Yenidoğan sarılığı, yaşamın ilk günlerinde en sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biri olarak görülüyor. Bebeğin cildinde ve göz aklarında sararma ile kendini gösteren bu durum, çoğu zaman fizyolojik nedenlere bağlı olarak gelişiyor ve kısa sürede kendiliğinden düzeliyor.

Ancak bazı bebeklerde bilirubin düzeyinin hızla yükselmesi, beyin ve işitme sinirlerinde kalıcı hasara yol açabilen kernikterus tablosuna neden olabiliyor. Bu nedenle sarılığın yakından takip edilmesi ve riskli belirtilerin zaman kaybetmeden değerlendirilmesi büyük önem taşıyor.

Sarılık neden oluşuyor?

Yenidoğan sarılığının, kırmızı kan hücrelerinin parçalanması sonucu ortaya çıkan bilirubinin karaciğer tarafından yeterince hızlı işlenememesi nedeniyle geliştiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Şah İpek, yenidoğan döneminde bilirubini işleyen karaciğer enzim sistemi henüz tam olarak olgunlaşmadığından, bilirubin kanda birikerek ciltte ve göz aklarında sararmaya neden olabileceğini söyledi.

İpek, "Her sarılık tehlikeli değildir. Ancak bazı risk faktörlerinin varlığında bilirubin düzeyi kısa sürede tehlikeli seviyelere ulaşabilir. Bu nedenle özellikle yaşamın ilk günlerinde bebeklerin dikkatle izlenmesi gerekir." dedi.

Sarılığın ilk belirtilerini doğru gözlemleyin

Sarılığın genellikle önce yüz ve göz aklarında başladığını aktaran İpek, "Bilirubin seviyesi yükseldikçe sararma gövdeye, kollara ve bacaklara doğru yayılır. Sarılığın daha kolay fark edilebilmesi için bebeğin doğal ve aydınlık bir ortamda değerlendirilmesi önemlidir. Burnuna, alnına veya göğsüne hafifçe bastırılıp bırakıldığında ciltte oluşan sarı renk değişikliği de önemli bir ipucu olabilir. Özellikle koyu tenli bebeklerde sarılığı fark etmek daha zor olabileceğinden ailelerin daha dikkatli olması gerekir. Normal koşullarda sarılık, doğumdan sonraki 2-3. günlerde başlar. Zamanında doğan bebeklerde 1-2 hafta içinde, prematüre bebeklerde ise yaklaşık 3 hafta içinde düzelmesi beklenir." ifadelerini kullandı.

Anne sütü sarılığın azalmasına katkı sağlıyor

İpek, şöyle devam etti:

"Bilirubin, karaciğerde işlendikten sonra safra yoluyla bağırsaklara geçer ve dışkıyla vücuttan uzaklaştırılır. Bu nedenle bebeğin ilk günlerden itibaren sık ve yeterli beslenmesi büyük önem taşır. Özellikle anne sütü ile düzenli beslenme, bilirubinin bağırsaklardan tekrar kana geçmesini azaltarak vücuttan atılımını kolaylaştırır. Sağlıklı bir yenidoğanın günde 8-12 kez emzirilmesi beklenir. Yetersiz beslenme ise bilirubin seviyesinin yükselmesine ve sarılığın daha ağır seyretmesine neden olabilir."

Bu belirtiler varsa zaman kaybetmeden doktora başvurun

İpek, şu belirtilerden biri ya da birkaçı görüldüğünde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini kaydetti:

"İlk 24 saat içinde başlayan sarılık

Bebeğin yeterince emememesi veya beslenememesi

Sık kusma

Aşırı uyku hali ya da huzursuzluk

Sarılığın bacaklara kadar yayılması

İdrar ve dışkı sayısında belirgin azalma

Kilo kaybı

Sarılığın 2 haftadan uzun sürmesi

İdrarın çay renginde koyulaşması

Dışkının açık veya beyazımsı renkte olması

Fototerapi sonrasında sarılığın yeniden ortaya çıkması

Bu durumlarda bilirubin seviyesi ciltten ölçüm yapan cihazlarla veya kan testiyle değerlendirilir. Gerekli görüldüğünde altta yatan nedeni araştırmak amacıyla ek tetkikler planlanabilir."

Fototerapi en etkili tedavi yöntemlerinden biri

Tedavi kararının; bebeğin bilirubin düzeyi, doğum haftası, kilosu, yaşı ve ek risk faktörleri dikkate alınarak verildiğini söyleyen İpek, "Hafif vakalarda düzenli takip yeterli olurken, bilirubin seviyesinin yükseldiği durumlarda fototerapi uygulanır. Fototerapide özel mavi ışık kullanılarak bilirubin, vücudun kolayca atabileceği bir forma dönüştürülür. Tedavi sırasında bebek yalnızca bezi ve gözlerini koruyan özel bir maske ile ışık altında tutulur. Sıvı kaybı yaşanabileceği için bu süreçte bebeğin yeterli beslenmesi büyük önem taşır. Uzmanlar, fototerapinin güneş ışığı ile aynı etkiye sahip olmadığını vurgulayarak, sarılığı azaltmak amacıyla yenidoğan bebeklerin güneşe çıkarılmasının güvenli ve doğru bir yöntem olmadığının altını çiziyor. Çok ileri düzeydeki sarılık vakalarında ise kan değişimi tedavisine başvurulabiliyor. Bu yöntemle bilirubin seviyesi hızla düşürülerek beyin hasarı riski azaltılmaya çalışılıyor." dedi.

Erken tanı, ömür boyu sürebilecek hasarları önleyebilir

Yenidoğan sarılığının çoğu zaman geçici ve zararsız bir durum olsa da mutlaka sağlık profesyonelleri tarafından değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden İpek, "Anne ve baba adaylarının sarılık belirtileri konusunda bilinçlendirilmesi, erken tanı ve tedavi açısından büyük önem taşır. Ailelerin farkındalığının artırılmasıyla bilirubin yüksekliğine bağlı gelişebilecek kalıcı beyin ve işitme hasarlarının büyük ölçüde önlenebileceği unutulmamalıdır." diye ekledi.

Kaynak: İLKHA