Sonbahar aylarının gelmesiyle birlikte merada otlatılan hayvanların yeniden işletmelere alınmaya başlanması, yetiştiriciler açısından yeni bir bakım ve beslenme dönemini de beraberinde getiriyor.
Batman'da İLKHA muhabirine konuşan Veteriner Hekim Mehmet Bağışkan, bu süreçte yapılması gerekenler hakkında değerlendirmelerde bulunarak özellikle aşılama ve veteriner hekim kontrolünün önemine dikkat çekti.
Meradan ahır ortamına geçen hayvanların beslenme düzenindeki değişiklik, bağışıklık sistemleri ve genel sağlık durumları açısından dikkat edilmesi gereken bir dönem oluşturuyor.
Bu süreçte gerekli aşıların zamanında yapılması, parazitlere karşı koruyucu uygulamaların gerçekleştirilmesi ve yem değişiminin kontrollü şekilde yapılması, hayvanlarda yaşanabilecek sağlık sorunlarının ve ekonomik kayıpların önüne geçilmesinde önem taşıyor.

Mehmet Bağışkan
'Geçişler veteriner hekim kontrolünde olmalı'
Bağışkan, sonbahar döneminde hayvanların meradan gelerek besilik durumuna geçeceğini belirterek, küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık yapan yetiştiricilerin bu geçiş sürecini veteriner hekim kontrolünde yürütmesi gerektiğini söyledi.
Bağışkan, 'Sonbahar hazırlığıyla beraber hayvanlar yavaş yavaş meradan gelecekler ve besilik durumuna doğru geçecekler. Bizim hem küçükbaş hem de büyükbaş hayvancılıkta tavsiyemiz, kesinlikle bu tür geçişlerin veteriner hekim kontrolünde olmasıdır. Bunun temel nedenlerinden biri, maalesef bakteriyel ve viral hastalıklardır. Hayvanların içeri geçmesiyle beraber Türkiye genelinde hayvanlarda akciğer problemleri, mide ve bağırsak problemleri yavaş yavaş artmaya başlayacak. Bunların önlenmesi için yapılacak en önemli şeylerden biri aşılamadır.' diye belirtti.

'Meradan gelen hayvanlara aşı ve parazit uygulaması yapılmalı'
Meradan işletmelere getirilen hayvanların aşılanması ve parazitlere karşı korunması gerektiğini ifade eden Bağışkan, 'Meradan gelen bütün hayvanlarımıza mera aşıları dediğimiz 8'li, 7'li, 9'lu ve 11'li karma aşıların, özellikle de krozyalar aşılarının uygulanması ve bunun veteriner hekimlerin kontrolünde yapılması gerekiyor. Bununla beraber hayvanlar içeri girdiği için muhakkak onlara paraziter tablet yutturulması gerekiyor. Çünkü hayvanlar meradayken parazit yumurtaları alabiliyorlar. Parazitlerden kaynaklı olarak hayvanlarda gelişim geriliği ve besinden yeterince yararlanamama durumları oluşuyor. Bu da hayvanlarda kilo kaybına veya kilo alamama gibi problemlere yol açıyor.' dedi.
'Yemlerin kalitesine dikkat edilmeli'
Meradan ahıra geçiş döneminde hayvanların beslenmesinin de büyük önem taşıdığını vurgulayan Bağışkan, 'Bu geçiş sürecinde yemlerin kalitesine, yemlerin iyi değerlendirilmesine ve mümkün olduğu kadar kaliteli yemlerin kullanılmasına dikkat etmemiz gerekiyor. Yemlerle beraber mümkün olduğunca takviye gıdalar, vitaminler ve tozlar kullanılabilir. Bunlar, hayvanların sindirim sisteminde herhangi bir bozukluk olmamasını ve yeme geçişlerini daha kolay atlatmalarını sağlayabilir. Bu şekilde hayvan sahipleri, küçükbaş ve büyükbaş yetiştiricileri ile besi hayvanı alacak kişiler herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmayacaklar. Karşılaşmaları durumunda ise erken müdahale daha kolay olacak ve tedavi masrafları daha az olacaktır.' vurgusunda bulundu.

