Siirt Hukukçular Derneği Başkanı Diyaeddin Temiz, dernek adına yaptığı basın açıklamasında "Terörsüz Türkiye" sürecinin hukuk, toplumsal güven, millî birlik ve beraberlik temelinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Terör meselesinin yalnızca güvenlik veya hukuk başlığı altında değerlendirilemeyecek, uluslararası, jeopolitik, ekonomik, sosyal, askerî ve siyasi boyutları bulunan çok katmanlı bir mesele olduğunu ifade eden Temiz, "Bu nedenle bugün gelinen noktayı da bütün yönleriyle ele almak gerekir. Terörün en ağır bedelini, canlarını vatan uğruna feda eden şehitlerimiz, kahraman gazilerimiz, fedakâr güvenlik güçlerimiz ve terörün doğrudan hedefi olan masum vatandaşlarımız ödemiştir. Şehitlerimizin hatırasına ve emanetlerine sahip çıkmak, gazilerimizin ve terörden zarar gören vatandaşlarımızın hassasiyetlerini gözetmek ortak sorumluluğumuzdur. Bununla birlikte, bu acı tablonun ilelebet sürmesini kabullenmek de milletimizin menfaatine uygun değildir." dedi.

"Güvenlik ile hukuk birbirinin alternatifi değil"

Türkiye'nin kritik bir coğrafyanın merkezinde bulunduğuna dikkat çeken Temiz, "Güvenlik risklerinin ve mücadele alanlarının daraltılması stratejik önem taşıyor. Böyle bir dönemde ihtiyaç duyduğumuz güçlü Türkiye, yalnızca askerî kapasitesi yüksek bir ülke değil, güvenliği, ekonomisi, demokrasisi, hukuk düzeni ve millî birlik ve beraberliği güçlü bir Türkiye'dir. Terörle mücadelede elde edilen güvenlik başarısının kalıcı hâle gelmesi, yalnızca örgütsel kapasitenin ortadan kaldırılmasına değil, aynı zamanda vatandaşların devlete, hukuka ve ortak geleceğe duyduğu güvenin güçlendirilmesine bağlıdır. Bu nedenle güvenlik ile hukuk, kalkınma ile toplumsal bütünleşme birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak görülmelidir." ifadelerini kullandı.

"Hukuktan ve demokratik ilkelerden ödün verilmemeli"

Bölgenin şehirleşmeden eğitim ve sağlığa, tarımdan sanayi ve turizme kadar tüm imkânlarının geliştirilmesi ve gençlere istihdam ile gelecek sunulması gerektiği belirtilen Temiz, "Terörle mücadele edilirken, terörün istismar edebileceği sosyal ve ekonomik zeminin de ortadan kaldırılması gerekir. Hukukçular derneği olarak bu konudaki görüşlerimizi 2 Ekim 2025 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuna yaptığımız sunumda da açıkça ifade etmiştik. Terörün tamamen sona erdirilmesini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kalıcı huzura kavuşmasını hedefleyen süreci desteklediğimizi; ancak sürecin kamu vicdanını zedelemeden, şehitlerimizin ve gazilerimizin hassasiyetleri gözetilerek, toplumsal psikoloji dikkate alınarak, demokratik ilkelerden ve hukuktan ödün verilmeden yürütülmesi gerektiğini belirtmiştik. Devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ile üniter yapısı konusunda hiçbir tereddüde mahal verilmemesi de vazgeçilmez bir ilkedir." şeklinde konuştu

"Hukuk güvenliği konusunda tereddüde yer bırakılmamalı"

Meclis'in kabul ettiği çerçeve kanunla birlikte sürecin yeni bir aşamaya girdiğini ifade eden Temiz, "Düzenlemenin maddelerinin hukukçular, siyasi partiler ve toplumun farklı kesimleri tarafından tartışılması son derece tabiidir. Hukuk, tartışarak, istişare ederek ve gerektiğinde eksikleri gidererek gelişir. Ancak bu aşamada asıl mesele yalnızca yapılanları eleştirmek değil, atılacak adımların doğru, öngörülebilir ve adil olmasına katkı sunmaktır. Daha önce ifade ettiğimiz gibi hukuki düzenlemeler toplumsal güveni takip etmeli, toplumsal güvenin önüne geçmemelidir. Kanunların nasıl uygulanacağı, düzenlemelerin hangi sırayla hayata geçirileceği ve toplumsal güvenin nasıl korunacağı, en az kanun metinleri kadar önemlidir. Acelecilikten de rehavetten de kaçınılmalı; devlet kararlılığını korurken hukuk güvenliği konusunda tereddüde yer bırakılmamalıdır." önerisinde bulundu

"Terörün sona ermesi milletimizin tamamının ortak kazanımı olacaktır"

Terörün bütün unsurlarıyla sona erdirilmesine yönelik süreç tavizsiz biçimde yürütülürken toplumsal bütünleşmeyi güçlendirecek adımlar da kararlılıkla atılmalıdır." diyen Temiz, "Bu mesele günlük siyasi tartışmaların ve karşılıklı suçlamaların konusu hâline getirilmemelidir. Çünkü terörün sona ermesi herhangi bir siyasi partinin değil, milletimizin tamamının ortak kazanımı olacaktır. Böylesine hassas dönemlerde itidal, sükûnet ve sağduyu büyük önem taşır. Toplumu kutuplaştırmaya, duyguları istismar etmeye ve provokasyon üretmeye çalışanlara fırsat verilmemelidir. Farklı görüşler demokratik olgunluk içinde tartışılmalı; ayrışmayı değil kardeşliği, öfkeyi değil aklı, hukuku ve vicdanı büyüten bir dil benimsenmelidir." dedi.

"Terörsüz Türkiye hedefi milletimizin ortak hedefidir"

Temiz, "Hukukçular derneği olarak, üyelerimiz, akademisyenlerimiz, komisyonlarımız ve ülkemizin ve dünyanın dört bir yanındaki temsilcilerimizle yapılacak hukuki düzenlemelere, mevzuat çalışmalarına ve yapıcı istişare süreçlerine katkı sunmaya hazırız. Doğru yapılan işlerin yanında durur, eksik gördüğümüz hususlarda hukuk içinde görüşümüzü ifade eder, ihtiyaç duyulduğunda çözüm üretmek için sorumluluk alırız. Terörsüz Türkiye hedefi, milletimizin ortak hedefidir. Temennimiz; annelerin gözyaşı dökmediği, çocukların öksüz kalmadığı, eşlerin dul kalmadığı, hiçbir ocağa ateş düşmediği bir Türkiye'dir. Güçlü, huzurlu, müreffeh ve terörden tamamen arındırılmış bir Türkiye’ye hukukun üstünlüğünden, adaletten, millî birlik ve beraberliğimizden ve devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünden taviz vermeden ulaşmak hepimizin ortak sorumluluğudur." şeklinde sözlerini tamamladı.

Kaynak: İLKHA