Hem bedenen hem ruhen zayıf olan insan güçlü olamaz mı?
Güçlü olmanın ötesinde sonsuz yaşayamaz mı?
Sonsuz yaşarken mahza saadette olamaz mı?
Kendine şu soruları soran kaç kişi net cevabını bulabilmiştir dünya tarihinde acaba?
Bulduğunu düşünenler de acaba cevaplarından emin midir?
Şimdi bilim dünyasından ilmi ile meşhur olmuş biri çıkıp da "Ben şu sorulara 'bilimsel' olarak cevap buldum." derse… herhâlde milyonlarca insan, meraktan da olsa onu dinler, izler, dediklerini anlamaya çalışır… Belki de uygulanabilirliği mümkünse söylenen reçeteyi uygular…
Öyle ya, koronavirüs hastalığı korkusundan dünya, aşı olduğu bilimsel olarak tespit edilememiş bir sıvıyı aşı diye damarlarına enjekte etmedi mi?
Şu hâlde bahsettiğimiz bilim adamlarından daha bilgili olan —"Her bilgi sahibinin fevkinde bir bilen âlim"— bilim adamlarını da fizik kurallarını da dünyayı da Güneş sistemini de insanın gözü, kalbi, damar ve sinir ağını ve beynini de yaratan, yoktan var eden O Zât-ı Zü'l-Kemâl Allah Teâlâ, şu insanın öteden beri merak ettiği soruların cevabını ve reçetesini göndermiş ve göstermiştir…
Anlayabildiğimiz kadarıyla bu soruların cevaplarını bir yönüyle biraz irdeleyelim…
Malumunuzdur ki beden asıl gücünü sadece kas kuvvetinden değil, ruhundaki cesaretten ve inançtan alır… Mesela aynı hastalığa yakalanmış ve aynı ilaçları kullanan iki hastadan, iyileşeceğine inanan biri kurtulurken, iyileşeceğine olan inancını yitiren hasta ölebilmektedir…
Hâkeza dünyanın en gelişmiş teknoloji ve silahlarıyla, vahşi ve dahi hiçbir savaş ahlakı olmayan bir ordu; çok kıt imkânlarla yeraltı tünellerinde inancı ve cesareti kuşanmış Gazzeli yiğitleri iki yıldır harp olarak mağlup edememiştir. Tünellerde aç ve susuz yaşayıp bedeni ve ruhu bu denli güçlü kimseler emsal olarak karşımızda duruyor…
Peki sonsuzluk… Evet, dünya şartlarında sonsuzluk yoktur. Lakin daha güzel şartlarda sonsuzluk vardır. İnsan hep dünyada ebedî olmak istemiştir… Hâlbuki başka bir boyutta, yani diğer dünya denilen, bizim ahiret dediğimiz boyutta sonsuzluk olacağını Allah bize haber etmiştir…
"Onlar orada ebedî kalacaklardır." (Teğabun 10, Tevbe 22) ayetleri vb. Kur'an'da sıkça geçmektedir.
Peki ya —sonsuza dek değil— sonsuz zaman ve sonsuz kadar mutlu olmak… İşte asıl arzulanmayı hak eden ve uğruna her şeyin feda edileceği şey bu olsa gerek insanlık için… Allah demiyor mu ki: "Onlar için diledikleri her şey vardır?" (Yasin 57) Cennette sınırsız huzurun ve mutluluğun olacağını Allah müjdelemiş; var mıdır ötesi?
En başta dediğimiz gibi, dermansız dert yoktur; dermanı bulamamak vardır… Belki de dermanı kullanamamak, onu reddetmek vardır da elem ve bedbahtlık böylece nihayete ermez…
Hekimin verdiği ilacı reddeden hasta nerede şifa bulmuş… Hele ki hekim kendisinden daha iyisi yok ise…
İnsanı yaratan (Allah) hiç bilmez mi? (Mülk 14)