“Ailem Güvende” soruşturmaları kapsamında LGBT dernekleri ve bazı işletmelere yönelik düzenlenen operasyonların ardından, aile ve çocukların korunmasına ilişkin mücadelenin yalnızca adli soruşturmalarla sınırlı kalmaması gerektiği yönündeki çağrılar gündeme geldi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıkladığı bilgilere göre operasyonlarda 162 kişi, 9 dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem yapıldı. Belirlenen adreslerde eş zamanlı gözaltı, arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi.

Soruşturmalarda fuhşa aracılık, müstehcen içerik üretimi ve çocukların bu içeriklere maruz bırakılması iddialarının yer aldığı belirtildi.

Dosyanın mali boyutuna ilişkin incelemelerde ise 6 derneğe farklı dönemlerde yabancı kişi, vakıf ve kuruluşlardan toplam 3 milyon 359 bin dolar para transfer edildiği tespit edildiği açıklandı.

SWIFT kayıtlarına göre SPoD'a 1 milyon 570 bin 692 dolar, HEVİ LGBTİ'ye 762 bin 939 dolar, Pozitif Yaşam Derneği'ne 518 bin 525 dolar, LİSTAG'a 314 bin 220 dolar, Lambdaistanbul'a 103 bin 650 dolar ve Pozitif İz Derneği'ne 89 bin 138 dolar aktarıldığı belirtildi.

Yargı ve güvenlik birimlerinin, söz konusu yabancı kaynakların hangi faaliyetlerde ve projelerde kullanıldığını ve transferlerin mevzuata uygun olup olmadığını araştırdığı bildirildi.

İstanbul'da da Beyoğlu ve Şişli başta olmak üzere çok sayıda adreste polis ve jandarma tarafından arama yapıldı. Taksim, Cihangir ve İstiklal Caddesi çevresindeki gece kulüpleri ile masaj salonlarının da aralarında bulunduğu işletmelerde işlem gerçekleştirildi.

Gözler yasal düzenlemelerde

Operasyonların ardından mevcut mevzuatın yeterliliği ve kalıcı yasal düzenlemeler yapılması konusu yeniden gündeme geldi.

Bu kapsamda HÜDA PAR tarafından daha önce TBMM Başkanlığına sunulan ve aile yapısının korunması ile eşcinsel ilişkilerin teşvik ve propagandasının suç kapsamına alınmasını öngören kanun teklifinin yeniden gündeme alınması talep ediliyor.

Teklifte Türk Ceza Kanunu, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nda değişiklik yapılması öngörülüyor. Teklifin gerekçesinde halkın ortak edep, haya ve iffet duygusu ile genel ahlakın korunması ve kamu düzeninin sağlanması amaçları ifade ediliyor.

Teşvik ve propaganda için hapis önerisi

HÜDA PAR'ın teklifinde, aynı biyolojik cinsiyetten kişiler arasındaki cinsel ilişki ve davranışların teşvik edilmesi, özendirilmesi veya propagandasının yapılması halinde 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilmesi öneriliyor.

Fiillerin yazılı, görsel, işitsel veya dijital iletişim araçlarıyla gerçekleştirilmesi halinde cezanın yarı oranında artırılması öngörülüyor.

Teklifte ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun “Hayasızca Hareketler” başlıklı 225'inci maddesinde değişiklik yapılarak alenen cinsel ilişkiye yönelik cezaların artırılması isteniyor.

RTÜK'e yeni yetki önerisi

Teklifin yayıncılıkla ilgili bölümünde ise aynı biyolojik cinsiyetten kişiler arasındaki cinsel ilişki veya davranışların teşvik edilmesi, özendirilmesi ya da propagandasının yapılmasının yayın ilkeleri kapsamında yasaklanması ve RTÜK'e bu alanda denetim yetkisi verilmesi öneriliyor.

Ayrıca “biyolojik cinsiyetini gizleyerek evlenme” olarak tanımlanan fiilin 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla karşılanması teklif ediliyor.

Pierre Loti Tepesi'nin adı yeniden gündemde

Yasal düzenlemelerin yanı sıra kültürel ve sembolik adımlar atılması çağrıları da yapılıyor. Bu kapsamda İstanbul Eyüpsultan'daki Pierre Loti Tepesi'nin adının değiştirilerek İdris-i Bitlisi Tepesi olarak yeniden adlandırılması talebi gündeme getirildi.

Tepenin adının değiştirilmesi konusu daha önce de siyasi tartışmalara konu olmuştu. 2012 yılında dönemin AK Parti Bitlis Milletvekili Vahit Kiler, konuyu TBMM gündemine taşımış ve tepenin 1934 yılına kadar İdris-i Bitlisi'nin adını taşıdığını belirterek eski isminin yeniden verilmesini istemişti.

HÜDA PAR Milletvekili Şahzade Demir de son operasyonların ardından yaptığı değerlendirmede, isim değişikliğinin “sembolik” bir adım olmanın ötesinde anlam taşıdığını belirterek Pierre Loti Tepesi'nin yeniden İdris-i Bitlisi Tepesi olarak adlandırılması çağrısında bulundu.

LGBTI alanındaki küresel finansman

Kültürel alandaki tartışmaların bir diğer başlığını ise LGBTI alanındaki uluslararası finansman oluşturuyor.

Global Philanthropy Project'in 2023-2024 Global Resources Report'una göre dünya genelinde LGBTI konularına yönelik kamu ve vakıf finansmanı iki yıllık dönemde 861,5 milyon dolara ulaştı. Raporda 19 binden fazla hibe, 1.300'den fazla vakıf, aracı kuruluş ve şirket ile 16 bağışçı hükümet veya çok taraflı kuruluşun finansman faaliyetleri incelendi. Fonların ulaştığı kuruluşların sayısının ise 7 bin 700'ü aştığı belirtildi.

Şirketlerin Pride dönemlerinde gökkuşağı temalı logolar kullanması, reklam ve sosyal medya kampanyaları yürütmesi, ürün ve mağaza tasarımlarını değiştirmesi veya etkinliklere sponsor olması da bu alandaki kurumsal görünürlüğün başlıca örnekleri arasında yer alıyor.

Human Rights Campaign Foundation'ın 2026 Corporate Equality Index verilerine göre araştırmaya katılan 1.450 şirketin 1.033'ü LGBTI odaklı reklam veya pazarlama faaliyetleri yürüttü ya da Pride gibi etkinliklere sponsor oldu. Bu sayı araştırmaya katılan şirketlerin yaklaşık yüzde 71'ine karşılık geliyor.

NYC Pride'ın yıllık etkinliklerinin maliyetinin yaklaşık 3 milyon dolar olduğu, 2024 yılında organizasyon bütçesinin 4,1 milyon dolara ulaştığı belirtiliyor. Organizasyon yetkilileri, finansmanın yaklaşık yüzde 90'ının kurumsal desteklerden sağlandığını ifade ediyor.

Human Rights Campaign'ın 2026 Corporate Equality Index raporunda ayrıca LGBTI tüketicilerin satın alma gücü yaklaşık 1,4 trilyon dolar olarak gösteriliyor.