Maliye ve İktisat Uzmanı Necat Taş, çalışan kadınların emeklilik şartları, doğum borçlanması, analık izni ve ağır engelli çocuğu bulunan annelere tanınan haklara ilişkin merak edilenleri anlattı.

Necat Taş, çalışan kadınların doğum borçlanması, erken emeklilik, analık izni ve ağır engelli çocuğu bulunan annelere tanınan ek prim günü gibi haklardan yararlanabildiğini belirterek, birçok kadının bu haklardan haberdar olmayabileceğine dikkat çekti.

Taş, kadınların emeklilik durumlarını öğrenmek için e-Devlet üzerinden hizmet dökümlerini kontrol etmelerini ve uzmanlara danışmalarını tavsiye etti.

Maliye ve İktisat Uzmanı Necat Taş

'8 Eylül 1999 öncesinde sigortalı olan kadınlar yaş şartına bakılmaksızın emekli olabiliyor'

Emeklilikte sigorta başlangıç tarihi ve prim gününün önemine değinen Taş 'Sosyal güvenlik mevzuatımızda çalışan kadınların çalışma süreleri boyunca uymaları gereken emeklilik şartları vardır. Özellikle EYT'nin (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) çıkmasıyla, 8 Eylül 1999 öncesinde sigortalı olarak çalışmaya başlayan kadınlar için güzel şartlar getirildi. Burada kadınlar, yaş şartına bakılmaksızın 20 yıllık sigortalılık süresi içinde 5 bin ila 5 bin 975 prim ödeme gününü tamamlayarak doğrudan emekli olabilmektedir.' dedi.

İkinci bir husus olan kısmi emeklilikte ise yaş şartı arandığını vurgulayan Taş '8 Eylül 1999 öncesinde sigorta girişi olan ve 15 yıl sigortalılık süresi dâhilinde 3 bin 600 prim gününü tamamlayan kadınlar, 50-58 yaş aralığında kısmi emeklilik hakkı kazanabilmektedir.' diye konuştu.

'Kadınlara 3 çocuğa kadar doğum borçlanması hakkı verildi'

Çalışan annelerin emeklilik sürecinde yararlanabildiği doğum borçlanmasının önemine dikkat çeken Taş, şöyle konuştu:

'Çalışan kadınlar için doğum borçlanması hakkı, 2008 yılında çıkarılan 5510 sayılı Kanun ile getirilmiştir. Erkeklerdeki askerlik borçlanmasına benzer şekilde, kadınlara da doğum borçlanması hakkı tanınarak aradaki eşitsizlik giderilmiştir. Çalışan kadınlara 3 çocuğa kadar borçlanma hakkı verilmiştir. Birinci çocuk için 720 gün (2 yıl), 2'nci çocuk için bin 440 gün (4 yıl) ve 3'üncü çocuk için 2 bin 160 gün (6 yıl) doğum borçlanması yaparak erken emeklilik şartları elde edilebilir.'

'Staj döneminde gerçekleşen bazı doğumlar için de borçlanma yapılabiliyor'

Taş, doğum borçlanması kapsamında kadınlara tanınan bir başka imkâna da değinerek, mesleki eğitim ve üniversite dönemindeki staj ile fiilî sigorta başlangıcı arasındaki sürece ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

'Çalışan kadınlar için ek bir avantaj daha bulunmaktadır: Kız meslek liselerinde, mesleki okullarda veya üniversitelerde okuyan kadınların staj dönemleri ile daha sonraki fiilî sigorta başlangıç tarihleri arasındaki dönemde doğum gerçekleşmişse, bu doğumlar için de borçlanma yapılabilmektedir. Erkeklerde staj dönemi sigorta başlangıcı sayılmazken kadınlara böyle bir ayrıcalık tanınmıştır.'

'Ağır engelli çocuğu bulunan annelere ek prim günü veriliyor'

Ağır derecede engelli çocuğu bulunan çalışan kadınlara yönelik düzenlemeyi anlatan Taş, şöyle devam etti:

'Ağır derecede engelli çocuğu bulunan çalışan kadınlara sosyal güvenlik mevzuatında pozitif ayrımcılık yapılmıştır. Bu durumdaki kadınların çalıştıkları her 4 güne bir gün prim günü eklenmektedir. Bir başka deyişle, 4 yıl çalışan ağır engelli çocuk sahibi bir kadına devlet bir yıl ekstra prim hizmeti ekler. Bu uygulama, kadının hem yıpranma payı kazanarak daha erken emekli olmasını hem de çocuğuna daha fazla vakit ayırabilmesini sağlar.'

'Analık izni doğumdan önce ve sonra 8'er hafta uygulanıyor'

Çalışan annelerin doğum sonrasında sahip oldukları izin ve çalışma haklarına da değinen Taş 'Çalışan kadın doğum yaptığında analık izni hakkı kazanır. Doğumdan önce 8 hafta ve doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta analık izni verilir. Bu süre boyunca kadının geçici iş göremezlik ödeneği (rapor parası) sosyal güvenlik sistemi tarafından karşılanır. Analık izni bittikten sonra kadın hemen tam zamanlı çalışmaya dönmek zorunda değildir; işverenden yarı zamanlı (kısmi süreli) çalışma talep edebilir. Bu süreçte ücretin ve çalışmanın yarısı işveren tarafından, kalan yarısına denk gelen ödenek ise İŞKUR tarafından karşılanır.' ifadelerini kullandı.

'Kreş imkânları çalışan annelerin yükünü hafifletiyor'

Çocuk bakımının çalışan anneler açısından önemli bir konu olduğunu belirten Taş, iş yerlerinde sunulan kreş hizmetleri ve dışarıdan alınan kreş hizmetlerine ilişkin mali kolaylıklar hakkında şu bilgileri verdi:

'Çalışan annelerin çocuk bakımı sorununu hafifletmek amacıyla kreş ve mali kolaylıklar getirilmiştir. Çalışılan kurum veya iş yerinin bünyesinde kreş bulunuyorsa çocuk burada barındırılır; sağlanan bu imkândan devlet herhangi bir vergi veya prim kesintisi yapmaz. İşveren bu olanağı bünyesinde sağlayamayıp dışarıdan kreş hizmeti satın alıyorsa, kreşe ödenen fatura tutarlarının belirli oranları vergiden mahsup edilerek işverene ve çalışana kolaylık sağlanır.'

'Yüzde 60 çalışma gücü kaybı bulunan kadınlar malulen emekli olabilir'

Malulen emeklilik şartlarını da açıklayan Taş, iş veya meslek hastalığı nedeniyle çalışma gücünü kaybeden kadınların belirli koşulları karşılamaları hâlinde bu haktan yararlanabileceğini kaydetti.

Taş 'Malulen emeklilik konusunda ise iş veya meslek hastalığı nedeniyle çalışma gücünü en az yüzde 60 oranında kaybeden kadınlar, 10 yıllık sigortalılık süresi ve 1800 prim günü bulunması hâlinde malulen emekli olabilmektedir.' dedi.

'Kadınlar emeklilik haklarını çoktan kazanmış olabilirler'

Taş, sosyal güvenlik mevzuatında çalışan kadınların emeklilik şartlarının belirli kurallara bağlandığını belirterek, konuşmasını şöyle tamamladı:

'Son olarak çalışan kadınlara tavsiyem; e-Devlet üzerinden hizmet dökümlerini alarak sosyal güvenlik mevzuatına hâkim bir uzmana danışmalarıdır. Kadınlar haklarından tam olarak haberdar olamayabilir ve farkında olmadan emeklilik haklarını çoktan kazanmış olabilirler.'

Kaynak: İLKHA