İç Hastalıkları (Dâhiliye) Uzmanı Dr. Ahmet Nas, şeker hastalığının belirtileri, risk faktörleri, tedavi süreci ve hastalığın vücutta oluşturabileceği sağlık sorunları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Hareketsiz yaşam ve stresin diyabetin yaygınlaşmasında etkili olduğunu belirten Nas, erken değerlendirme, düzenli doktor kontrolleri ve önerilen tedaviye uyulmasının önemini vurguladı.

Diyabetin erken dönemde fark edilmesi, hastalığın kontrol altına alınması ve ilerleyen süreçte oluşabilecek sağlık sorunlarının önlenmesi açısından önem taşıyor. Uzmanlar, belirtilerin göz ardı edilmemesi ve düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Nas

'Şeker hastalığı hangi belirtilerle ortaya çıkıyor?'

Batman'da özel bir hastanede görev yapan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Nas, şeker hastalığının belirtilerine ve görülme sıklığındaki artışa ilişkin açıklamalarda bulundu.

Nas 'Şeker hastalığı, genellikle ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, kilo kaybı, halsizlik ve baş dönmesi gibi şikâyetlerle kendini gösterir. Bu tür belirtileri yaşayan kişilerin mutlaka doktora başvurması önem arz etmektedir. Çünkü şeker hastalığı, çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biri hâline gelmiştir. Sanayileşme ve iletişim çağının getirdiği yaşam koşullarıyla birlikte şeker hastalığının görülme oranı da belirgin şekilde artmaktadır. Bu durum, insanların daha az hareket etmesine ve daha fazla strese maruz kalmasına neden olmakta, her iki etken de şeker hastalığının yaygınlaşmasına yol açmaktadır.' dedi.

'Belirtilerle karşılaşıldığında mutlaka doktora başvurulmalı'

Şeker hastalığının farklı belirtilerle kendini gösterebildiğini belirten Nas 'Özellikle ağız kuruluğu, sık acıkma, aniden yemek yeme veya tatlı tüketme isteği, kilo kaybı, sık idrara çıkma, halsizlik ve baş dönmesi şeker hastalığının belirtileri arasında yer almaktadır. Bu tür belirtilerle karşılaşıldığında mutlaka doktora başvurulması gerekmektedir.' ifadelerini kullandı.

'Şeker hastalığı her yaşta görülebiliyor'

Diyabetin belirli bir yaş grubuyla sınırlı olmadığını vurgulayan Nas, hastalığın çocukluk döneminden ileri yaşlara kadar görülebildiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

'Şeker hastalığı için herhangi bir yaş sınırı bulunmamaktadır. Hastalık, sıfır yaşından ileri yaşlara kadar her dönemde görülebilmektedir. Özellikle çocukluk çağında Tip 1 diyabetle karşılaşılmakta ve bu hastaların sürekli insülin kullanması gerekmektedir. İlerleyen yaşlarda ise hem Tip 1 hem de Tip 2 diyabet görülebilmektedir. Tip 2 diyabette genellikle tablet tedavisi uygulanmakta, ancak hastalığın ilerleyen aşamalarında insülin ihtiyacı da ortaya çıkabilmektedir.'

'Gizli şeker ne anlama geliyor?'

Toplumda sık kullanılan gizli şeker ifadesinin ne anlama geldiğine ilişkin açıklamalarda bulunan Nas, bu kavramın diyabet riski taşıyan kişiler için kullanıldığını belirtti.

Nas 'Gizli şeker, toplumda kullanılan bir tabirdir ancak tıpta bu isimle tanımlanan ayrı bir hastalık terimi bulunmamaktadır. Bu ifade, şeker hastalığı henüz oluşmamış ancak diyabet riski taşıyan kişiler için kullanılabilmektedir. Bazen hastalar, kendilerine şeker hastalığı tanısı konulmuş olmasına rağmen gizli şekerlerinin olup olmadığını sorabilmektedir. Ancak şeker hastalığı tanısı konulmuş bir kişinin aynı zamanda gizli şeker taşıdığından söz edilemez. Gizli şeker ifadesi, hastalığın erken aşamalarını anlatmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu dönemde kişilerde sık acıkma, aniden yemek yeme isteği ve şekerlerinin düştüğünü hissetme gibi şikâyetler görülebilmektedir. İlerleyen süreçte ise ağız kuruluğu, sık idrara çıkma ve kilo kaybı gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir.' dedi.

'Yaşam tarzı değişiklikleri riskin azaltılmasına yardımcı olabilir'

Diyabet riskinin erken dönemde değerlendirilmesinin önemine dikkat çeken Nas 'Bu tür şikâyetlerle karşılaşıldığında doktora başvurulması ve gerekli değerlendirmelerin yapılması gerekmektedir. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde diyabet riski zamanla gerçek anlamda şeker hastalığına dönüşebilmektedir. Bu nedenle kişinin ilaç veya medikal tedaviye ihtiyaç duyup duymadığının belirlenmesi önemlidir. Bazı durumlarda yalnızca yaşam tarzı değişiklikleriyle de riskin azaltılması mümkün olabilmektedir.' ifadelerini kullandı.

'Şeker hastalığı ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor'

Şeker hastalığının ihmal edilmesi durumunda çeşitli organ ve sistemlerin zarar görebileceğini belirten Nas, hastaların kendilerini iyi hissettikleri için tedaviyi bırakmalarının yanlış olduğunu vurguladı.

Nas 'Şeker hastalığının ihmal edilmesi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Özellikle ilaç kullandığı için şikâyetleri azalan bazı hastalar, kendilerini iyi hissettikleri gerekçesiyle ilaçlarını bırakabilmektedir. Ancak şeker hastalığı genellikle sinsi ilerleyen bir hastalıktır ve belirtilerin azalması, hastalığın kontrol altına alındığı anlamına gelmemektedir. Şeker hastalığı; görme kaybına, kalp hastalıklarına, sinir hasarına ve böbrek fonksiyonlarının bozulmasına neden olabilmektedir. Ayrıca sinir sistemi dâhil olmak üzere vücuttaki birçok organı ve sistemi etkileyebilmektedir.' dedi.

'Düzenli kontroller ve tedavi büyük öneme taşıyor'

Şeker hastalarının tedavilerini aksatmaması ve doktor tavsiyelerine uyması gerektiğini belirten Nas, düzenli kontrollerin önemine dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı:

'Bu nedenle hastaların kendilerini iyi hissetseler bile düzenli kontrollerini yaptırmaları, doktorlarının önerdiği tedaviye uymaları ve ilaçlarını kendi kararlarıyla bırakmamaları gerekmektedir. Şeker hastalığının diğer organlar üzerindeki etkileri de göz önünde bulundurularak herhangi bir şikâyet ortaya çıkmadan önce belirli aralıklarla doktora başvurulmalı ve gerekli kontroller ihmal edilmemelidir.'

Kaynak: İLKHA