobanê olmak üzere Kamışlo, Haseke ve diğer yerlerde kardeşlerimizin ihtiyaçlarını gidermek için herkes imkânları dâhilinde harekete geçmelidir. Yardım kampanyaları ve insani destek büyütülmelidir. Kardeşlerimizi yalnız bırakmayalım." dedi.
Basın açıklaması, yapılan duanın ardından sona erdi.





