Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) basın toplantısı düzenleyen HÜDA PAR Sözcüsü ve Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, gençlerin kültürel kuşatma ve ahlaki erozyon tehdidi altında olduğunu belirtti. Dijital platformlar aracılığıyla ahlaksızlığın normalleştirildiğini vurgulayan Ramanlı, özgürlük söylemi altında değerlerin aşındırılmasına karşı hukuki ve toplumsal tedbirlerin artırılması çağrısında bulundu. Ramanlı, ayrıca ABD’nin bölgedeki askeri yığınağının yeni çatışma risklerini beraberinde getirdiğini ifade etti.

“Dijital platformlar aracılığıyla ahlaksızlık normalleştiriliyor, aile kurumunu değersizleştiriliyor”

Gençliğin ciddi bir kültürel kuşatma altında olduğuna dikkat çeken Ramanlı, “Özellikle okullarda öğretmenler tarafından tavsiye edilen '100 Temel Eser' mutlaka ehil kimseler tarafından kontrol edilmelidir. Wattpad’e erişim 2024 yılından itibaren engellenmişse de bazı yöntemlerle bu engeller aşılabilmektedir. Dijital platformlar ve popüler yayınlar aracılığıyla yayılan bazı içerikler; masumiyet perdesi altında ahlaksızlığı normalleştirmekte, gayrimeşru ilişkileri özendirmekte ve aile kurumunu değersizleştirmektedir.” ifadelerini kullandı.


“Gençliğine sahip çıkmayan bir toplum, geleceğini başkalarının ellerine teslim etmiş demektir”

Gençlere tavsiye edilen bazı popüler kitaplarda müstehcenliğin sıradanlaştırıldığı ve gayrimeşru ilişkilerin romantize edildiği tehlikesine dikkat çeken Ramanlı, “Bu içerikler hiçbir filtreye tabi tutulmadan gençlerimizin zihnine ve kalbine ulaşmaktadır. Özgürlük adı altında ahlaki çöküşe göz yummak; özgürlük değil, sorumsuzluktur. İnanç ve kültür değerlerimize göre neslin korunması temel hedeflerden biridir. Gençliği ifsada sürükleyen her unsur karşısında tedbir almak meşrudur, gereklidir ve ertelenemez bir sorumluluktur. Güçlü toplumlar, değerlerini koruyan nesillerle ayakta kalır Gençliğine sahip çıkmayan bir toplum, geleceğini başkalarının ellerine teslim etmiş demektir.” diyerek tüm velileri, eğitimcileri ve sivil toplum kuruluşlarını harekete geçmeye davet etti.

Dezenformasyon ve itibar suikastlarına karşı kimlik doğrulaması önerisi

Açıklamalarında dijital sorumluluk konusuna da değinen Ramanlı, sosyal medyanın yalnızca bir iletişim aracı değil; algıların ve toplumsal gündemin şekillendiği bir mecra olduğunun altını çizdi. Çocukların zararlı içeriklere ve siber zorbalığa maruz kaldığını belirten Ramanlı, “Diğer taraftan, dezenformasyonun bilinçli ya da bilinçsiz şekilde yayılması, toplumsal kutuplaşmayı artırmakta; anonim hesaplar üzerinden gerçekleştirilen itibar suikastları temel hakları tehdit etmektedir. Bu nedenle hem hukuki hem de teknik altyapının güçlendirilmesi; kimlik doğrulama ve hesap verebilirlik mekanizmalarının yaygınlaştırılması önem arz etmektedir.” dedi.

“Sosyal medya platformlarının daha etkin denetlenmeli”

Dijital okuryazarlığın erken yaşta kazandırılması gerektiğine vurgu yapan Ramanlı, “Ailelere yönelik rehberlik çalışmalarının artırılmalı ve sosyal medya platformlarının daha etkin denetlenmesi gerekmektedir. Özgürlük alanını koruyan ancak sorumluluğu önceleyen dengeli bir yaklaşım, daha güvenli ve sağlıklı bir dijital toplumun inşasına katkı sağlayacaktır.” şeklinde konuştu.

“ABD, bölgeyi topyekûn bir çatışmaya sürüklemek istiyor”

Dış politikaya dair de uyarılarda bulunan Serkan Ramanlı, ABD'nin 2003'ten bu yana bölgeye en büyük silah sevkiyatını gerçekleştirdiğine işaret etti. Siyonist rejimin son iki yıl içinde dört ayrı ülkeyi hedef alan saldırılarına dikkat çeken Ramanlı, “ABD’nin askerî yığınağı artırması, bölgenin topyekûn bir çatışma alanına sürüklenmek istendiğini ortaya koymuştur.” dedi.

“Bölge ülkeleri, topraklarını ve hava sahalarını başka güçlerin çatışma projelerine açmamalı”

ABD'li yetkililerin siyonistlerin Nil'den Fırat'a uzanan "Arz-ı Mev'ud" (Vadedilmiş Topraklar) hayaline verdiği desteğin tüm bölge halklarını tehdit ettiğini vurgulayan Ramanlı, şu çağrıda bulundu:

"Bölge ülkeleri ortak bir irade ortaya koymalı, topraklarını ve hava sahalarını başka güçlerin çatışma projelerine açmamalıdır. Bölgedeki askerî üslerin varlığı barışa değil, gerilime hizmet etmektedir. Ülkeler, egemenlik haklarını kullanarak bu üsleri gözden geçirmeli; karadan ve havadan bölgenin ateşe sürüklenmesine izin vermemelidir. Kalıcı güvenliğin yolu, emperyalist Batı’ya bağımlılıktan değil; bölgesel dayanışmadan, ortak savunma bilincinden ve kararlı bir karşı duruştan geçmektedir."

Kaynak: İLKHA