Ziraat Mühendisleri Odası Batman Şube Başkanı Ebubekir Doğan, Türkiye'nin tarımsal potansiyelini, uluslararası tohum ve gübre sektörünün yapısını, siyonist işgal rejiminin tarımdaki konumunu, gıda güvenliğinin geleceğini, su kaynaklarının korunmasını ve üretimin güçlendirilmesi için yapılması gerekenleri İLKHA muhabirine değerlendirdi.

Dünyada tohum, gübre ve zirai ilaç sektöründe söz sahibi ülkelerden su kaynaklarının geleceğine, gıda güvenliğinden Türkiye'nin tarımsal potansiyeline kadar birçok konuya dikkat çeken Ebubekir Doğan, tarımda asıl meselenin mevcut kaynakları doğru yönetmek ve çiftçiyi desteklemek olduğunu vurguladı.

Doğan, Türkiye'nin tarımsal kaynaklar bakımından önemli bir potansiyele sahip olduğunu ancak mevcut kaynakların yeterince verimli yönetilemediğini belirterek, tarımda sürdürülebilir üretim, çiftçinin desteklenmesi, su kaynaklarının korunması ve bilimsel yöntemlerin yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti.

Ebubekir Doğan

'Mevcut tarımsal potansiyelimizi yeterince kullanamıyoruz'

Türkiye'nin tarım alanında önemli avantajlara sahip olduğunu belirten Doğan, asıl sorunun mevcut kaynakların yeterince değerlendirilememesi olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

'Türkiye; tarımda potansiyel olarak, yani arazi varlığı, çiftçi sayısı ve iş gücü olarak gerçekten dünyada önemli bir konumdadır. Ekilebilir tarım arazisi olarak son derece elverişli, verimli topraklara ve geniş bir alana sahiptir. Dolayısıyla bu noktada bir sıkıntımız yok. Bizim esas sıkıntımız, var olan tarımsal potansiyelimizi yeterince kullanamamamızdır. Yani Türkiye'nin mevcut tarımsal kaynaklarını; coğrafi yapısını, iklimini, toprağını ve yeraltı su kaynaklarını bir bütün olarak ele aldığımızda, ülkemiz gerçekten dünyada kendi kendine yetebilecek ve tarımda önemli bir noktaya gelebilecek düzeydedir. Dolayısıyla bu konuda bir sıkıntımız yok, sadece mevcut kaynaklarımızı yönetme konusunda eksikliğimiz var. Biz bunu da tabi ki çalışarak gidermek zorundayız.'

'Piyasayı ve tekel imkânlarını ellerinde bulunduruyorlar'

Uluslararası tohum, gübre ve zirai ilaç sektöründe gelişmiş ülkelerin ve şirketlerin önemli bir konumda olduğunu belirten Doğan, şöyle konuştu:

'Uluslararası alanda tohum, gübre ya da zirai ilaç sektörünün kimlerin elinde olduğu net bir şekilde belli değildir; yani tek bir ülkenin ya da tek bir şirketin elinde değildir. Bunlar dünyadaki gelişmiş ülkelerin ve şirketlerin konsorsiyum veya ortaklık şeklinde çalışarak eksikliklerini gidermeye çalıştığı alanlardır. Tabi bu anlamda tarımsal üretimde ilerlemiş olan Batılı ülkeler her zaman öndedir. Piyasayı ve tekel imkânlarını ellerinde bulunduruyorlar. Bunların başını ABD, Almanya, İtalya ve İsviçre gibi ülkeler çekmektedir. Özellikle kimyasal ilaçlar, gübreler ve tohum konusunda epey ileri düzeydedirler. Bütün dünyadaki arzı bunlar düzenlemekte, buna göre fiyat belirlemekte ve gerektiğinde arz-talep dengesini oluşturmaktadır.'

'israil, tarımsal üretimde önemli bir aktördür'

Siyonist işgal rejiminin tarımsal üretim alanında sahip olduğu konuma da değinen Doğan, şu ifadeleri kullandı:

'Tabi burada israili de unutmamak lazım. israil; dünyada tarım potansiyeli, yüz ölçümü, coğrafi yapısı ve tarım arazisi bakımından çok küçük ve geride olmasına rağmen; Ar-Ge çalışmaları ve güçlü inovasyonlarıyla tarımsal üretimde söz sahibi olan ülkelerdendir. israilin ticari kabiliyeti düşünüldüğünde bu konuda son derece ilerlemiş ve kendilerini geliştirmiş durumdadırlar. Yani piyasada, tarımsal üretimde önemli bir aktördür.'

