Diyarbakır'ın Karacadağ bölgesinde, kayalık arazilerde büyük emeklerle yetiştirilen Karacadağ pirinci, çiftçilerin yoğun çalışmalarıyla hasat ediliyor.
Su kanallarının kazılmasından çeltiğin ekimine, sulama ve oraklarla biçime kadar birçok aşamadan geçen üretim sürecinde aynı alanda yaklaşık 100 kişi çalışıyor. Üreticiler, atalarından miras kalan pirinç yetiştiriciliğini sürdürürken yaşadıkları zahmetin ürünün hasadıyla birlikte sevince dönüştüğünü ifade ediyor.
Karacadağ bölgesindeki taşlık araziler, pirinç üreticilerinin hasat sürecini zorlaştırıyor. Biçerdöverlerin tarlalara girememesi nedeniyle çiftçiler, çeltikleri oraklarla elle biçiyor. Üreticiler, tarla yollarının yapılması durumunda hasat sürecinin daha kolay gerçekleştirilebileceğini belirtiyor.
'Sabah namazını kılıp tarlaya geliyoruz'

Murat Akbaş
Karacadağ bölgesinde yaklaşık 300 dönüm alana pirinç ektiklerini belirten çiftçi Murat Akbaş, üretim sürecinin büyük emek gerektirdiğini söyledi.
Akbaş 'Nisan ayından başlayıp bu mevsime kadar çalışıyoruz. Önce kazma ve küreklerle su kanalları açıyoruz. Ardından çeltikleri, yani tohumu serpiyoruz. Yaklaşık 300 dönüm alana pirinç ekmişiz. Buraya gelmek için yarım kilometre yürüyoruz. Sabah namazına kalkıyoruz, namazımızı kılıyoruz, kahvaltımızı yapıyoruz ve ardından tarlaya geliyoruz. Akşam saat 18.00 gibi eve dönüyoruz. Bildiğiniz gibi suyun içinde çalışıyoruz. Ayakkabılarımızın içi hep suyla doluyor. Günde 2 kıyafet değiştiriyoruz. ' ifadelerini kullandı.
'Biçerdöver giremeyince hasadı elle yapıyoruz'
Tarlalara yol bulunmaması nedeniyle biçerdöverlerin ulaşamadığını belirten Akbaş 'Yol olmadığı için biçerdöver buraya gelemiyor. Mecburen bütün tarlayı oraklarla topluyoruz. Yol olsa ve biçerdöverler tarlaya gelse bizler de bu zahmeti çekmeyiz. Yaklaşık 100 kişi şu an bu tarlada çalışıyor. 20 yaşından tutun 60 yaşına kadar çalışan var bu tarlada.' dedi.
'Dedelerimizden miras olduğu için bırakamıyoruz'

Hüseyin Akbaş
Çiftçilerden Hüseyin Akbaş ise pirinç üretimindeki en büyük zahmetlerden birinin ilkbaharda çamurlu arazide çalışmak olduğunu dile getirdi.
Akbaş, pirinç yetiştiriciliğinin nesilden nesile aktarıldığını ifade ederek şöyle konuştu:
'Bu işin en büyük zahmeti ilkbaharda gelip burada çamurda çalışmaktır. 2 haftaya yakın çamurda çalışıyoruz. Bu işin güzelliği ise hasadı hep beraber kaldırmak. Atalarımızdan bu yana bu işi yapıyoruz. Dedelerimizden gelmiş, biz de devam ediyoruz. Taşlık olduğu için biçerdöver giremiyor. Bundan dolayı hepsini elle topluyoruz. Suyu kanallar kazarak buraya getiriyoruz. Biz oraklarla kesiyoruz, ondan sonra kadınlar gelip bir araya getiriyor. Ardından fabrika süreci başlıyor. Yaklaşık 1 ay boyunca bunun zahmetini çekiyoruz. Bu zahmete değmiyor ama dedelerimizden miras olduğu için bırakamıyoruz.'
'Kardeşçe ve hep beraber gelip burada çalışıyoruz'

Selman Akbaş
Üreticilerden Selman Akbaş, pirinç yetiştiriciliğinde kanal açma, ekim ve sulama aşamalarının yoğun emek gerektirdiğini söyledi.
Çalışmalarını ilahiler eşliğinde ve dayanışma içerisinde yürüttüklerini aktaran Akbaş 'Birçok zahmeti var bu işin. Küreklerle gelip kanal açmak en büyük zahmetlerden biri. Kanallar kazıldıktan sonra çeltiği atıyoruz. 6-7 ay boyunca suluyoruz. Oraklarla topladıktan sonra hepsini bir araya getiriyoruz. Fabrikaya gidene kadar birçok yoldan geçiyor pirinç. Çamurun içindeyiz. İlahiler eşliğinde, kardeşçe ve hep beraber gelip burada çalışıyoruz.' şeklinde konuştu.
'130 yıldır bizim bu bölgede pirinç hasadı var'

Celal Akbaş
Celal Akbaş ise bölgede yaklaşık 130 yıldır pirinç hasadı yapıldığını belirterek, bu geleneği babaları ve dedelerinden devraldıklarını söyledi.
Çocukluğundan beri tarlalarda pirinç hasadına katıldığını ifade eden Akbaş 'Hatırlıyorum, ben 7 yaşındayken bu tarladan pirinç hasat ediyorduk. 130 yıldır bizim bu bölgede pirinç hasadı var. Babalarımız ve dedelerimizden sonra bizler de ekmeye devam ettik. Bizler bugün bu pirincin hasadını yapıyoruz. Pirinç, bir hafta kuruması için yerde bırakılacak. Daha sonra kadınlar gelip üst üste toplayacaklar. Buradan alıp biçerdöverlere vuruyoruz. Biçerdövere vurduktan sonra da yine bir hafta boyunca yerde kuruması için bırakıyoruz. Kuruyan çeltiği kamyonlara doldurup fabrikalara gönderiyoruz. Fabrikada elendikten sonra kendimiz arasında pay ediyoruz.' dedi.
'Bazı aileler yılda 20 torba pilav tüketiyor'
Akbaş, hasat sonrası üründen elde edilen pirincin tadına bakmanın bütün zahmeti unutturduğunu dile getirerek 'Karacadağ pirincinin lezzetli olmasının sırrı taşlıklar arasında yetişmesi. Toprağı çok verimli. Suyu doğal ve serindir. Yıllardan beridir Karacadağ pirinci isim yapmış. Biz yılda yaklaşık 10 torba tüketiyoruz. Bazı aileler yılda 20 torba da tüketiyor. İsteyen Karacadağ pirincini alabiliyor. Bizler her yere sevk ediyoruz. Ürünü kaldırdığımız zaman ve o pirincin tadına baktığımız zaman bütün zahmete değdiğini söylüyoruz. Geçen sene suyun olmayışından ve kurak geçmesinden dolayı pek verim alamadık. Bu sene verim iyi.' ifadelerini kullandı.