'Aşılamaya yeterince önem verilmemesi en büyük problemlerden biri'
Aşılama konusunda yetiştiricilerin daha hassas olması gerektiğini dile getiren Bağışkan, konuşmasına şöyle devam etti:
'Maalesef bizim en büyük problemlerimizden biri, bu geçiş dönemlerinde aşı yapılmaması ve aşıya yeterince önem verilmemesidir. Buna bağlı olarak Türkiye'de ciddi oranda enfeksiyonlar oluşuyor ve hayvan ölümleri gerçekleşiyor. Mortalitesi ve morbiditesi yüksek olan hastalıkların, özellikle şap hastalığının, geçtiğimiz yıl ülkemizde ciddi kayıplara yol açtığını gördük. Hem ekonomik olarak hem de hayvan sayısı bakımından yaşanan bu kayıplar, küçük yetiştiricileri de ciddi şekilde mağdur ediyor.'
'Küçük aile işletmelerine destek çağrısı'
Küçük aile işletmelerinin hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından önemli olduğunu belirten Bağışkan, 'Küçük aile işletmelerinin devamlılığı için de çeşitli destekler sağlanabilir. Küçük ölçekte faizsiz krediler verilebilir ve bu işletmelerin desteklenmesi sağlanabilir. Bizim bu noktadaki acizane tavsiyemiz, devlet büyüklerinin ve özellikle tarımla ilgilenen, bu alanın finansörlerinin küçük aile işletmelerine daha fazla destek vermesidir. Küçük aile işletmelerinin temel problemlerinden biri gıda ve yem fiyatlarının pahalı olmasıdır. Bugün hayvan yemi, süt yemi ve besi yeminin torbası bin liradan fazla. Bunun üzerine bir de KDV geldi. Normalde yüzde sıfır, yüzde 0,1 veya yüzde bir olan KDV bugün yüzde 20 seviyesinde. Bu da yem fiyatlarının artmasına neden oldu.' diye konuştu.
'Yem fiyatlarındaki artış küçük işletmeleri zorluyor'
Yem fiyatlarındaki artışın özellikle küçük ölçekli hayvancılık işletmeleri üzerindeki etkisine değinen Bağışkan, üreticinin gelir-gider dengesinin bozulduğunu söyledi.
Bağışkan, 'Bu durum hem besiciyi hem de süt üreticisini, özellikle de küçük aile işletmelerini zorluyor. Örneğin bir kişinin bir veya iki hayvanı var. Daha önce 500 liraya aldığı yemi bugün bin 500 liraya alıyorsa, sütünü kaça satacak? Maalesef son dönemde süt fiyatı 28,5 TL olarak açıklandı. Bu fiyatla satılan sütün kârı kalmayabiliyor. Bu da küçük aile işletmelerinin belini büküyor. Bizim önerimiz, faizsiz kredilerin açılması ve bununla beraber küçük ve orta ölçekli işletmelere hayvan desteği sağlanmasıdır. Ancak bu desteğin kaliteli hayvanlarla yapılması gerekiyor. Maalesef bazen hayvanlar ihale ediliyor ve bazı kişiler güzel hayvanları alırken kötü hayvanlar küçük aile işletmecilerine kalabiliyor. Bunların daha düzenli ve takipli bir şekilde yapılması gerekiyor.' dedi.

'Hayvancılıkta devamlılığı küçük işletmeler sağlıyor'
Küçük işletmelerin hayvancılık sektörünün devamlılığı açısından önemli olduğunu belirten Bağışkan, 'Ülkenin kalkınmasını sağlayacak unsurlardan biri küçük işletmelerdir. Çünkü büyük işletmeler kâr-zarar amacıyla hareket eder. Zarar ettiği zaman işletmeyi kapatabilir. Bu da ekonomik ölçekte ülkeye zarar verir. Ancak küçük işletmeler, daha az kazançla da olsa işletmelerini devam ettirmeye çalışırlar. Hayvan sayısını korumuş oluruz. Maalesef şu anda hayvanlar küçük işletmelerden büyük işletmelere doğru akıyor. Büyük işletme büyük zarar ettiği zaman bir anda işletmesini kapatabiliyor. Ancak küçük işletmeler böyle değil. Hayvancılıkta devamlılığı, hayvan sayısının korunmasını ve artırılmasını sağlayan temel unsurlardan biri küçük işletmelerdir. Bu noktada devlet büyüklerinin, Tarım ve Orman Bakanlığının ve bu alanda çalışan finansörlerin dikkatli olması gerekiyor. Küçük işletmelere ciddi destek verilmesi gerekiyor. Bunun faydasını bugün değil ama yarın göreceğiz.' ifadelerinde bulundu.
'Büyükbaş hayvanlarda aşılama daha fazla önemsenmeli'
Bağışkan, küçükbaş hayvanlarda aşılama konusunda yetiştiricilerin daha bilinçli olduğunu ancak büyükbaş hayvanlarda aynı hassasiyetin yeterince oluşmadığını belirterek, aşılamanın ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, 'Küçükbaş hayvanlarda Türkiye'de aşılama konusunda halkın ciddi anlamda talepleri var. Çiçek aşısı, veba aşısı, şap aşısı ve karma aşılar konusunda bilinç daha iyi durumda. Ancak büyükbaş hayvanlarda maalesef bu aşılama sistemini bir türlü tam anlamıyla oturtamadık. Büyükbaş hayvanlarda kayıp da büyük oluyor. Bugün bir boğanın kaybedilmesi yaklaşık 300 bin TL'lik bir kayıp anlamına gelebiliyor. Bu da milli servetten gidiyor. O noktada yetiştiricilerimize tavsiyemiz; veteriner hekimlerin kontrolünde, onlara danışarak bu geçiş sürecini nasıl daha kolay ve kayıpsız atlatabileceklerini öğrenmeleridir. Mutlaka veteriner hekim arkadaşlarımıza danışsınlar.' diye konuştu.