'800 milyon insan açlıkla karşı karşıya'

Gıda güvenliğinin ülkelerin geleceği açısından belirleyici bir unsur olduğunu vurgulayan Doğan, şöyle devam etti:

'Dünyada gıda güvenliği ve yeterli gıdaya ulaşmak açısından en önemli sektör tarımsal üretim sektörüdür. Tarımsal üretimle kendi kendine yeterince yetebilen, kendi halkına güvenli ve yeterli gıdayı sağlayabilen ülkeler gelecekte de söz sahibi olacaklardır. Çünkü gıda güvenliği dünyada her şeyden daha önemlidir. Teknolojiden de silahtan da önemlidir; çünkü doğrudan insanın yaşamını ve yaşam kalitesini ilgilendiren bir sektördür tarım sektörü.'

'Bu anlamda dünyada açlıkla karşı karşıya kalan yaklaşık 800 milyon insandan bahsedilmektedir.' diyen Doğan 'Bu durum genelde tarımda, gıda üretiminde ve gıda güvenliğinde kendi halkına güven tesis edemeyen ülkelerin sorunudur. Yine baktığımızda gelişmiş ülkeler, gelecekte gıda güvenliğini sağlamak için epeyce ilerleme sağlamışlardır. Kendi kendine yetebilecek ülkeler, ileride tarımsal üretimi güvenli ve dengeli bir şekilde sağlayamazlarsa ekonomide, teknolojide ve siyasette dünyada geri kalacaklardır. Yani gıda üretimi ve tarımsal üretim, mutlak suretle güvenliğinin sağlanması gereken bir sektördür.' ifadelerini kullandı.

'Mevcut su kaynaklarını korumak için tasarruflu sistemlere geçmek gerekir'

Doğan, suyun doğru yönetilmesinin gelecekte yaşanabilecek gıda sıkıntılarının önlenmesinde de önemli rol oynayacağını ifade ederek şunları kaydetti:

'Dünyada küresel ısınmadan dolayı su kıtlığının başlayacağı, buna bağlı olarak gıda kıtlığının baş göstereceği ifade edilmektedir. Yeryüzündeki hızlı nüfus artışı nedeniyle insanoğlunun hem gıda hem de su kaynaklarının yetersiz kaldığı belirtilmektedir. Bütün araştırmalar bu yöndedir. Dolayısıyla ülkelerin var olan su potansiyelini iyi yönetebilmesi önemlidir. Mevcut su kaynakları şu anda bütün dünya nüfusuna yetecek düzeydedir. Sıkıntı yaşanan bölgeler veya dönemler olursa da bunun temel nedeni suyu yönetebilme durumudur. Mevcut su kaynaklarını korumak için vahşi ve geleneksel sulama sistemlerinden vazgeçip damlama sulama gibi tasarruflu sistemlere geçmek, suyu daha tasarruflu kullanmak gerekir. Sanayide ve tarımda atık durumdaki suyu tekrar kullanabilmek; buna bağlı olarak yeşil ve yenilenebilir enerji kullanarak su kaynaklarımızı tüketmeden, israf etmeden ve daha temkinli kullanmak gerekmektedir.'

'Tarımsal üretimin mutfağında yer alan çiftçiyi memnun etmek gerekiyor'

Tarımsal üretimin güçlendirilmesi için öncelikle çiftçinin desteklenmesi gerektiğini belirten Doğan, şu değerlendirmede bulundu:

'Üretim sektörünü güçlendirmek için her şeyden önce tarımsal üretimin mutfağında yer alan çiftçiyi memnun etmek gerekiyor. Tarımsal üretimde esas üretici çiftçidir; öncelikle çiftçiyi memnun edeceksiniz, daha sonra tarımsal teknolojilere bağlı olarak tarımı geliştireceksiniz. Bugün küreselleşen dünyada, yeni çıkan teknolojilerin tamamını dünyanın öbür ucundaki çiftçiler kısa sürede kullanabiliyor. Ama önemli olan bu üretim şeklini çiftçiye sunarken, onun azami derecede faydalanabileceği bir kullandırmaya çalışmaktır. Yani çiftçinin sadece teknolojiyi kullanması yetmiyor; toprağını koruması, kullanacağı kimyasal ilaç ve gübrelerde toprağın korunması için gerekli planlamayı yapması, planlı üretime, ekim nöbetine (münavebe) ve toprak korumasına dikkat ederek tarımsal üretimi gerçekleştirmesi gerekir. Sırf teknolojiyle ya da birim alandan elde edilen üretimi artırmakla tarımsal üretim gelişmez; belli bir süre sonra tıkanır. Dolayısıyla önemli olan; mevcudu daha bilimsel, daha teknolojik ve akılcı bir şekilde, Ar-Ge çalışmalarına yer verip geliştirmeye çalışarak tarımsal üretime girmektir.'

Kaynak: İLKHA